Kürt sorunu yoksa inkar sorunu vardır!

Serdar ESEN 28 Eylül 2021 Salı, 12:50

Ülkemizde Kürt sorunu yıllardır konuşuluyor. Özellikle 1980 darbesi sonrası PKK ortaya çıkıp da cenazeler gelmeye başlayınca sorun daha çok konuşulur oldu. Son elli yılda yaklaşık elli bin kişi, Türk ve Kürt, bu sorun nedeniyle yaşamını yitirdi.

2013 yılında sorunu çözme amaçlı "çözüm süreci" başlatıldı. Toplumun büyük bölümünde ölümlerin durması, sorunun çözülmesi yönünde bir umut oluştu. Ancak AKP iktidarı sürecin iktidara yaramadığını görünce, 7 Haziran 2015 seçimleri sonrası süreci sonlandırdı, çatışmalı sürece geri dönüldü. AKP'nin çoğunluğu yitirdiği bu seçimden sonraki günlerde yüzlerce, binlerce kişi yaşamını yitirdi ve 1 Kasım 2015 seçimlerinde AKP yeniden çoğunluğu sağladı.

Uzun bir süre çözümden söz edilmedi. HDP sürekli olarak barıştan söz etse de, diğer partilerden bir destek gelmedi. Ancak birkaç hafta önce CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Kürt sorununu çözmek istediklerini, bunu HDP ile birlikte yapmak istediklerini söyledi. HDP de buna destek verdi, çözümün muhatabı olduklarını ve çözüm yerinin TBMM olduğunu belirtti. AKP ve MHP liderleri ise "Kürt sorunu" diye bir şey olmadığını ifade ettiler.

Kürt halkının destek verdiği HDP liderleri, milletvekilleri, yönetici ve üyeleri cezaevine atılırken, HDP'li belediye başkanları görevden alınarak yerlerine kayyım atanırken, Kürt çocukları zırhlı araçlar tarafından ezilerek öldürülürken, batı illerinde bazı Kürtler kimlikleri ya da dilleri nedeniyle öldürülmeye devam edilirken "Kürt sorunu yok, çözdük" demenin anlamsızlığı apaçık ortada. Üstelik sorun son dönemde sınır ötesine de taşındı, uluslararasılaştı. Suriye'de bazı bölgelerde Kürtlerin elde ettikleri kazanımları yok etmek için TSK'nın Suriye'ye girmesi  sorunu daha da büyüttü.

Kürt sorunu tabiki var, çözülen bir şey yok. Bunca yıldan sonra hala "Kürt sorunu da neymiş" diyenler için bir kez daha, umarım son kez, tekrarlayalım Kürt sorununun ne olduğunu. Temelde üç ayağı var;

- Eşit yurttaşlık sorunu. Yani Türkler gibi Kürtler de kimliklerinin tanınmasını istiyorlar. Zoraki olarak "Türk" diye anılmak istemiyorlar.

- Ana dilde eğitim hakkı. Pratikte uygulanabilir olup olmadığı ayrı konu, ancak Kürtler de kendi ana dillerinde eğitim hakkına sahip olmak istiyorlar.

- Yönetime katılma, yerinden yönetim/yerel özerklik talebi. Dünyanın tüm gelişmiş ülkelerinde olduğu gibi doğrudan demokrasi uygulaması, kararların merkezden değil, yerelden alınması, yerel yönetimlerin yetkilerinin arttırılması.

Bu taleplerin tümü de insan haklarının gereği olan, pek çok ülkede uygulanan talepler olup, ülkeyi bölecek özellikte olmadıkları önyargılı olmayan herkes tarafından kabul edilecektir.       

Ülkemizde hem binlerce insanın yaşamına malolan, hem de milyarlarca dolar savaş harcaması ile bütçeyi çökerten Kürt sorunu bazı kesimler tarafından özellikle çözülmek istenmemektedir. Bu kesimler varlıklarını bu sorunun varlığı üzerine inşa etmişlerdir. Bu sorunu ve bunun yol açtığı terör/şiddet olaylarını bahane ederek toplumu istedikleri gibi manipule edebilmektedirler.

Demokrasi, adalet, eşitlik, barış diyen kesimler ise önceliklerine bu sorunun çözümünü almak durumundalar. Uzun süredir ilk kez CHP bu sorunu telaffuz etmiş, sorunun çözümünde HDP'yi muhattap kabul ettiklerini söylemiştir. HDP'de muhattaplığı kabul etmekte, çözüm adresini TBMM olarak göstermektedir. Çözümün belirli aşamalarında kuşkusuz ki başka kişi ve kurumlar ile temas kurulacaktır ama temel muhattap ve çözüm yeri bellidir. Önceki çözüm sürecinin en büyük zaafının "şeffaf olmaması" konusunda hemen herkes mutabıktır.

O halde "Kürt sorunu yoktur" diyenleri asıl sorun olarak görüp, çözümü samimi olarak isteyenlerin bir araya gelerek adım atması gerekir. Bu sorun çözüldüğünde Türkiye'nin büyük bir sıçrama yapacağı kesindir. Ancak kuşkusuz ki öncelikle "sorun falan yok" diyen zihniyetten kurtulmak gerekiyor. O zaman Kürt sorununun çözümü dahil, demokrasi isteyen tüm kesimlerin "demokrasi ittifakında" bir araya gelerek taleplerini ortaklaştırmalarının zamanıdır!