SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Nasıl bir 'Yeni Türkiye' ?

Yazının Giriş Tarihi: 07.09.2014 11:14

CHP, Kılıçdaroğlu'nun Genel Başkan olmasından bu yana "Yeni CHP"den söz ediyor, bir anlamda eski CHP'yi reddettiğini, kendini yenilediğini anlatmaya çalışıyor.

HDP'nin Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş seçim öncesi "Yeni Yaşam Belgesi" yayınladı, seçilmesi durumunda nasıl bir Türkiye için çaba göstereceğini açıkladı.

Geçtiğimiz günlerde kurulan 62. Hükümet programı açıklanırken "Yeni Türkiye" vurgusu öne çıktı. Bu örnekler gösteriyor ki bugün ülkemizde hemen herkes bir değişimden yana, mevcut durumdan şikayetçi. Gerçekten de şu andaki Türkiye görünümü savunulacak gibi değil. Peki herhangi bir şey "yeni" demekle gerçekten yeni oluyor mu?

Önce CHP'ye bakalım kısaca. Kılıçdaroğlu geleli yıllar geçti ama CHP hala aynı hamam aynı tas, değişen bir şey yok. Geçtiğimiz günlerde yapılan Cumhurbaşkanlığı yemin töreninde bir grup CHP'linin yaptığı "protesto"da yeni ne vardı? Ya da bu yazının yazıldığı gün yapılan CHP kurultayında neydi yeni olan? Kılıçdaroğlu'nun "ben, ben" vurgusu mu, yoksa dakikalarca süren geçmişe yapılan vurgular mı?

Gelelim AKP'ye ve yeni hükümet programına. Eski hükümet programını birkaç rötuşla yeni diye ortaya sürmek nasıl bir şey? Ya da Cumhurbaşkanlığı köşkünü Çankaya'dan A.O.Ç. ne taşımak mı "Yeni Türkiye" oluyor acaba? Geçiniz...

Aslında en sahici olan, HDP'nin ileri sürdüğü "Yeni Yaşam Çağrısı". Zaten öyle olduğu için son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Demirtaş oyunu yüze 50 arttırmadı mı?

Bana göre "Yeni Türkiye" bu ülkede yaşayan tüm halkların, inançların, cinsiyetlerin ve cinsel kimliklerin, tüm sınıfların eşit, adil, özgür biçimde, sömürüden ve baskıdan uzak olarak ekolojik bir Türkiye'de birlikte, barış içinde yaşayabilmesidir. Ülkenin kutuplara ayrıldığı, herkesin diğerini "düşman", "hain" olarak nitelediği bir Türkiye yeni olamaz.

"Yeni Türkiye", öncelikle yeni bir anayasa gerektirir. Ayrımcılıktan uzak, eşitlikçi, adil ve ülkenin tüm yurttaşlarını kapsayan bir anayasa olmadan "Yeni Türkiye"den söz edilemez. Tek tipçi dayatmalara karşı çoğul ve farklılıkların eşit ve gönüllü beraberliğine dayalı yeni bir yaşam "Yeni Türkiye"nin temelidir.

Hukuk devleti, kuvvetler ayrılığı, yargının bağımsızlığı kavramları sadece laf olarak değil, uygulamada geçerli olduğunda Türkiye gerçekten yenileşiyor diyeceğiz.

Otoriter devlet yerine, devletin küçüldüğü, yurttaşın ve demokrasinin büyüdüğü bir sistem ancak "yeni" olarak adlandırılabilir. Merkezi yönetim yerine, halkın doğrudan yönetime katıldığı "yerinden yönetim" modelinin, yerel özerkliğin yaşama geçmesi Türkiye'nin yenileşmesi demektir.

Kürt sorunu barışçı biçimde çözülmeden, Aleviler ve diğer inanç gruplarının inançlarını veya inançsızıklarını özgürce yaşayabilecekleri bir ortam yaratılmadan, ülkedeki tüm etnik kesimler ana dillerinde eğitim yapma hakkına kavuşmadan "Yeni Türkiye" söz konusu olamayacaktır.

Yaşam hakkının sadece insanlar için geçerli olmadığını, dünyayı paylaştığımız tüm varlıkların da insanlar ile eşit haklara sahip olduğunu kabul etmek "Yeni Türkiye" için vazgeçilmez bir koşuldur. Bu anlayışla iklim değişikliğine karşı kararlı bir mücadele programı oluşturmak kaçınılmaz bir görev olarak karşımızda durmaktadır.

Kadınlar, gençler, LGBTİ bireyler, engelliler yani toplumun dezavantajlı kesimlerinin eşit haklarını savunmadan; tüm çalışanların sendikal ve sosyal haklarına sahip çıkmadan, "taşeron" işçilik olarak adlandırılan kölelik sistemini yok etmeden "Yeni Türkiye" boş bir vaatten öteye geçmeyecektir.

Kısacası hiçbir şey yeni demekle yeni olmuyor.

 twitter.com/aserdaresen