SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

"Şehit annesiyim, anneler ağlamasın"

Yazının Giriş Tarihi: 29.12.2016 04:40

Bir TV programında söz alan bir kadın öğretmene "çocuklar ölmesin" dediği için soruşturma açılırken, kendisi hain ilan edildiği gibi ona söz veren TV programcısı da özür dilemek zorunda kalmıştı.

İki bin dolayında akademisyen "barış istiyoruz, silahlar sussun, ölümler dursun" dedikleri için "linç" edildiler. Hemen hepsi hakkında soruşturma açıldı, yüzlercesi gözaltına alındı, yine yüzlercesi işinden atıldı. Soruşturmalar hala sürüyor!

2013 yılında AKP iktidarı tarafından başlatılan "çözüm sürecinde" iktidar sözcüleri "silahla bir yere varılamaz, yeter artık, analar ağlamasın" derken; şimdi aynı kişiler "çözüm mözüm yok, sonuna kadar gideceğiz" ve "intikam alacağız" söylemlerini kullanıyorlar. Otuz yıldan fazla bir süredir "PKK'yi yok edeceğiz, hepsini öldüreceğiz" diyerek geldiğimiz nokta, otuz yıl öncesinden daha iyi bir durumda değil. Bu süre içinde elli bine yakın PKK'li öldürüldü. Aynı sürede ölen asker-polis sayısı da on bin dolayında. Neredeyse PKK on kez yok edilmiş, ama hala bitmemiş!

Einstein'ın, aynı şeyleri defalarca yaparak farklı sonuçlar almaya çalışmanın aptalca olduğuna dair ünlü bir sözü vardır. Ne yazık ki bizim devletimiz "tamam, bu kez bitecek" diye diye hem Türk ve Kürt gençlerinin yaşamlarını, hem de devletin hazinesini bu kirli savaşta tüketmek dışında bir şey yapmıyor. Her ölüm, her katliam Türkler ve Kürtler arasında duygusal kırılmayı biraz daha büyütüyor, birlikte yaşam olanağını biraz daha azaltıyor. Bu savaş politikası(aslında politikasızlığı demek gerek) sadece silah üreticilerine yarıyor, bir de tüm söylemini ırkçılık üzerinden kurgulayan siyasetçilere.

2013 yılı başından 2015 yılı ortalarına kadar geçen süreçte, tarafların birbirlerine karşı olan tüm güvensizliğe karşın, ölümler çok büyük ölçüde durmuş, ülke biraz nefes almıştı. Ancak 7 Haziran seçimlerinde HDP'nin kazandığı büyük başarı ve AKP'nin iktidarı yitirmesi sonrası yeniden düğmeye basıldı ve ülke öncekinden de daha büyük bir kan gölüne dönüştü. AKP ittifaklarını değiştirerek, ırkçı-milliyetçi-militarist kesimlerle kurduğu yeni ittifaklarla içeride ve dışarıda savaş dedi.

Bu ülkenin büyük bir kesiminin ortak değeri olan M. Kemal Atatürk "Yurtta Barış, Dünyada Barış" diyerek barışa verdiği önemi vurgulamıştı. Yine ülkenin çok büyük çoğunluğunun inandığı İslam dininin kitabı Kuran'da "Ey iman edenler, hepiniz topluca barış ve güvenliğe girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin" denilmektedir. Dünyada önemli bir isim olan Gandhi de "Yemin ederim ki, dünyanın bütün toprakları tek bir insanın kanını akıtmaya değmez" demişti.

Bu kapsamda düşündüğümüzde, bugün barış diyenlerin linç edilmesi, hain ilan edilmesi nasıl açıklanabilir bilemiyorum. Ben bunu bir akıl tutulması, milliyetçilik ve dini söylemler etkisiyle gözlerin ve vicdanların kararması olarak görüyorum. Dindarların büyük bir bölümü, milliyetçi ve ulusalcıların neredeyse tamamı ırkçı ve şoven-militarist duygularla içeride ve dışarıda savaşı savunmakta; barış isteyenleri bölücü olarak nitelemektedir. Sosyalistler, Kürtlerin büyük bölümü, sosyal demokratlar ve dindarların bir kısmı barışı savunmaya devam ediyorlar.

Geçtiğimiz hafta sonu Yeşil Sol Parti'nin "Barış İçinde Yaşam Hakkı" kampanyası için imza standı açmıştık. Kendisine "sosyalist", "devrimci" diyen bir "köşe yazarı" standımızın önünde durup "ne barışı, terör varken barış mı olur, siz kime hizmet ediyorsunuz, bu yaptığınız ihanettir" dediğinde moralim bozulmuştu. Ama halkın, özellikle de kadınların ilgisi ve "yeter, kimse ölmesin, barış olsun" diyerek attıkları imzalar moralimi düzeltti. Hele bir kadının imza çizelgesine yazdığı "şehit annesiyim, anneler ağlamasın" ifadesi gözlerimi yaşarttı, barış umudumu yeşertti!

Ben tüm sorunlarımızın konuşarak çözülebileceğine inanıyorum. Evet, bugün barış diyebilmek, barış talebini dillendirmek kolay değil. Ancak her şeye karşın barış demeye, barış istemeye devam edeceğim. Oğlunu, kızını bu kirli savaşta yitiren tüm Türk ve Kürt annelerinin dualarının bizimle olduğunu biliyorum.

@aserdaresen