SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Nasıl bir cumhuriyet!

Yazının Giriş Tarihi: 29.10.2016 06:12

Bazen demokrasi ile bazen laiklik ile eş anlamda kullanıldığı, kimi zaman da içi boş, soyut bir kavram olarak algılandığını görüyoruz. Bu nedenle Cumhuriyetin ne olduğunu, nasıl geliştiğini ve demokrasi ile ilişkisini irdelemekte yarar olduğunu düşünüyorum.

Cumhuriyet kelimesi Arapça kökten türetilmiş olup, "bir araya toplanma, topluluk oluşturma" anlamına gelmektedir. 1789 Devrimi sonrasında Fransa'da kullanılan "repibluque" sözcüğünün Türkçe çevirisi olarak benimsenmiştir.

Cumhuriyet, yürütme organlarının halk tarafından belli bir süre ve belirli yetkilerle seçildiği ve halk iradesince meşrulaştırıldığı devlet şekli anlamında kullanılmaktadır. Osmanlı Devletinde Cumhuriyet fikri ilk kez 1870'li yıllarda Genç Osmanlılar ve Mithat Paşa tarafından tartışılmıştır.

Cumhuriyet kavramı temsili demokrasinin uygulanması için kullanıldığı gibi, federatif yönetimler için de kullanılabilmektedir. Başkanlık sistemi genelde farklı bir kategoride ele alınmakta olup, iki tip Cumhuriyet'ten söz edilmektedir. Bunlardan biri tüm yetkilerin başbakanda olduğu "sembolik cumhurbaşkanlığı", diğeri ise cumhurbaşkanının yetkilerin geniş olduğu "etkin cumhurbaşkanlığı".

Cumhuriyet bir rejim, demokrasi ise cumhuriyetin uygulanış şekillerinden biridir. Demokrasi, tüm yurttaşların yönetimde eşit hakka sahip olduğu ve azınlık haklarının da güvence altına alındığı bir yönetim biçimidir. Bir ülkenin rejiminin "cumhuriyet" olması, orada demokrasi olduğu anlamına gelmemektedir.

Demokratik cumhuriyetin yanında dine dayalı cumhuriyet, oligarşik cumhuriyet ve sosyalist cumhuriyet biçimleri de vardır. Kuzey Kore (Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti), İran İslam Cumhuriyeti, Mısır Arap Cumhuriyeti'nde demokrasi olduğunu sanırım kimse iddia edemez. Buna karşılık Birleşik Krallık, İsveç gibi ülkelerde cumhuriyet değil, monarşi söz konusudur. Ancak bu ülkeler demokrasinin en çok geliştiği ülkeler arasındadır ve kral sembolik durumdadır.

Bir cumhuriyetin demokratik cumhuriyet olabilmesi için o ülke halklarının tüm kesimlerinin, çoğulcu özgür iradeleri ile katılımcı olarak yönetim ve denetim süreçlerinde doğrudan yer alması, demokrasinin tüm sivil kurum, kuruluş ve kadrolarıyla işlediği bir yönetim olması gerekir. Demokratik cumhuriyetler çok kimlikli, değişik inançlı ve çeşitli kültürlerin bir mozaik oluşturacak şekilde bir arada yaşamasına olanak veren bir devlet yapılanmasına sahiptir.

Günümüzde artık demokrasinin, özgürlüklerin, insan haklarının geçerli olmadığı cumhuriyetler diğer ülkeler tarafından daha az dikkate alınmakta, eleştiriye tabi tutulmaktadır. Ülkemizde 93 yıldır cumhuriyet rejimi geçerli olmasına karşın, gerçek anlamda bir demokrasi hiçbir dönemde olmamıştır. Bugün ise cumhuriyet daha güçlü tehditlere maruz kalmaktadır. Bir yandan tek adam yönetimine doğru bir yöneliş, öte yandan bugüne kadar tam olarak sağlanamamış olan laikliğin tümüyle yok edilmesi tehlikesi gündemdedir.

Ülkemizde cumhuriyetin kuruluşundan bu yana toplumun tüm kesimlerini kucaklayan, kapsayan bir rejim oluşturma yönünde sıkıntılar yaşanmıştır. Bir dönem dindarlar ve tüm süreç boyunca Kürtler, azınlıklar ve Aleviler kendilerini dışlanmış hissetmişler ve bu durum zaman zaman çatışmalar ve katliamlar şeklinde kendini göstermiştir. Benzer biçimde sosyalist ve komünistler cumhuriyet rejimi tarafından sürekli olarak baskı ve tehdit altında tutulmuş, emekçi kesimler de sömürüye karşı mücadelede zorluklarla karşılaşmışlardır.

Cumhuriyetin 93. yılını kutladığımız bugün de bu sıkıntıların tümü sürmekte, hatta giderek derinleşmektedir. Cumhuriyet demokratikleştirilmedikçe ne laiklik, ne özgürlükler, ne eşitlik, ne insan hakları ve ne de emeğin ve doğanın hakları güvence altında olmayacaktır. Toplumun tüm kesimlerinin kendini mutlu hissettiği, "benim cumhuriyetim" diyebildiği bir cumhuriyet ancak demokratikleşme ile sağlanabilecektir.

Doğrudan demokrasinin uygulandığı, tüm kesimlerin yerelden başlayarak yönetim ve denetim sistemlerinde yer aldığı, kimlik, inanç ve cinsiyet/cinsel yönelim farklıklarının bastırılmak yerine zenginlik sayıldığı, çoğulcu anlayışın hakim olduğu, parlamenter sistemin tüm kurumlarıyla işlediği "Demokratik Cumhuriyet" için, bu ilkeleri benimseyen tüm kesimlerin ortak mücadelesi kaçınılmaz ve acil bir görevdir.

@aserdaresen