SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

"Sezen"ler ve olan biteni hala sezemeyenler!

Yazının Giriş Tarihi: 29.01.2022 18:23
Yazının Güncellenme Tarihi: 29.01.2022 06:23

Geçtiğimiz günlerde bazı dini cemaat ve kurum temsilcileri, Sezen Aksu’nun beş yıl önce söylemiş olduğu "Şahane Bir Şey Yaşamak" şarkısında yer alan, "Selam söyleyin o cahil Havva ile Adem’e" ifadesi  için sanatçıya tepki göstermiş, gerekli hukuki işlemlerde bulunacaklarını söylemişti. Bir kaç gün sonra isim vermeden Aksu'nun şarkı sözlerini eleştiren Erdoğan, "Hz. Adem efendimize kimsenin dili uzanamaz. O uzanan dilleri yer geldiğinde koparmak bizim görevimizdir" demiştir. 
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözleri sonrası muhafazakar kesimden Sezen Aksu’ya yönelik tepkiler daha da arttı, kendilerine “Milli Beka Hareketi” diyen bir grup Sezen Aksu’yu protesto için evinin önünde toplandılar. Bahçeli de tepkilere katılırken, sanatçıyı ölümle tehdit edenler oldu.

Sezen Aksu’ya yönelik tehditlere hem muhalif siyasetçilerden hem de sanatçılardan tepki gelirken Tarkan, Fazıl Say, Genco Erkal, Zülfü Livaneli, Müjde Ar’ın da aralarında olduğu pek çok sanatçı Sezen Aksu’nun yanında olduğunu belirtti. Sosyal medya üzerinden de Sezen Aksu'ya yoğun destek geldi.

Sezen Aksu da bir açıklama yaparak destek verenlere teşekkür ederken, kendisine yönelik tepkilere, özellikle de “o dilleri koparmak bizim vazifemiz” sözlerine yazdığı bir şiirle yanıt verdi. Şiirde “47 yıldır yazıyorum, yazmaya da devam edeceğim” derken,

Sen beni sezemezsin
Dilimi ezemezsin
Kim yolcu kim hancı
Dur bakalım …
dizeleri de yer aldı. 

Sezen Aksu’ nun eğilmeden, bükülmeden dik durarak verdiği bu yanıt ve aldığı destek sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan bir açıklama yaparak “benim oradaki muhatabım Sezen Aksu değildir” ifadesini kullandı. Böylece Sezen Aksu sorunu büyük ölçüde aşıldı, ancak konuya ilişkin tartışmalar bitmedi. Bu arada, Sezen Aksu tartışmaları sürerken, gazeteci Sedef Kabaş bir TV programında kullandığı bir Çerkes atasözü nedeniyle, Cumhurbaşkanına hakaretten tutuklandı.

Sezen Aksu’ya yönelik saldırılar sonrası yaşananlar ve Sedef Kabaş’ın tutuklanması, bir kez daha AKP’nin muhalefeti parçalamaya yönelik politikalarını ve bazı muhalif kesimlerin nasıl bu politikaya istemeden de olsa güç verdiği tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.

Aralarında Sözcü yazarları ve Merdan Yanardağ’ın da olduğu ulusalcı kesim, Sezen Aksu’ya yönelik tepkiler karşısında büyük ölçüde “oh olsun”cu bir yaklaşım sergilediler. Yılmaz Özdil “Sezen Aksu Türkiye’yi cehenneme götüren yolu döşeyenlerden biriydi” derken, Merdan Yanardağ 23 Ocak akşamı “Bırakın artık Sezen Aksu’yu, Sedef Kabaş’a bakın” tweetini atmıştı. Sanki ikisini birden savunmak mümkün değilmiş gibi!

Aynı Yanardağ 27 Ocak’da attığı tweetde ise “Erdoğan, Sezen Aksu’ya geçmişteki destekleri karşılığında af çıkardı” diyerek hem Sezen Aksu’nun dik duruşu ve verdiği yanıtı, hem de ona verilen büyük desteği göz ardı etmiş, Erdoğan’ın geri adım atmak zorunda kalışını görmek istememiştir.

Sezen Aksu ükenin çok önemli bir sanatçısı olmanın yanında, toplumun farklı kesimleri ile dayanışma içinde olmuş, her zaman mağdurun yanında durmuştur. Zamanında üniversiteye alınmayan türbanlılar, Cumartesi Anneleri, çözüm süreci, Hrant Dink, Erdal Eren, Berkin, Ceylan gibi yaşamını yitiren/mağdur edilen herkese destek verdi. YAE demesi, çözüm sürecine destek vermesi onun iktidar yanlısı olduğunu göstermez. Ayrıca YAE diyenlerin mi yoksa ulusalcı kesimin mi iktidara destek verdiği de tartışma konusudur.

Bugün baskılar, hukuksuzluklar giderek artarken tek adam rejimine karşı olan, demokrasi diyen herkesin birlikte hareket etmesi bir zorunluluk iken muhalefeti bölen, bir kısım muhalifi dışlayan sözler, tavırların kime yaradığı bellidir. Erdoğan iktidarını korumak için Öcalan’ı bile telaffuz etmekten çekinmezken, HDP’yi kapatmak, Kürt seçmenin aklını karıştırarak Millet İttifakı'ndan uzaklaştırmak için manevralar yaparken muhalefet ne yazık ki birleştirici olamamaktadır.

HDP’liler, sosyalistler, emekçiler ve öğrencilerden sonra sıra CHP’li belediyelere yönelik yaptırımlara ve Sedef Kabaş gibi ulusalcı gazetecileri tutuklamaya kadar gelmiştir. Gün, o ulusalcı, bu YAE’çi, şu liberal, öteki dindar, diğeri Kürt diyerek ayrışma günü değil, acilen bir “demokrasi ittifakında” bir araya gelme günüdür. Eğer varsa, muhalefet içindeki hesaplaşmalar bir süreliğine ertelenmelidir!