SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Ne AKP, ne 'cemaat'; Çare Drogba !

Yazının Giriş Tarihi: 25.12.2013 06:06

AKP'nin 11 yıllık iktidarı boyunca el ele, kol kola olanlar, iktidarın tüm nimetlerini paylaşanlar, şimdi birbirlerini en ağır biçimde suçlamaktan kaçınmıyorlar. Gülen AKP'ye ve Erdoğan'a en ağır bedduaları etmekten çekinmezken, Erdoğan da 'cemaat'e yönelik olarak "inlerine girip dağıtacağız" ifadelerini kullanabiliyor.

Kuşkusuz ki aksi ispatlanana kadar herkes masumdur ve yargılamayı bizler değil, yargı yapacak. Ancak konuşulanlara, yazılanlara bakılacak olursa ortada yolsuzluk olarak adlandırılacak pek çok şey var, yani iktidar "temiz" değil. AKP'nin kendisine "operasyon" yapmakla suçladığı ve karşı bir "operasyon" ile pek çoğunu görevden aldığı "cemaat" in de "temiz" olduğunu söylemek olanaksız.

 Sözü edilen yolsuzluk iddialarının "cemaat" tarafından ortaya çıkarıldığı, yapılan operasyonun "cemaat" eliyle yürütüldüğü hemen herkes tarafından kabul edilen bir gerçek. Ancak iktidarı AKP ile paylaşırken bunlara göz yuman, arada çıkar çatışması doğunca dosyaları açan "cemaat"in bunu ülke çıkarları için, kirlenen siyaseti temizlemek için yaptığına inanmak için çok saf olmak gerekiyor.

Bir haftadır ülkeyi kasıp kavuran AKP-Cemaat kavgası kuşkusuz ki Türkiye'yi daha demokratik, eşitlikçi, özgürlükçü, katılımcı ve temiz bir ülke yapma kavgası değil. Hepimiz biliyoruz ki bu kavga rant kavgasıdır, paylaşım kavgasıdır. Dolayısıyla iki taraftan birini tutmak gibi bir tavrımız olamaz, olmamalıdır. Biz sadece suç işleyenin yargılanmasını isteriz.

Bir süredir gizli devam eden ve son bir haftada olanca açıklığı ve çirkinliği ile ortaya çıkan bu kavga ve ardında yatan yolsuzluklar aslında hayırlara vesile olacaktır. Son olaylar da göstermiştir ki sistem çürümüştür, kokuşmuştur, tıkanmıştır. Buradan çıkış, eskinin yani eski siyasetin unsurları ve onların araçları ile olamayacaktır.

Kötü olan, yönetemeyen mutlaka gidecektir. Ancak kötü olanın gitmesi yanında, yerine ne koyulacağı da en az onun kadar önemlidir. Çare ne AKP, ne "Cemaat" ne de eski tip siyasette ısrar eden MHP ve CHP gibi siyasi partilerdedir. AKP'ye alternatif olabilmeyi, onun kötü bir kopyası olmakta gören ve kazanabilmek için AKP ve MHP'lileri aday gösteren CHP'nin sarıgülünün çare olmadığı, Kılıçdaroğlu hariç herkes tarafından görülmektedir.

Çareyi başka yerlerde aramaya gerek yok, çarenin ne olduğunu Gezi direnişi sırasında gençler açıkça ortaya koymuşlardı. Çare eskinin tüm kirlerinden, çirkinliklerinden arınmış "yeni bir siyaset". Kuşkusuz ki hiçbir şey adına "yeni" demekle "yeni" olmuyor. Bunun ne olması gerektiğini görmek için Gezi direnişinde gençlerin ne istediklerine, nasıl davrandıklarına bakmak yetecektir.

Gezi direnişi katılımcılık, demokrasi, ekoloji, eşitlik, özgürlük, barış taleplerini kapsıyordu. "Yaşamıma karışma", "beni ilgilendiren konularda benim de fikrim alınsın", "çevreye ve doğaya dokunma", "farklı kimlikteki, inançtaki, cinsel kimlik ve yönelimdeki insanlar eşit biçimde birlikte yaşayabilirler" temalarını benimseyen direnişçiler yeni bir dil ve yeni bir tarz yaratmışlardı. Bu direniş Türkiye tarihinde çok önemli, yeni bir sayfa açtı. Ancak öyle görünüyor ki AKP ve CHP başta olmak üzere, siyasetçiler Gezi'den ders çıkaramamışlar.

AKP ve Cemaat arasında sıkışan Türkiye'de yine eski argümanlarla ve onların unsurlarını devşirerek "yeni bir siyaset" ve alternatif yaratılamayacağı çok açık. Artık siyaset yeni ve temiz isimlerle, daha fazla genç ve kadın ile, yeni bir dil ve tarz ile oluşturulursa eskiye gerçek bir alternatif olabilecektir. Sırf birisi kazanmasın diyerek, benzer kişileri başka etiketler altında yarışa sürmek, en hafif deyimi ile halkı aptal yerine koymaktır.

Son olaylarla iyice ortaya çıkan bu çürümüş, kokuşmuş sistemi değiştirebilecek, yeni ve temiz bir alternatif, mevcut kutupların dışında üçüncü bir yoldur.Demokratik, eşitlikçi, özgürlükçü, ekolojist, katılımcı ve şeffaf bir yaklaşımla; merkeziyetçi değil yerele önem veren politikalarla Gezi'de ortaya çıkan "ruhu" vücuda büründürecek yeni bir siyasi hat ancak bu kirlenmişliği temizleyebilecektir.

"Yeni siyaset" iddiası ile ortaya çıkan ve yukarıdaki talepleri dillendiren bazı siyasi oluşumlar var, ama henüz daha yolun başındayız. Gezi'nin ışığı yolumuzu aydınlatıyor ve bize Mevlana'nın sözünü anımsatıyor; "Ne varsa düne dair, dünle beraber gitti cancağızım; artık yeni şeyler söylemek lazım".