SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

YÖK artık!

Yazının Giriş Tarihi: 10.12.2012 16:08

Çok umutlanmasak ta "acaba yüksek öğretimde demokratikleşme yolunda adımlar mı atılacak" düşüncesi de aklımızdan geçti. Ancak açıklanan yasa tasarısını inceleyince, boşuna umutlandığımızı üzülerek gördük. YÖK'ü bir icra organı olmaktan çıkararak sadece "denetleme, koordinasyon ve planlama" işlevi göreceğini belirten açıklamanın tersine yeni yasa tasarısı YÖK'ün görev ve işlevini arttırıyor, üniversitelerin zaten olmayan demokratik yapısını tümüyle yok ediyor.

Yeni yasa ile üniversitelerin kurulmasından, öğrenci kontenjanlarına ve akademik yükselmelere kadar tüm yetkiler YÖK'te toplanıyor.

YÖK'ün üst karar alma organı olan YÖK Genel Kurulu eskisi gibi 21 üyeden oluşuyor. Mevcut durumda bunun yedisi C.Başkanı, yedisi Bakanlar Kurulu ve yedisi de Üniversitelerarası Kurul tarafından atanırken, yeni yasa taslağında beş üye siyasi partiler, beş üye C.Başkanı, beş üye Bakanlar Kurulu ve altı üye ise Rektörler Kurulu tarafından atanıyor. Yani Üniversiteler tarafından atanan üye sayısı azalıyor.

Mevcut YÖK yasasında tüm üniversite rektörleri ile üniversitelerin birer temsilcilerinin yer aldığı Üniversitelerarası Kurul lağvediliyor ve bunun yerine Rektörler Kurulu oluşturuluyor. Böylece, üniversitelerin rektör dışındaki temsilcileri kurulda yer alamıyor.

Üniversitelerde öğretim üyesi eksiği olmasına karşın yeni yasa ile, Yardımcı Doçent olmak için doktoradan sonra 2 yıl bekleme zorunluluğu getiriliyor. Doçent olmak için ise 5 yıl beklemek gerekiyor. Doçentlik sınavında da YÖK yetkili oluyor. YÖK Genel Kurulu, belirleyeceği akademik performans ölçütleri ve kalite güvence sistemleri aracılığı ile bilimsel üretimi denetime tabi tutabiliyor. Ayrıca, bu kurulun belirleyeceği "ulusal yeterlilikler çerçevesi", akademisyenleri tercih etmedikleri müfredatla ders vermeye zorluyor.

Mevcut YÖK yasasına göre üniversite rektörleri, üniversitenin tüm öğretim üyelerinin katıldığı bir seçim ile belirlenen adaylar arasından, YÖK'ün önerisiyle C. Başkanı tarafından atanıyor. Yeni tasarıda ise rektör adayları, öğretim üyeleri tarafından seçilmeyecek, yedi kişilik bir komisyon tarafından belirlenecek. Böyle demokratikleşme dostlar başına!

En az 10 yıllık devlet üniversiteleri ise Üniversite Senatosu tarafından yönetilecek. 11 üyeden oluşan Üniversite Senatoları rektör ve dekanları belirleyecek, üniversite ile ilgili pek çok konuda karar sahibi olacak. Yetkileri oldukça geniş olan Üniversite Senatosu'nun üyelerinin beşi üniversite öğretim üyeleri tarafından seçilecek, iki üye bakanlar kurulu tarafından atanacak, iki üye YÖK Genel Kurulu tarafından seçilirken, bir üye de üniversitenin eski mezunları arasından seçilecek. Senatonun on birinci üyesinin ise üniversitenin bulunduğu ilin vergi rekortmenleri arasından seçilecek olması, yeni yasa tasarısının en ilginç yanlarından biri. Öğretim üyeleri, öğrenciler, üniversite çalışanları dururken bir işadamının üniversiteyi yönetecekler arasında yer alması nasıl bir demokrasi anlayışıdır?

Aslında tasarıda o kadar çok yanlış var ki, tümünü burada ele almak olanaksız. Üniversitelerden de tasarıya yoğun eleştiriler geliyor. Geçtiğimiz günlerde, Ankara'daki bir Üniversite Rektörü eleştirisini "YÖK, bu tasarı ile oyunun kurallarını belirlemek yerine sahaya iniyor. Sadece koordinasyon değil, her şeye müdahil bir kurum görüntüsü veriyor" cümlesi ile dile getirmişti.

İdari ve mali özerklik ile akademik özgürlüğü olmadan gerçek bir üniversiteden söz etmek olanaksız. 1980 darbesi ardından üniversitelerin üzerine karabasan gibi çöken ve üniversitelerde özerklik ve demokrasiyi yok eden YÖK, öyle görünüyor ki kaldırılmak bir yana, üniversiteler üzerindeki baskısını arttırarak sürdürecek. En trajik yanı ise, yapılmak istenen değişikliklerin YÖK'ün etkisinin azaltılarak üniversitelerin demokratikleştirilmesi olarak yutturulmak istenmesi.

Söylenecek tek şey; YÖK artık !!