SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Tepenin ardındaki gerçek

Yazının Giriş Tarihi: 14.01.2013 10:39

Filmin ardından da, yönetmen Emin Alper ile film üzerine söyleşi gerçekleştirildi. Gerçekten önemli bir film, izlenmesi gerek diye düşünüyorum. Emin Alper de genç, mütevazı bir yönetmen ve "Tepenin Ardı" onun ilk filmi. Bu durum filmin başarısını daha da önemli kılıyor.

Film, Anadolu'daki küçük bir mezrada yaşanan bir olay üzerinden, erkeklik ve şiddet eleştirisi, militarizm karşıtlığı gibi hem ulusal hem de evrensel konulara değinmelerde bulunuyor. Filmin en önemli mesajlarından biri ise, toplumdaki diyalogsuzluğun, sorunların kaynağını sürekli "dış güçlerde" arayarak kendi içindeki çözümleri görmezden gelmenin sonuçlarını çarpıcı biçimde ortaya koyması.

Filmi izlerken, ülkemizde yaşanan sorunlar ve bu sorunlar karşısında toplumca aldığımız tavırlar geldi aklıma. Kürt sorunundan Ermeni sorununa, hatta en yerel ve kişisel sorunlarda bile çözümü hep tepenin ardında aramıyor muyuz? Örneğin bizim sorunumuz olan, devletimiz ile Kürt halkı arasındaki Kürt sorununda pek çok kişi suçu hemen "dış güçlere" atarak, kendi sorumluluklarımızı görmezden gelmeyi tercih etmiyor mu? Aslında Kürt sorununu bizim yarattığımızı, çözümün de kendi elimizde olduğunu yıllarca görmek istemedik. Geldiğimiz nokta ortada.

Otoriter yönetimler halk üzerinde baskı kurarak, onlarda "korkular" yaratmayı ve böylece gerçekleri görmelerini engellemeyi bir yöntem olarak kullanırlar. Böylece halkı çok daha kolay yönetebildiklerine inanırlar. Sorunların nedeni olarak "tepenin ardı"ndakileri göstererek, kendi suçlarını, sorumluluklarını örtmeyi tercih ederler.

Aileler için de aynı durum geçerli değil mi? Pek çok ailede, ailenin "reisi" olarak adlandırılan baba, tek otorite olarak hareket ederek, eşine ve çocuklarına söz hakkı vermiyor. Çocuklar, bazı korkularla ve şartlanmalarla büyütülüyor. Gülen erkek çocukların "karı gibi gülme" diyerek azarlandığı, erkek olmanın silah kullanmakla özdeşleştirildiği bir toplumda gerçek anlamda "birey"lerin yetişmesi beklenebilir mi? Ailedeki bu yapının, doğal olarak ülke yönetimine de yansıması kaçınılmaz oluyor.

Tepeler, ardındakilerin görünmesine engel olurlar. Tepenin ardında gerçekte ne olduğunu göremediğimiz için, söylenenlere inanmak durumunda kalırız. Gerçek suçluları göremediğimiz, sorunu doğru biçimde belirleyemediğimiz için de çözüme ulaşmamız mümkün olamaz.

Ancak dünya değişiyor, Türkiye de dönüşüyor. Dünyada otoriter rejimler, ekonomik krizin yarattığı çöküşün de etkisi ile sarsıntı geçiriyor, kimileri yıkılıyor. Dünyadaki değişim, kuşkusuz ki Türkiye'yi de etkiliyor. Askeri vesayet sistemini büyük ölçüde gerileterek statükoyu yıkan AKP hükümeti, kendi statükosunu oluşturdu ve giderek de daha otoriter bir yönetime dönüşmeye başladı. Buna karşın, Ortadoğu'daki gelişmeler ve Kürt halkının haklarından taviz vermeden mücadele etmesi, AKP hükümetini zorunlu olarak bir çözüm arayışına getirdi.

Birkaç haftadır ülkemizde farklı bir rüzgar esiyor. Her fırsatta sorunu "tepenin ardına" havale eden, dış güçlerin kışkırtması diye yorumlayan iktidar, Kürt sorununun çözümü için farklı bir yol izlemeye başladı. Bu kez, sorunu muhataplarıyla konuşarak çözme yolunda adımlar atılıyor. Umarız süreç olumlu sonuçlanır ve ülkemiz en önemli, en yaşamsal sorununu çözerek hem insanî, hem iktisadî, hem de siyasî kazanımlarla yoluna devam eder.

Tepenin ardındakilerle uğraşmak yerine, öncelikle çevremizde olan biteni doğru analiz ederek yorumlarsak, korkuların arkasına saklanmadan onların üzerine gidersek, sorunların çözümünün düşündüğümüz kadar zor olmadığını göreceğiz.

* Tepenin Ardı filmi, 17 Ocak Perşembe gününe kadar Konak Kültür Evi'nde izlenebilir.