SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Önce demokrasi

Yazının Giriş Tarihi: 18.01.2021 00:58

Bugün ülke olarak en acil ihtiyacımızın demokrasi olduğunu düşünüyorum. Buna bazıları itiraz ederek "demokrasiden önce işe, aşa, ekmeğe ihtiyacımız var" diyebilir. Ya da güvenlik ihtiyacının, temiz havaya, suya olan ihtiyacımızın daha acil olduğunu öne sürebilir. Ama demokrasi var olduğunda bu sorunların da büyük ölçüde ortadan kakacağını düşüncesindeyim.

Ülkemizde sorun çok, saymakla  bitmez. İşsizlik sorunu, yoksulluk sorunu, ekonomik sömürü sorunu, doğanın talanı sorunu, kadına yönelik ayrımcılık ve şiddet sorunu, hukuk ve adalet sorunu, farklı kimliklere ve inançlara yönelik ayrımcılık ve eşitsizlik sorunu, eğitimdeki sorunlar, su kaynaklarımızın tükenmesi sorunu... Mutlaka eksiğimiz vardır, o kadar çok ki!

Bu sorunları tek  tek ele alarak inceleyecek olursak, temelinde "demokrasi eksiği" ya da "demokrasisizlik" olduğunu göreceğiz. Demokrasi olmadığı için çalışanlar yeterince örgütlenemiyor, haklarını alamıyorlar. Demokrasi olmadığı için ülkenin kaynakları bazı kesimlere rant yaratmakta kullanılıyor, kaynaklar ve refah toplumda eşit/adil olarak dağıtılmıyor, mağdurlar haklarını arayamıyorlar. Hakkını aramak isteyenler de "terörist", "hain" vb biçimde etikenleniyor, gözaltına alınıyorlar.

Adaletin olmaması, hukuksuzluk da demokrasi eksiğinin bir sonucu. Yargı organlarına seçimler ve göreve atamalar demokratik biçimde yapılmıyor. Hak, hukuk, adalet aramak anti demokratik yasa ve uygulamalar ile önleniyor. 1982 darbe anayasasına göre bile izin almaksızın yapılabilecek yürüyüş, basın açıklaması gibi hak arama yolları engelleniyor.

Doğanın sınırsız talanı, havamızın, suyumuzun kirletilip yok edilmesinin temelinde de "demokrasi eksiği" yatıyor. Bu talana karşı çıkmaya çalışan köylülerin, kadınların karşısına jandarma dikiliyor! Termik santral, JES, maden ocakları, altın işletmeleri gibi havayı, suyu, toprağı kirleten yatırımlara orada yaşayan insanların görüşü alınmadan, merkezden karar veriliyor. İtiraz edenler "vatan haini" veya "terörist" olarak nitelenip, en doğal hak olan protestolar anti demokratik biçimde yasaklanıyor.

Ülkenin en temel sorunlarından biri olan "Kürt sorunu"nun çözümsüz kalması da, büyük ölçüde  demokrasi sorunu ile bağlantılı. Kürtler, Aleviler ve diğer etnik ve inanç kimliğine sahip olanlar taleplerini ifade etmekte bile zorlanıyolar. Eşit yurttaşlık talepleri "bölücülük" olarak adlandırılıp, yasaklanıyor. Kadınların ayrımcılığa ve şiddete uğramasına karşı bir şey yapılmazken, bu duruma itiraz eden kadınların gösteri, yürüyüş hakları engelleniyor, hatta "yaka paça" göz altına alınıyorlar.

Eğitim alanında çok büyük eşitsizlikler, yetersizlikler olmasına karşın eleştiriler dikkate alınmıyor. "Bilimsel, laik, demokratik, parasız ve ana dilinde eğitim" talepleri yok sayılıyor, paralı eğitim her kademede yayılırken, eğitim bilimsellikten uzaklaşıyor. Kürtlerin "ana dilde eğitim" talebi, Alevi yurttaşların ve Müslüman olmayan kesimlerin, ateistlerin "din dersinin kaldırılması" isteği kabul edilmiyor, bunları talep edenlere de yine "terörist" damgası vuruluyor. Kararları "merkez" veriyor.

Demokrasi, tüm yurttaşların devlet politikasını biçimlendirmede eşit hakka sahip olduğu yönetim biçimidir. Yani demokrasi, yurttaşların alınan kararlara katılması, hakkını özgürce arayabilmesidir. Ne yazık ki ülkemizde tüm kararlar merkezden veriliyor, halkın görüşü sorulmuyor bile!

Ülkemizde hiçbir zaman gerçek anlamda demokrasi olmadı. Ancak kısmen var olan "temsili demokrasi" de  2017 yılında yapılan referandumla partili başkanlık sistemine geçilmesi ile tamamen ortadan kalktı. Böylece kararlar daha da merkezileşerek, ülke adeta tek bir kişi tarafından yönetilir oldu. Sorunların bu sistem içinde çözülmesi mümkün değildir. Tek çare parlamenter sisteme dönülmesi, yerelin yetkilerinin arttırılması, "doğrudan demokrasi" uygulanarak halkın yönetimde "söz, yetki ve karar sahibi" olmasıdır. Bunun sağlanması ise, demokrasiye inanan, tek adam yönetimine karşı olan tüm kesimlerin "demokrasi" ortak paydasında bir araya gelebilmesine bağlıdır!