SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Tabiatı bu yasadan koruyun!

Yazının Giriş Tarihi: 25.02.2013 22:22

"Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Yasa Tasarısı"nın önümüzdeki hafta Meclis Genel Kurulu'na gelmesi bekleniyor. Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi'de bu yasaya karşı sokağa çıktı. Peki bu yasaya neden karşı çıkılıyor? Yasa, adında belirtildiği gibi tabiatı korumuyor mu?

Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı, doğayı korumak için değil, korunması gereken doğal alanları enerji, madencilik, konut ve sanayi gibi yatırımlara açmak için hazırlanan, ismi yanıltıcı, içeriği tuzaklarla dolu bir yasa tasarısı. Yasa tasarısıyla "üstün kamu yararı" bahanesiyle korunan doğa alanlarının her türlü yatırıma açılmasına olanak sağlanıyor. Ancak üstün kamu yararından kastedilen şey "ekonomik kalkınma", yani halkın değil şirketlerin yararı dikkate alınıyor. Doğanın zararına olan bir şeyin ise, halkın yararına olması düşünülemez.

Tasarıda, koruma alanlarının belirlenmesi konusunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Bakanlar Kurulu yetkilendirilmektedir. Bu düzenleme ile bağımsız bilimsel görüş verecek kurumların ve halkın katılımı engellenmekte, üstten bir anlayışla yerel koruma gereksinimleri göz ardı edilmekte, doğanın ve koruma alanlarının sınırlarını siyasetçilerin çizmesine izin verilmektedir.

Tasarı, mevcut koruma alanlarının, yeniden değerlendirmesini mümkün kılmaktadır. Tasarı yasalaşırsa yatırıma açılabilecek doğal koruma alanlarından bazıları şunlar:

- Uludağ Milli Parkında yapılaşma artacak
- Kazdağı Milli Parkı'nda altın madenleri açılacak.
- İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı'nda kömürlü termik ve nükleer santraller yapılmak isteniyor.
- Munzur vadisi Milli Parkı baraj suları altında bırakılmak isteniyor.
- Küre Dağları Milli Parkı HES projelerinin tehdidi altında.
- Köprülü Kanyon Milli Parkı'nda baraj projeleri var.
- Fırtına vadisi, Papart vadisi, Maçahel, İkizdere gibi sayılamayacak kadar çok sayıda doğal sit alanı ve korunan alanda baraj, HES ve maden projeleri söz konusu.

Korumayı değil kullanmayı amaçlayan bir doğa koruma mevzuatının biyolojik soykırıma yol açacağı ifade edilerek, yasanın geri çekilmesi talep ediliyor. Yasa tasarısının, bu haliyle Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere, anayasanın doğal ve kültürel varlıkların korunmasına yönelik düzenlemelerine de aykırı olduğu belirtiliyor ve tüm duyarlı yurttaşlar, STK'lar, milletvekilleri yasaya karşı çıkmaya çağrılıyor.

Evet, doğanın sınırlarını siyasetçiler çizemez. Doğa haklarını güvence altına alan bir yasa, ilgili meslek örgütlerinin, üniversitelerin, çevre, ekoloji ve doğa koruma hareketlerinin, siyasi partilerin ve yerel halkın temsilcilerinin katılımıyla oluşturulmalıdır.

Yasada olması gerekenler ise bizce şunlar;

- Sürdürülebilir koruma yerine sürdürülebilir yaşam temel alınmalı
- Mevcut koruma alanlarının uluslararası standart ve yükümlülükler gereğince yüzde 15'e çıkarılması hedeflenmeli,
- "Kamu yararı ilkesi" içinde tüm canlılar ve gelecek kuşakların hakları gözetilmeli,
- Koruma alanlarının denetimi, belirlenmesi ve izlenmesi siyasi iradeden bağımsız olarak akademi, sivil toplum ve yerel halkın yer alacağı mekanizmalarla yapılmalı
- Toplumsal maliyet esas alınmalıdır.

Sürdürülebilir kullanım, sürekli yıkım demektir. Doğanın talanını yasallaştıran "Tabiat Yasası"na karşı çıkmak, doğaya ve çocuklarımıza karşı bir borçtur.

O halde sloganımız; Doğanın sınırlarını siyasetçiler çizemez.

Not: Yasa tasarısına karşı mücadele eden STK'ların eylemlerini de destekleyerek, change.org adresinde imzacı sayısı on binleri bulmuş kampanyaya herkesi imza vermeye çağırıyoruz.