SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Neden "Yeşil Sol"!

Yazının Giriş Tarihi: 08.12.2018 04:47

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi(Yeşil Sol Parti) 25 Aralık 2012 tarihinde Eşitlik ve Demokrasi Partisi(EDP), Yeşiller Partisi ve bağımsız bireylerin bir araya gelmesi ile kuruldu. 610 kurucu üyenin yer aldığı kuruluş kongresinde Sevil Turan ve Arif Ali Cangı partinin eş sözcüleri oldu.

Yeşil Sol Parti'nin kuruluşundan bu yana altı yıl geçti. 1-2 Aralık 2018 tarihlerinde yapılan 2. Olağan kongrede ise Eylem Tuncaelli bir önceki dönem aldığı eş sözcülüğü sürdürürken, Naci Sönmez ise dört yıldır sürdürdüğü eş sözcülüğü Sinan Tutal'a devretti. Ayrıca altmış kişilik Parti Meclisi de yeniden oluşturuldu.

Yeşil Sol Parti Tüzüğünün 2. Maddesinde parti "Partimiz, sürdürülebilir bir yaşam ve gelecek için, ekolojik, özgürlükçü, eşitlikçi ve dayanışmacı bir toplumun kurulması yolunda, çoğulcu ve katılımcı bir mücadele anlayışıyla politik sorumluluk üstlenen; insan haklarını hiçbir ayrımcılığa yer vermeyecek şekilde savunan, doğanın ve tüm canlıların haklarını gözeten, militarizme karşı mücadele eden, emekten ve toplumsal adaletten yana, ekolojist, barışçı ve demokratik bir siyasi partidir" şeklinde tanımlanmıştır.

1980 öncesinde sol söz konusu olduğunda emek, emek mücadelesi akla gelirdi. 1980 sonrası yıllarda kimlik mücadelesinden söz edilir oldu. Kürtler, Aleviler, kadınlar, LGBTİ'ler ezildiklerini, ayrıma uğradıklarını belirterek hak mücadelesine başladılar. Çevre, ekoloji mücadelesinin gelişmesi ise 2000'li yıllarda oldu. Hatta, Yeşil Sol Parti kurulduğunda "ne yani, siz şimdi çiçek-böcekle mi uğraşacaksınız" diyenlerin büyük bölümü, bugün ekolojinin önemini büyük ölçüde kavrayarak, bu mücadele içinde yer almaya başladılar.

Yeşil Sol Parti emek, kimlik ve ekoloji konularının her birine eşit önem veren, hiç birini diğerinin önüne koymayan bir siyaseti savunuyor. Bugün emek ve kimlik mücadelesi nasıl iç içe geçmiş durumdaysa, aynı şekilde emek ve ekoloji mücadelesi ile ekoloji ve kimlik mücadeleleri de iç içe geçmiş durumda. Ezilen kimlikler çalışma yaşamında da daha fazla sömürüye uğrarken, ekolojik tahribattan da ezilen kimliklerin yaşadığı kenar mahalleler daha fazla etkileniyor. Öte yandan ekoloji mücadelesi açıkça bir anti kapitalist nitelik taşıyor. Bugün sermaye bir yandan emeği alabildiğine sömürürken, diğer yandan doğayı, doğal kaynakları giderek artan bir şekilde talan ediyor. Suyun ticarileştirilmesine karşı çıktığımızda, hem anti kapitalist hem de ekolojik bir mücadele vermiş oluyoruz.   

Ülkemizde sınırsız büyümeye dayanan, kalkınmacı bir politika uygulanmakta. Bu politikanın uygulanması emeğin daha fazla sömürülmesi, emekçilerin haklarının yok edilmesi temelinde gelişirken, öte yandan da doğanın daha fazla tahrip edilmesi, doğal kaynakların hızla tüketilmesine yol açıyor. Buna karşılık Yeşil Sol siyaset daha küçük ölçekli, toplumsal yararı ve sürdürülebilirliği temel alan, doğayla uyumlu, katılımcı ve dayanışmacı bir ekonomi politikasını savunuyor. Bunu yaparken de yerel ekonomiyi, küçük üreticiliği, kooperatifleşmeyi, adil bölüşümü öne çıkarıyor.

Etle tırnak nasıl birbirinden ayrılamazsa, emek, kimlik ve ekoloji politikalarının da birbirinden ayrılması olanaksızdır. Yani "Yeşil" ve "Sol" birbirinden ayrı düşünülemez.

"Yeşil Sol" siyaset yaşamı savunmaktır!

"Yeşil Sol" siyaset geleceği savunmaktır!