SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Nasıl kazanırız?

Yazının Giriş Tarihi: 24.04.2018 17:39

AKP iktidarı 3 Kasım 2019 tarihinde yapılması gereken Başkanlık ve Milletvekili Seçimlerini sürpriz bir kararla 24 Haziran 2018 tarihine aldı. Bu seçimlerin yerel seçimler öncesine alınacağı ve 2018 yılının Ekim-Kasım aylarında yapılacağı tahmin edilmekle birlikte bu kadar erken bir seçime ihtimal verilmiyordu. Bu açıdan erken seçim tarihi aslında bir "baskın seçim" ya da "panik seçim" olarak adlandırıldı.

AKP'nin ve Erdoğan'ın seçimleri neden bu kadar öne çektiği aşağı, yukarı belli. Ortadoğu'da yaşanan gelişmeler de etkili olmakla birlikte, en önemli nedenlerin ekonomik krizin giderek sıkıştırması ve İYİ Parti'nin seçimlere girmesinin engellenmesi olduğu açıkça görülüyor. Ancak CHP, kendinden hiç beklenmeyen bir hamle ile İYİ Parti'nin seçime girmesi önündeki engeli kaldırdı, demokrasiye önemli bir katkı yaptı. Şimdi iktidar ve ortakları büyük bir panik içinde.

CHP, HDP, İYİ Parti, SP ve diğer muhalefet partileri şimdi panik durumundaki iktidar ortaklığını nasıl yenilgiye uğratacaklarının hesabını yapıyorlar. Çünkü içinde bulunduğumuz durum, bir siyasi partinin çıkarlarının çok ötesinde, ülkenin bir diktatörlükle mi yoksa demokratik bir parlamenter rejimle mi yönetileceği noktasına gelmiş durumda!

Muhalefetin bir bölümü ilk turda ortak bir aday etrafında birleşerek, Erdoğan'a karşı tek bir aday ile mücadele edilmesini savunuyor. Bir diğer kesim ise muhalefetin tüm farklı kesimlerinin kendi adaylarını çıkarmasını ve tüm muhalif kesimlerin ikinci tura kalan aday etrafında bir araya gelmesini savunuyor.

Ben, tek bir ortak aday ile seçimlere girmenin sakıncalı olduğunu düşünüyorum. Abdullah Gül, Meral Akşener, İlhan Kesici gibi muhalefetin ortak adayı olan kişi toplumun pek çok kesiminden destek alamayacaktır. Bunun sonucu olarak ilk turda sandığa gitme oranı büyük olasılıkla düşecek ve Tayyip Erdoğan'ın ilk turda seçim kazanması olasılığı artacaktır.

Tek adayın tersine, tüm muhalif kesimler kendi adaylarını gösterdiğinde katılım yükselecek, tüm kesimler kendi adaylarına oy vermek için sandık başına gideceklerdir. Bu durum Tayyip Erdoğan'ın ilk turda seçilme olasılığını azaltacaktır. Eğer Erdoğan ilk turda yüzde 45'in altında bir oy alırsa AKP-MHP cephesinde bir panik oluşması kaçınılmazdır. Bunun sonucu olarak muhalefetin ikinci tura kalan adayının seçilme olasılığı önemli ölçüde artacaktır. Kuşkusuz ki tüm muhalif adaylarının seçim öncesi "parlamenter sisteme dönüleceği, yargıda düzenlemeler yapılacağı" konusunda taahhüt vermesi gerekmektedir.

Bana göre ilk turda CHP'nin kendisinin ve genelde solun en güçlü adayını belirlemesi, HDP'nin tereddütsüz Selahattin Demirtaş'ı aday göstermesi, İYİ Partinin Meral Akşener ve SP'nin de Abdullah Gül veya Temel Karamollaoğlu ile seçime girmesi durumunda sonuç muhalefet  lehine olacaktır. İlk turda çoğunluk sağlanamayacak, ikinci tura kalan adaylardan biri ise Erdoğan olacaktır. İkinci tura kalan muhalefet adayı etrafında tüm muhalefet, az önce belirttiğimiz ilkeler etrafında bir araya geldiğinde kazanan kesinlikle demokrasi olacaktır.