SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Vatan haini!

Yazının Giriş Tarihi: 25.12.2012 09:51

Birkaç gündür sosyal medya bu haberle çalkalanıyor. Burada Sezen Aksu, Halil Ergün ve Ali Poyrazoğlu'nu savunacak değilim; onlar kendilerini çok daha iyi savunabilirler. Ya da "söylenene bakarım laf mı diye, söyleyene bakarım adam mı diye" özdeyişine uyarak Levent Kırca'nın sözlerini dikkate bile almazlar.

Hele aynı Levent Kırca'nın bir gün önce, Sanatçılar Girişimi'nin İstanbul'da düzenlediği bir toplantıda söylemiş olduğu "Benim de işim var, belki bir karı buldum, gidip onu düzeceğim" cümlesini hatırlayınca, bunları söyleyen birini dikkate almaya değer bulmayacaklardır.

Kuşkusuz ki topluma mal olmuş bir sanatçının, başka bir sanatçıyı bu şekilde suçlaması kabul edilebilecek bir şey değil, ancak duyunca şaşırmadım. Son yıllarda "vatan haini" sözü o kadar sık ve yerli yersiz kullanılır oldu ki, içi boşaldı, anlam değiştirdi. Bu söz bazı kişilerce, sevmediği birine yönelik bir küfür, hakaret sözcüğü olarak kullanılır oldu. Vatan haini "meşru egemenlik organını devirmeye veya otoritesini yıkmaya, bağlı olduğu devlete karşı savaşmaya veya düşmanla işbirliği etmeye yönelik eylemleri yapan kişi" olarak tanımlanmaktadır. Ancak gerçekten bu tanıma uygun olarak kullanımı çok enderdir.

İlkokul yıllarında, padişah Vahdettin ilk "vatan haini" olarak tanıdığımız kişi oldu. Ardından Ermenilerin, Kürtlerin "vatan haini" oldukları ve biz Türklere neler yaptıkları anlatıldı sürekli olarak. 1960 askeri darbesi sonucu idam edilen Başbakan Adnan Menderes, darbeciler tarafından, bir başka "vatan haini" olarak ilan edildi.

1970'li yılların başında, "vatan haini" olma sırası bu kez devrimci gençlik önderleri Deniz Gezmiş ve arkadaşlarındaydı. Onlar da "vatana ihanetten" idam edildiler ve vatan bir kez daha ihanetten kurtarıldı! Aleviler de "vatan hainliğinden" nasibini aldılar ve K.Maraş'ta, Çorum'da, Sivas'ta katledilerek "vatana ihanetin" bedelini ödediler!

12 Eylül 1980 darbesi "vatan haini" listesinin iyice kabarmasına yol açtı. İşçiler, öğrenciler, memurlar, tüm solcu ve devrimciler "vatan haini" ilan edilerek tutuklandı. Pek çoğu cezaevinde işkence gördü, idam edildi, sakat kaldı. Binlerce "vatan haini" vatandaşlıktan çıkarıldı, yıllarca vatanından uzak yaşamak zorunda bırakıldı. Yine bu dönemde Kürt yurttaşlar "vatan haini" ilan edilerek cezaevlerinde işkencede, sokaklarda kurşunlanarak öldürüldüler.

Günümüzde de değişen fazla bir şey yok. Pek çok kişi, farklı görüşte olduğu insanları hiç düşünmeden "vatan haini" olarak nitelendirebiliyor. Başbakan Erdoğan'a göre protesto gösterisi yapan öğrenciler, haklarını arayan işçi ya da memurlar, BDP'li milletvekilleri "vatan haini" olabiliyor.

Kemalist/Ulusalcı kesimler de Başbakan Erdoğan'ı "vatan haini" olarak suçlamakta bir sakınca görmüyorlar. Aynı milliyetçi kesimler, haklarını isteyen Kürtlere hemen "vatan haini" diyerek saldırabiliyorlar. İşveren, hakkını isteyen işçiyi "vatan haini" ilan ediyor. Fanatik taraftar, gol kaçıran futbolcuya "vatan haini" diye bağırıyor. Bu ülkede hâlâ, geçmişte Ermenilere yapılanlardan söz etmek "vatan haini" olarak suçlanmaya yetiyor. M. Kemal Atatürk'ün yaptığı bazı yanlışlardan söz etmek, bazı kesimler tarafından "vatan haini" diye nitelenmenize yol açabiliyor.

Ülkemizin "vatan haini ligi" sıralamasında en önde gelenlerden biri kuşkusuz ki Nazım Hikmet. Ülkemizin yetiştirdiği en büyük şairlerden biri olan Nazım Hikmet yıllarca "vatan haini" olmakla suçlandı, ülkesini terk etmek zorunda kaldı ve yurtdışında, vatan hasreti ile öldü.

Ahmet Kaya, sadece Kürtçe türkü söylemek istediği için "vatan haini" ilan edildi, yurtdışına kaçmak zorunda bırakıldı ve o da vatan hasreti ile yaşama veda etti. Nobel Ödüllü yazarımız Orhan Pamuk, Ermenilere ve Kürtlere yapılanları dile getirdiği için bazı çevrelerce hemen "vatan haini" ilan edildi. Hrant Dink'i "vatan haini" ilan edenler, vatanı kurtarmak uğruna onun öldürülmesine yol açtılar.

Ülkemizde "vatan haini" en çok kullanılan deyimlerden biri olsa da, gerçekten bu nitelemeyi hak eden kişilere nedense vatan haini denmez.

Kendi vatandaşlarına pusu kuran, suikast ve sabotaj yapan, işkence edenler çokça var ama onlara vatan haini denmez, onlar vatanseverdir bu ülkede. Ülkenin aydınlanmasını engellemek isteyen, milli eğitimi özgür düşüncenin gelişmesini engelleyen bir sistem olarak düzenleyenler bu ülkede hiçbir zaman vatan haini olarak adlandırılmazlar.

En küçük bir krizde işçileri sokağa atan, sosyal haklarını vermeyen, kendi karları için insanların ölmesine göz yumanlar bu ülkede vatan haini değil, vatansever olarak değerlendirilir.

Gıda ürünleri içine sağlığa zararlı, yasaklanmış maddeler katanlar, insanı, doğayı ve çevreyi zehirleyenler, yok edenlere bu ülkede vatan haini denmez.

Ülkenin varlıklarını yok pahasına satanlar bu ülkede vatan haini olmazlar, onlar en büyük vatanseverdirler.

Sözü büyük ozan, en büyük "vatan haini" Nazım Hikmet'e bırakalım:

Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz,
          ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmihalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası,
          Amerikan donanması, topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla:
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.