SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

2. El bile değilmişiz(!)

Yazının Giriş Tarihi: 27.02.2012 10:30

2006 Eylül ayında, benimle birlikte Burhan Narınç ve İdris Akın'ın kurduğu 16mm Sinema Atölyesi'nin sonuna geldik.

6 yılda 30'dan fazla kısa film, 5 belgesel, bir de uzun metraj sinema filmi çıkardık bu atölyeden. Uluslar arası birçok festivalde kentimizi ve ülkemizi tanıtmaya çalıştık, ne Bursa'ya, ne de Türkiye'ye kendimizi kabul ettiremedik. Bunca yıldır akıntıya kürek çekmişiz, boş yere emek harcamışız, en çok da bu yaralıyor bizi.

Son olarak Ankara'dan gelen bir haber tüm enerjimizi tüketti.

5 yıldır Ankara'da gerçekleştirilen ve popüler festivaller tarafından değer görmemiş kısa filmlere izleyiciyle buluşma fırsatı tanıyan Uluslararası 2. El Film Festvali'nin bu yıl uzun metraj filmleri de içerdiğini ve temasının da futbol olduğunu öğrendik. Bunun üzerine, kısa filmlerimizle birlikte, 3 Eylül 2010'da Vizyona soktuğumuz yüzde 95'ini parasız çektiğimiz "Adı Aşk Bu Eziyetin" filmini de yolladık!

Buraya kadar her şey normal. Bir film festivali, filmlerle amacına ulaşır. Maksat, malum festivaller tarafından değer görmemiş, çoğu da düşük bütçeli filmleri izleyici ile buluşturmak.

Bence de takdire şayan bir düşünce. Hatta web siteleri http://ikincielfestivali.org'da yaptıkları tanıtımda da bu noktaya değinmişler ve amaçlarını gayet net belli etmişler!

Biz de, bu amaca uygun olan, birçok festivalden umduğu alkışı görmeyen, üzerine Sinemasal Gerçekçilik/2010 Manifestosunu yazdığımız filmimizin hiç olmazsa bu festivalden takdir bulacağını umduk. Fena halde yanıldık...

Saflık işte...

Festivalin programı yapılmış, filmimiz 3 Mart 2012 Cumartesi saat 15:00-17:00 saatlerinde gösterilecekmiş, ama bize haber veren yok. Rastlantıyla programı öğreniyoruz. Festival programın yakından incelediğimizde de, bize neden haber verilmediğini daha iyi anladık.

Festival için neredeyse her filmin yönetmeni, yapımcısı ya da oyuncuları davet edilmiş, söyleşi konulmuş. Birçoğu da İstanbul'dan olan konuklar için uçak biletleri vs vs.. Bir tek "Adı Aşk Bu Eziyetin" filminin ekibi unutulmuş ya da yok sayılmış!

Aslında bu tarz tercihlere pek aldırış etmem. Ancak, bir tek sizin filminizin ekibinin göz ardı edildiğini gördüğünüzde, böyle bir festivalden bile dışlandığınız hissine kapılmanıza neden oluyor. Hele ki, festivalin ruhuyla örtüşen bir proje yaptığınıza inandığınız halde, böyle bir muameleye maruz kalmanızın üzüntüsü anlatılmaz!

Bu durum karşısında, filmimizin yasal sahibi, yapımcımız Logos Fillm/Mehmet Ali Arslan ile yaptığım görüşme sonucu. Festivalden çekilme kararı aldık! Bununla ilgili de, önce festival komitesine bir mail attık. Sonra da "2. El Film Festivali'nden filmimizi çektik, çünkü..." başlığıyla resmi sitemizde bir açıklama yayınladık.

Kamuoyuna yaptığımız bu duyurudan sonra 2. El Film Festivali komitesinden, bu davranışlarıyla alakalı bir açıklama beklersiniz değil mi?

Tıss yok...

Ne bir mail, ne bir telefon, ne de her hangi bir açıklama olmadan, filmimizi gösterim programından çıkarmışlar, sağ olsunlar(!)

Üzücü... Çok da şaşırtıcı.

Hem 2. El Film Festivali yapacaksınız, uzun metrajlar için temanızı futbol olarak belirleyeceksiniz, futbol konusu içermeyen filmleri ve yönetmenlerini davet edeceksiniz ama festivalinizin ruhuna en uygun filmin yapımcı ve yönetmenini yok sayacaksınız. Bir festival, ancak bu kadar kendi içinde çelişebilir!

Aslında öteki filmlerin de sizin yanınızda yer almasını ve bu ayrıcılığa tepki vermesini çocukça bir duyguyla beklersiniz ya! Yine yanılırsınız, Zira yalnızsınız...

Yaptığınız iş, emeğiniz, enerjiniz, beş para etmez, yoksunuzdur!

İstanbul dışında sinema yapmaya kalkıştığınız için görülmeyen bir güç(!) cezalandırır sizi!

İstanbul'un yörüngesindeki Ankara da böyledir, Antalya da, İzmir, Adana veya Malatya...

Sağ olsunlar Bursalı hemşerilerimiz organizasyonlarını (İpek Yolu Film Festivali'ni) kendi kendilerine yok ettikleri için... Geriye ne kaldı ki!

Babamın serzenişi kulaklarımda, "Ne oldu da film yaptın ha, ne oldu? Aldın mı boyunun ölçüsünü?"

Haklısın be babam. Otur oturduğum yerde. Oturmak varken, ne işim var, sinema, film, sanat yapmak bana mı kaldı? İstanbul var! Bak, Bursa BŞ Belediyesi Karagöz Sinema atölyesi açarak, 16mm Sinema Atölyesi'ni de çökertmiş(!) Katılım ve talep bitmiş, reva görülen budur işte!

Sen misin Bursa'da sinema yapan?

İtiraf ediyorum, evet ben, biz...

Biz yaptık, o kısa filmleri, atölye çalışmalarını, uzun metraj "Adı Aşk Bu Eziyetin" filmini biz yaptık, asla da pişman değiliz!

Hatta, utanmadık, geçenlerde (sömestr tatilinde) Tarım Meslek Lisesi'nden 6 öğrencinin katılımıyla 25. Dönem çalışmasını da tamamladık.

Herkese inat, kadına şiddeti irdeleyen umutsuzluk temalı NEVMİD adlı 8 dakikalık bir kısa film çektik hep birlikte...

Bu çarpıcı kısa filmin ve atölyenin son (final) galası 2 Mart Cuma akşamı saat 19:00'da Ördekli Kültür Merkezi'nde, 16mm Sinema Atölyesi çalışmalarını üzülerek de olsa bitiriyoruz.

Kıyısından köşesinden İnSanat'a bulaşmış olan, sinemayı seven ya da sevmeyen, bu satırları okuyan herkesi, ücretsiz olan bu etkinliğimize bekliyoruz.

Biz bu kentte sinema yapılabileceğini kanıtlamak üzere bir mum yaktık, 6 yıldır mumu sönmeden diri tutmaya çalıştık. Yaktığımız bu muma hep birlikte üflemek için 2 Mart Cuma akşamı bizi yalnız bırakmayacağınıza umuyoruz!