SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

'Korku cumhuriyeti'

Yazının Giriş Tarihi: 28.10.2013 00:03

Örneğin İran da bir cumhuriyet; İran İslam Cumhuriyeti. Amerika kıtasında demokrasi ile ilgisi olmayan pek çok ülkenin de adı cumhuriyet. Bir ülkenin adının yanında "cumhuriyet" olması yeterli değil. Cumhuriyet ancak demokratik, laik, eşitlikçi, özgürlükçü, adil ve sosyal bir cumhuriyet olduğunda anlamlı olabiliyor; halkını mutlu edebiliyor.

Bugünlerde Cumhuriyet'in 90. yılını kutluyoruz. Ülkemizde Cumhuriyet'e ilişkin tartışmalar son yıllarda yoğunluk kazandı. Eleştiriler ise ağırlıkla Cumhuriyet'in demokratikleşmemesi üzerine. Egemen güçler her dönemde halkın demokrasi ve özgürlük taleplerini bastırmak için bazı korkuları öne çıkarmış, bilinçli olarak pompalamışlardır.

Komünizm korkusu

Soğuk savaş yıllarında "komünizm korkusu" revaçtaydı. Neredeyse tüm siyasetçiler ve devlet yetkilileri sürekli bu korkuyu topluma empoze ettiler. O yıllarda her günümüz "komünizm acaba bu gece mi gelecek" korkusuyla geçti. ABD ve NATO'nun özellikle desteklediği "komünizm korkusu"na karşı ülkemizde "kontrgerilla" denilen gizli silahlı örgütler kuruldu. Bu örgütün sonraki yıllarda yaptığı "icraatları" hepimiz biliyoruz.

Bölünme korkusu

Sovyetler Birliği'nin dağılması "komünizm korkusu"nun gerekçesini ortadan kaldırdı. Ancak "halkı korkusuz bırakırsanız demokrasiye gider" diye düşünen egemenler bize yeni korkular yaratmakta geç kalmadılar. 1980 darbesi sonrasında bu kez de toplumda "bölünme korkusu" öne çıkarıldı. 12 Eylül darbecileri devrimciler, sosyalistler üzerinde olduğu gibi Kürt yurttaşlarımız üzerinde de büyük bir baskı kurdu. PKK'yı bahane eden devlet, bu dönemde de "bölünme korkusunu" kullanarak yine halkın demokrasi ve özgürlük taleplerini yok saydı, her türlü demokratik hak talebi "bölünme" tehlikesi gerekçe gösterilerek reddedildi.

Şeriat korkusu

1990'lı yılların sonlarına doğru ise egemen güçler yeni bir korkuyu gündeme getirdiler. Arkasında "derin" güçlerin olduğu bazı olaylar, gösteriler öne sürülerek toplumda bir "irtica korkusu" pompalandı. Toplumun laiklik konusunda duyarlı olduğunu bilen çevreler, bunu kullanarak ülkenin demokratikleşmesi ve özgürleşmesinin önünü bir kez daha kestiler. 28 Şubat 1997'de yapılan "post modern darbe" ile ülkemiz "şeriat devleti" olma tehlikesinden kurtarıldı. Varsın demokrasi bir kez daha ertelensin, şeriat tehlikesinden kurtulmuştuk ya.

AKP'li yıllar

2000'li yıllarda AKP'nin iktidara gelmesi ile birlikte kendini devletin "sahibi" kabul eden bazı çevreler sürekli olarak "şeriat" ve "bölünme" korkularını gündemde tutmaya devam ettiler. Ülkenin "bölünmesini ve şeriat devletine dönüşmesini engelleme" amacıyla darbe planları yapıldı. Bu "derin" ve egemen güçler Kürt sorununun çözümüne de her zaman karşı çıktılar. Çünkü bu güçlerin, devlet içerisindeki egemenliklerini sürdürebilmek için "korkulara" ihtiyaçları vardı.

Konjonktürün de etkisi ile, AKP iktidarı bu güçlerle sınırlı da olsa mücadele ederek geriletilmesini sağladı. Özellikle Ergenekon davası, derin devletin tasfiyesine yönelik bir uygulama görünümünde başladı ve ülkedeki demokrat, özgürlükçü sol kesim bu konuda iktidara destek verdi. Ancak Ergenekon davası ilerleyen yıllarda pek çok eleştiri de aldı.

Son birkaç yıldır yoğunlaşan bazı uygulamalar, operasyonlar ise toplumda "acaba yeni bir korku mu yaratılmak isteniyor" kaygısını ortaya çıkardı. Önce "Ergenekon", ardından "KCK" soruşturmaları ile muhalif güçlerin sindirilmeye çalışılması; Gezi direnişi ile başlayan süreçte de her toplumsal muhalefet girişimine "terör" yaftası asılarak otoriter politikalar uygulanması bu kaygıları pekiştirdi.

Yeter artık! Yeni korkular değil bu ülkede yaşayan herkes için daha fazla demokrasi, özgürlük, eşitlik, adalet ve barış istiyoruz. Hakkını arayan öğrencinin, emekçinin; doğayı korumaya çalışan çevrecinin; kimlik hakları için mücadele eden Kürtlerin, Alevilerin vb terörist olarak ilan edilmesini kabul etmiyoruz.

Korkunun Cumhuriyet'e yararı yok. Korku cumhuriyeti değil, Cumhuriyet'in demokratikleşmesini istiyoruz. Bu ülkede yaşayan herkesin benimseyip, benim cumhuriyetim dediği bir Cumhuriyet korkularla değil, demokrasi, özgürlük, eşitlik ve adalet temelinde yükselecektir.