SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Suriye, Reyhanlı ve akıl tutulması

Yazının Giriş Tarihi: 18.05.2013 07:16

Bilindiği gibi Suriye'de Esad diktatörlüğü, babadan geçen başkanlığı sürdürmekte direniyor. Buna karşılık Sünni-müslüman ÖSO muhalefeti Esad rejimine karşı silahlı mücadele yapıyor. Suriyeli Kürtler ve bazı sosyalist gruplar da muhalefet saflarında yerlerini almakla birlikte, henüz adlarından söz ettirecek bir güce ulaşmış değiller.

Türkiye, yakın zamana kadar dost olduğu Esad rejimi ile tüm köprüleri atmış durumda ve Erdoğan'ın AKP'si Esad'a karşı ÖSO'yu açıkça destekliyor. Hatta bazı ÖSO militanlarının Türkiye sınırları içerisinde loijistik destek almasına, eğitim yapmalarına izin veriliyor. Öte yandan Esad rejiminden kaçan binlerce Suriyeli mülteci Türkiye'ye sığınmış durumda ve bunların büyük bölümü Reyhanlı'da yaşamakta.

Reyhanlı'da yaşanan patlama sonucu 51 yurttaşımızı kaybettiğimiz olay, Türkiye'nin Suriye politikasını ve Esad rejimini yeniden tartışma konusu haline getirdi. CHP ve MHP başta olmak üzere muhalefet partileri tüm sorumluluğu AKP iktidarına yüklemekte, olanların tek suçlusu olarak AKP ve Erdoğan'ı göstermekte. İktidar ise katliamın sorumluluğunu Esad rejimine yüklemekte ve Suriye istihbaratı yönlendirmesiyle marjinal bir grubun eylemi gerçekleştirdiğini ileri sürmektedir.

Aslında eylemi kimin yaptığından çok, arkasındaki güçler önem taşımaktadır. Eylemi yaptığı öne sürülen "Acilciler" örgütü 1980 öncesinden kalma, adı yıllardır duyulmamış, marjinal bir örgüttür. Eylemi yapan bu örgüt ise, arkasında Esad rejiminin yer aldığı açıktır. Yani katliamın sorumlusu Esad rejimidir. Ancak sorumluluğu sadece Esad rejimine yüklemek doğru değildir.

Suriye'deki iç savaşta açıkça taraf olan, ÖSO'yu destekleyen ve bunu inkar etmeyen AKP iktidarı da bu katliamda pay sahibidir. Ülkemizi, halkımızı ateşe atmışlardır ve bu yanlış dış politikanın mutlaka gözden geçirilerek değiştirilmesi gerekmektedir. Evet, Esad bir diktatördür, halkını ezmektedir, katletmektedir ama Esad ile hesaplaşmak öncelikle Suriye halkının işidir.

Gelelim muhalefete, özellikle de CHP'ye, çünkü MHP için zaten söylenecek bir şey yok. CHP, bir muhalefet partisi olarak AKP'nin dış politikadaki yanlışlarını eleştirmekte haklıdır ve bunu yapması gerekmektedir. Ancak bunu yaparken Esad rejimine eleştiri getirmemesi, tüm sorumluluğu AKP'ye yüklemesi gerçekçilikten uzaktır ve hiç inandırıcı olmamıştır. Evet, AKP hatalıdır ama hırsızın hiç mi suçu yoktur?

Nitekim Kılıçdaroğlu'nun AB Parlamentosu'nda yaptığı konuşmada Erdoğan ile Esad'ı eşdeğer olarak nitelemesi, Sosyalist Grup Başkanı Swoboda'nın da tepkisine neden olmuş, Kılıçdaroğlu ile olan görüşme iptal edilmiştir. Ne yazık ki siyasetimizde eleştiri sınır tanımıyor ve muhalefet yapmak, orantısız suçlamayı yapmakla eşdeğer kabul ediliyor bazılarınca. Biz bunlara alışmıştık(ne yazık ki!) ancak Avrupalı hata kabul etmiyor ve Kılıçdaroğlu'na haddini bildiriyorlar.

Evet Avrupalı, sosyal demokrat bir partinin sınırlarını çizerek CHP'yi uyardı, ama biz bu CHP'ye daha ne kadar sabredeceğiz? Sosyal demokrat numarasıyla ırkçılık, miliyetçilik yapan; popülizm yaparak Kürt sorununun çözümüne karşı duran CHP'ye nasıl tahammül edeceğiz?

Eminim ki CHP'nin bu tavırları en çok AKP'yi ve Erdoğan'ı mutlu ediyor. AKP, bu CHP sayesinde, hiç hakkı olmadığı halde sanki daha demokrat, daha solcu imiş gibi gösteriyor kendini bazı çevrelere.

AKP'den kurtulmak, gerçekten daha demokratik, eşit, özgür bir Türkiye kurmak istiyorsak ya CHP değişmeli(gerçekten ) ve çağdaş sosyal demokrat bir parti haline gelmeli, ya da sosyal demokratlar, özgürlükçü sosyalistler, demokratlar yönlerini başka bir siyasi oluşuma çevirmelidirler.

Başka çıkış yok...