SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Mesaj alındı; İnadına barış, inadına kardeşlik

Yazının Giriş Tarihi: 16.10.2015 23:59

Mitinge katılanlar BARIŞ talep ediyorlardı ve karşılığında bomba ile yanıt verildi. Katliamı gerçekleştiren iki canlı bombanın IŞİD üyesi olduğu belirlendi.

Bu katliam akıllara 20 Temmuz 2015 tarihinde Suruç'ta yaşanan ve otuz üç kişinin yaşamını yitirdiği bir diğer katliamı getirdi. HDP bileşeni olan ESP (Ezilenlerin Sosyalist Partisi) gençlik örgütü SGDF tarafından Kobani'ye yardım amacıyla düzenlenen bir organizasyonda yine bir canlı bomba patlamış, çoğu genç 33 kişi ölmüştü.

İki katliam arasında pek çok yönden benzerlik olduğu görülüyor. Suruç katliamının failinin de IŞİD üyesi olduğu ve patlamada öldüğü biliniyor. Ancak ne yazık ki arkasındaki güçler ortaya çıkarılamadı. Her iki katliamı gerçekleştirenler, yöntem ve kullanılan bombaların benzerliği yanında başka bir benzerlik daha vardı. Bombalanan ya da uyarılmak istenen anlayış.

Suruç katliamı, Kobani'deki Kürt halkı ile dayanışma amacıyla düzenlenen bir organizasyona karşı yapılmıştı. Ve Kürtlerle dayanışma gösterenler de Kürt değil, farklı etnik kimliklerden sosyalist gençlerdi. Bu katliam ile Türkler ve diğer kimlikten olanlara "Kürtlerden uzak durun" mesajı verilmek isteniyordu.

10 Ekim 2015 tarihinde düzenlenen mitingin temel sloganı BARIŞ idi ve 7 Haziran sonrasında yeniden başlatılan "kirli savaşın" sona ermesi, yeniden barış sürecine dönülmesi talebini içeriyordu. Sürekli olarak barış isteğini seslendiren Kürt halkı ve HDP ile dayanışma amacıyla, STK, sendika ve odalar tarafından düzenlenmişti. Bu katliam ile de mitingi düzenleyen ve katılanlara "Kürtlerden uzak durun, onlarla birlikte siz de yanarsınız" mesajı verildi.

Ankara katliamında yaşamını yitirenler arasında HDP'liler çoğunlukta, ama bunun yanında farklı kimlik, inanç ve siyasi görüşe sahip kişileri de kaybettik. CHP Gençlik Kolları üyesi 11 genç Malatya'da toprağa verildi. Bu faşist katliam ile yok edilenler arasında mühendisler, öğretmenler, işçiler, ev kadınları, çocuklar da var.

Aslında son aylarda HDP'ye yönelik saldırıların giderek artmasının arkasında da aynı neden yatıyor. İlk kez Kürtler, Türkler, farklı kimlik ve inanç sahipleri, emekçiler, kadınlar, gençler, dindarlar, sosyalistler, demokratlar, LGBTİ bireyler yani tüm mağdurlar birlikte siyaset yapmaya başladı. Hiç biri diğerini dışlamadan, ötekileştirmeden, yok saymadan taleplerini ve güçlerini ortaklaştırdılar. Ezilenlerin birliği ve HDP'nin 7 Haziran seçimlerinde kazandığı başarı egemen güçleri korkuttu, egemenliklerini yitirmenin telaşına düşürdü.

HDP'ye yönelik saldırılar ile Suruç ve Ankara katliamlarının aynı amaca yönelik olduğunu düşünüyorum. Bu saldırılar halkların birlikteliğini, bir başka deyişle halkların kendi iktidarına yürüyüşünü engellemeyi amaçlamaktadır. Ancak Türkiye halkları bu planları bozacaktır. Ankara katliamı sonrasında, bir avuç vicdansız ve faşist dışında toplumun farklı kesimleri yan yana, omuz omuza gelmiş, katliama karşı birlikte tepki vermişler, mücadele etmişlerdir. CHP'lisi, HDP'lisi, dindar demokratları, sosyalistleri bu katliam sonrası bir birine daha fazla yakınlaşmıştır.

Savaşa, katliamlara, tek adam diktatörlüğüne karşı olan tüm toplum kesimleri "İnadına Barış, İnadına Kardeşlik, İnadına Eşitlik" sloganı altında yan yana gelerek, 1 Kasım'da katliamcılara ve savaş cephesine gerekli yanıtı verecektir.

@aserdaresen