SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Şah mı, mat mı?

Yazının Giriş Tarihi: 27.02.2015 02:46

Süleyman Şah Türbesi Şanlıurfa'ya 92 kilometre uzaklıktaki Karakozak köyünden, sınıra yaklaşık 200 metre mesafedeki Eşme'ye getirildi.

Türbenin nakil gerekçesi, uzun süredir IŞİD tehdidi ve kuşatması altında olması.

Türbenin Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Bey'in büyük babası olan Süleyman Şah'a ait olduğu ve 1886 yılında yapıldığı belirtiliyor. Ancak Süleyman Şah'ın kimliği konusunda farklı iddialar da var.

Yaklaşık 9 dönüm, yani bir futbol sahası büyüklüğünde olan türbenin bulunduğu alan, 1921 Ankara Anlaşması ve 1923 Lozan Anlaşması ile Türkiye toprağı olarak kabul edildi.

Daha önce de yeri değiştirilen türbeyi yakın zamana kadar 11 kişilik "Saygı Kıtası" koruyordu. Ancak son aylarda bölgede IŞİD tehdidinin artması sonucu asker sayısı arttırılarak 36'ya çıkarılmıştı. Türbe bir süredir IŞİD kuşatması altında idi ve oradaki görevli asker ve personelin can güvenliği bulunmuyordu.

Türkiye, 21 Şubat günü yaptığı bir operasyon ile türbeyi ve kutsal emanetleri taşıdı, geride kalanları da imha etti. Operasyon yapılırken IŞİD, PYD ve Koalisyon güçlerine bilgi verildi. PYD'nin TSK güçlerine yardımcı olduğu da söylenmekte.

Bu olay, pek çok başka olayda olduğu gibi Türkiye'de yine bir kutuplaşma yarattı. AKP iktidarı olaydan "zafer" olarak söz ederken, TSK'nin bir kahramanlık destanı yazdığını açıkladı. CHP ve MHP ise ağız birliği ederek olayı "vatan topraklarının terk edilmesi" biçiminde gördüler. Toprak, vatan, bayrak hamaseti ile konuya milliyetçi, şoven bir yaklaşım gösterdiler.

MHP gibi kendini sağcı-milliyetçi olarak niteleyen bir partinin bu yaklaşımı doğal kabul edilebilir ama kendisine "sosyal demokrat" diyen bir partinin bu söylemini ancak "trajikomik" olarak niteleyebiliriz. Bu olay da gösterdi ki CHP'nin çağdaş sosyal demokrat değerlerle uzak-yakın hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. CHP insan odaklı siyasetin çok uzağındadır.

Olay ne bir "kahramanlık" ne de "vatan topraklarının terk edilmesi"dir. Ne AKP'nin şah çekmesi, ne de mat olmasıdır. Türkiye'nin bir savaş içine çekilmesine engel olmak ve orada bulunan asker ve personelin yaşamlarını tehlikeye atmamak için türbenin yerinin değiştirilmesi doğrudur. Önemli olan, oradaki yurttaşlarımızın sağ olarak yurda dönmesidir. Keşke operasyon sırasında bir askerimiz de ölmeseydi.

Olayı bir "zafer" olarak nitelemek ise, aynı CHP ve MHP muhalefetinin yaptığı gibi milliyetçi, popülist çizgiye sığınmaktan başka bir şey değildir. Eleştirilmesi gereken, neden bu kadar gecikildiğidir. Aylar öncesinden orada bulunan personelin yaşamı risk altına girdiği halde bugüne kadar beklemek önemli bir ihmaldir. Öte yandan, AKP tümüyle yanlış olan Suriye politikasındaki hatalarını acaba fark etmeye mi başladı sorusu da akla gelmektedir.

Olaya ilişkin önemli bir nokta da, türbenin yeni yerinin Rojava'da PYD kontrolü altında bir bölge olmasıdır. Operasyon sırasında da PYD güçlerinin TSK'ye yardımcı olduğu da söylenmektedir. Bu konuda da AKP gerçekleri inkar edip, gizlerken, CHP-MHP muhalefeti ise Kürt düşmanlığı ve çözüm karşıtlığında uzlaşmaktadırlar.

Bugün artık kabul edilmelidir ki Türkiye ve Kürtler'in çıkarları ortaktır. Türkiye Kürtler'le işbirliğini geliştirdikçe bundan iki taraf ta yarar sağlayacaktır. Bu operasyonda TSK ile PYD'nin işbirliği yapması ne inkar edilecek ne de suçlanacak bir olaydır. İki taraf arasında kalıcı bir barış ve işbirliğinin ilk adımı olmasını umuyorum.

twitter.com/aserdaresen