SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Roboski'den ODTÜ'ye 2012

Yazının Giriş Tarihi: 02.01.2013 15:59

Bilindiği gibi 28 Aralık 2011'de, PKK'lı sanılarak TSK uçakları tarafından bombalanan Roboskili köylülerden 34'ü ölmüştü. 2012 yılı boyunca bu olay gündemden hiç düşmedi. Her şey ortada olmasına karşın soruşturmalar bir türlü sonuçlanmadı, olayın suçluları ortaya çıkarılamadı. AKP bir özrü bile çok gördü ve "tazminat verdik ya, daha ne istiyorlar" diyebildi. Bu sözlere Roboskililerin yanıtı ise, verilen tazminatlara "el sürmemek" oldu.

Aslında bu olay, 34 Roboskili Kürt yurttaşın ölümünden çok daha fazla anlam taşıyor. İktidarın bu olay karşısındaki tavrı, Kürtlerin devlete olan güvenini, inancını büyük ölçüde yitirmesine yol açtı. Kürt sorununun çözümü konusundaki umutları da azaltan bu olay, bir anlamda "milat" oldu. Öte yandan 2012 yılı boyunca, "KCK operasyonu" adı altında Kürt siyasetçi, gazeteci, aydınlara yönelik tutuklamaların sürmesi; "AKP acaba Kürt sorununu çözmek istemiyor mu?" sorusunun yaygın biçimde sorulmasına neden oldu.

20 Ağustos 2012'de Gaziantep ilinde bomba yerleştirilmiş bir otomobil patlatıldı, arasında küçük çocukların da bulunduğu 9 sivil can verdi. Bu korkunç patlamanın ertesi günü, yani 21 Ağustos 2012'de içinde askerlerin bulunduğu ve bir köy korucusu tarafından kullanılan sivil araç Uludere yakınında uçuruma yuvarlandı, 9 asker ve bir korucu öldü. Yaralanan askerleri kurtarabilmek için gayret gösterenler, Roboskili köylülerdi.

5 Eylül 2012 tarihinde Afyon'da cephanelikte patlama oldu, 25 asker yaşamını yitirdi. Olayın nasıl meydana geldiği kesin olarak belirlenemedi.

700 dolayında PKK ve KCK tutuklusunun başlattığı açlık grevi iki aydan fazla sürdü ve Öcalan'ın talebi ile sonuçlandırıldı. Bu olay, Öcalan'ın PKK ve Kürt hareketi üzerindeki etkisini bir kez daha ortaya koydu. Hükümet de bunu anlamış olacak ki, uzun süredir kesilmiş olan Öcalan ile müzakereler yeniden başladı.

Açlık grevinin ölüm olmadan sonuçlanması, toplum üzerinde bir iyimserlik yaratmıştı  ki, Erdoğan'ın yeni bir hamlesi yeniden karamsarlığa neden oldu. Erdoğan, PKK'lılarla kucaklaşma görüntüleri yayınlanan 10 BDP'li milletvekilinin dokunulmazlıklarının kaldırılacağını söyleyerek yeni bir gerginliğin fitilini ateşledi. Neyse ki, AKP'li bazı Kürt ve demokrat milletvekillerinin itirazı sonucu konu beklemeye alındı.

2012 yılına damga vuran diğer önemli olaylar arasında yeni anayasa çalışmaları, eğitimde 4+4+4 sistemi, balyoz davasında 330 sanığın 20 yıla kadar hapis cezası alması, İlker Başbuğ ve Çevik Bir'in Ergenekon davası kapsamında tutuklanmaları, 12 Eylül darbecileri Evren ve Şahinkaya'nın yargılanması, Erdoğan'ın gündem saptırma amacıyla ortaya attığı "kürtaj" ve "idam" tartışmaları sayılabilir. Öte yandan, 2012 yılı sonuna doğru ekonomide büyüme hızının giderek düşmesi ve bunun paralelinde işsizlik oranının artması; iş kazalarında bir yıl içinde 867 işçinin can vermesi, askerdeki intiharlar dikkat çekici noktalar olarak gündemde yer aldı. 2012 yılında da kadınlar öldürülmeye devam edildi.

2012 yılı sonunda gündeme damgasını vuran olaylardan biri de, Başbakan Erdoğan'ın Göktürk-2 uydusunun izlenmesi amacıyla ODTÜ'ye gidişiydi. Bu ziyaret Erdoğan'a eşlik eden 3.500 dolayında polis ordusu nedeni ile dikkat çekti, ancak ardından yaşananlar on gün boyunca ülke gündeminde ilk sırayı aldı. Erdoğan'ın ODTÜ'ye gelişi nedeni ile öğrenciler bir protesto gösterisi düzenleyerek, yürüyüşe başladılar. Ancak protestolara tahammülü olmayan polis, öğrencilerin üzerine gaz bombaları, tazyikli su vb. ile saldırınca ortalık karıştı, öğrenciler de kendilerini korumak amacıyla polise taşla karşılık verdiler.

Özellikle son bir yıl içerisinde, iktidarın otoriterleşme eğilimlerinin giderek arttığı pek çok kesim tarafından dile getirilmekteydi. ODTÜ'de yaşanan olaylar ve sonrasında gelişenler bu durumu teyit eder nitelikteydi. ODTÜ'de yaşanan olayların ardından ODTÜ rektörünün ve öğretim üyelerinin öğrencilerine sahip çıkması, polisin orantısız güç kullanımını eleştirmeleri karşısında Başbakan Erdoğan'ın sert tavrı, nasıl bir Türkiye ve nasıl bir üniversite istediklerini açık biçimde ortaya koyuyordu. Demokrasi, değişim, özgürlük söylemleri ile iktidar olan ve bu söylemler ile oylarını her seçimde arttıran AKP'nin gerçek yüzü bir kez daha ortaya çıktı. Öte yandan, 12 Eylül döneminden bu yana öğrenci eylemleri ilk kez kitlesel boyuta geçti, ODTÜ'de 5.000 dolayında öğrenci ve öğretim elemanı eylem yaptı.

Ekonomideki büyüme hızının yavaşlaması ile birlikte iktidarın otoriterleşme eğilimlerinin artışı kuşkusuz ki basit bir rastlantı değil. Orta Doğu'da yaşanan gelişmeleri de düşününce, 2013 yılında ülkemizi 2012'den daha zor günlerin  beklediğini söylemek yanlış olmayacaktır. Ülkemiz için çıkış yolu, önce kendi Kürtleri ile barışarak Kürt sorununu çözmek, ardından da Orta Doğu'daki diğer Kürtlerle olumlu ilişkiler geliştirerek önemli bir güç oluşturmak. Kuşkusuz ki bunlar, daha fazla demokrasi ve daha fazla özgürlük demek.

Peki bunları AKP hükümeti yapabilir mi? Bugünkü tabloya bakıldığında çok zor. Ancak bunları gerçekleştirmediğinde de, iktidarda daha fazla kalması kolay olmayacaktır.