SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Yerinden yönetim ve Fatsa deneyimi

Yazının Giriş Tarihi: 05.05.2014 12:47

BDP'nin "demokratik özerklik" sloganı ve Diyarbakır B.Şehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak'ın "Diyarbakır petrollerinden pay istediklerini" belirten konuşması bu tartışmayı daha da ön plana çıkardı.

Peki yerinden yönetim nedir? Yerinden yönetim, bir kentteki, beldedeki kamu hizmetlerinin önemli bölümünün merkezi idareden bağımsız olarak o yerel yönetim bünyesinde gerçekleştirilmesidir. Bunlar idari, iktisadi, teknik hizmet alanlarıdır. Merkezi idarenin sisteminin ve hiyerarşisinin dışındadır. Bütçesi ağırlıkla o belde gelirlerinden oluşur. Merkezden de bazı kaynaklar sağlanır. Faaliyetleri demokratik usullerle halkın katılımına ve denetimine açıktır. Bir başka deyişle, her şey kaymakam, vali ve başbakanın iki dudağı arasında değildir.

Yerinden yönetimin nasıl gerçekleştirileceği konusuna gelirsek. Bir mahallede yaşayanların doğrudan katılacakları sandık bazında seçimlerle mahalle meclisleri meydana getirilir. Böylelikle bütün mahalle meclisinden seçilen temsilcilerle o yerelde kent konseyi veya diğer adıyla kent parlamentosu oluşur. Mahalle meclisleri esas olarak özyönetim birimleridir. Bu meclisler vasıtasıyla yerel yönetimlerin karar süreçlerine demokratik ve eşitlikçi bir katılım mümkün olmaktadır.

Bugün ülkemizde yerinden yönetimi yaşama geçirmek için çaba gösterenlerin başında BDP'li belediyeler gelmektedir. Diyarbakır'ın pek çok mahallesinde "mahalle meclisleri" ve köylerinde de "köy komünleri" oluşturulmuş olup, bunlar "kent konseyinde" birleşerek yerinden yönetimi uygulamaya çalışmaktadır. BDP ve HDP yaptıkları açıklamalarla, yerinden yönetim ve demokratik özerklik konusunu önümüzdeki dönemde yönetiminde oldukları tüm belediyelerde uygulamayı planlamaktadırlar.

Ülkemizde yerinden yönetim uygulamalarının en önemli örneklerinden biri Fatsa'dır. Ordu'nun Fatsa ilçesinde 1979 yılında yapılan belediye başkanlığı seçimini bağımsız aday Fikri Sönmez (namı diğer Terzi Fikri) kazanmıştı. Fikri Sönmez sosyalist düşünceye sahip olmasına karşın, ilçesinde CHP, AP ve MSP'ye oy verenlerin de desteğiyle, diğer partilerin toplamından fazla oy alarak belediye başkanı seçildi.

Fikri Sönmez seçildikten sonra ilk iş olarak "halk komiteleri"ni oluşturdu. Gizli oy, açık sayım esasına göre halk komitelerine seçilenler belirlendi. Komite seçimlerine faşistler ve tefeciler hariç herkes katıldı. CHP, AP, MSP'liler ile birlikte devrimci, demokrat kesimler komitelerde görev aldılar. Halkın belediye yönetimine katılımı komite üyeleri ile sınırlı kalmadı. İki ayda bir yapılan halk toplantılarıyla Fatsalılar'ın yönetime doğrudan katılımı sağlanmaya çalışıldı. Yirmi bin nüfuslu Fatsa'da bu toplantılara beş bini aşkın kişi katılıyordu.

Fatsa'da "halk kendi kendini yönetemez, ille de tepesinde egemen bir otoriteye gerek vardır" savı iflas etmiş, yeni bir yaşam kurulmaktaydı. Fikri Sönmez kısa sürede, Fatsa'yı çamurdan kurtaracak çalışmalar gerçekleştirdi. Belediye faaliyetleri dışında ilçedeki kumar ve aşırı içki sorunları ile kadının evde gördüğü şiddet sorununun üzerine gitti. İlçe kısa sürede sosyalist solun simgesi haline gelince devlet olaya el koydu. AP, CHP ve MSP ilçe başkanlarının yaptığı "Fatsa'da sorun yok" açıklamalarına karşın 11 Temmuz 1980'de ilçeye askeri operasyon düzenlendi. Fikri Sönmez gözaltına alındı ve 4 Mayıs 1985 günü Amasya Cezaevi'nde hayatını kaybetti.

Bugün Fikri Sönmez'i yitirişimizin 29. yılı. Işıklar içinde yatsın. Onun yaktığı meşale bugün başka ellerde yerinden yönetimi yeniden yeşertme çabasında. Bu kez daha güçlü, daha yaygın biçimde uygulama şansı bulacak. Kuşku yok ki halk kendi kendini yönetebilir, doğrudan demokrasiyi yaşama geçirebilir. Demokrasiyi sandıkla sınırlı tutanlara, her gün "sandık, sandık" diyenlere verilecek en çarpıcı ders de bu olacak.