SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Katılım adaleti; Söz

Yazının Giriş Tarihi: 16.08.2013 01:36

Bilindiği gibi Gezi Parkı direnişi de, büyük ölçüde katılım adaletsizliğine karşı bir başkaldırı olarak ortaya çıkmış ve gelişmişti.

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi'nin "Yaşam İçin 4 Adalet" broşüründe ele aldığı 4 adaletten biri de katılım adaleti. Bu yazıda katılım adaleti konusundaki görüşler ele alınacaktır.

Katılım adaleti, ortak bir zamanda ve mekanda ortak bir yaşamı paylaşan insanların bu yaşamı düzenleyen ortak kararların alınmasında eşit söz sahibi olmasıdır. Kuşkusuz ki bu anlayış ancak demokratik bir siyasal düzende gerçekleşebilir.

Demokrasi seçimlerden; demokratik siyaset oy rekabetinden; demokratik katılım da oy vermekten ibaret değildir. Siyaset yapmak ortak sorunlarımıza ortak çözümler üretmektir.

Katılım adaletinin sağlanabilmesi için herhangi bir konudaki "ortak görüşümüz" özgür, açık, akılcı, eşitlikçi, her türlü baskı, şiddet ve bilgi kirliliğinden arınmış bir tartışma ortamında oluşmalıdır. Baskıcı, güdümlü ve tehdit içeren bir ortamda oluşan "ortak görüşümüz", katılım adaletinin yara almasına neden olur.

Demokrasi anlayışımız, devletin toplumu(yani kamuyu) değil, toplumun (yani kamunun) devleti yönetmesini temel almaktadır. Bu nedenle "kamuoyu" yön gösterici olmalı, kamu yönetimi ve siyasetçiler kamuoyuna açık ve hesap verebilir konumda bulunmalıdırlar.

Kamu yönetiminde yerindenlik ilkesine önem verilmelidir. Yerel yönetimler demokratikleşmeli, yerinden yönetim geliştirilmeli, özerk yönetim anlayışı güçlendirilmelidir. Öğrenci okulunda, çalışan işyerinde, yurttaş mahallesinde, kentinde ve ülkesinde yapılacak işlerde ve alınacak kararkarda söz sahibi olmalıdır.

Hesap verebilen, şeffaf bir kamu yönetimi ve katılım adaletinin, ancak evrensel insan hak ve özgürlüklerine dayanan bir hukuk düzeninin güvencesi altında var olabileceği açıktır.

Demokratik bir toplum için yerel ve sivil yurttaş inisiyatifleri geliştirilmeli, sendikaların ve meslek birliklerinin, demokratik derneklerin siyasal ve toplumsal sorunların çözümüne katkı sunmalarını sağlayacak ortam yaratılmalıdır. Ayrıca siyasi partiler ve seçim yasasının demokratikleştirilmesi, temsil adaleti önündeki en büyük engel olan seçim barajının kaldırılması zorunludur.

Katılım adaletinin sağlanabilmesi için siyasi karar alma mekanizmalarına toplumun tüm kesimlerinin eşit katılımını sağlayacak kota uygulaması gerektiğine inanıyoruz. Öte yandan kendi haklarını savunamayacak diğer canlıların ve gelecek kuşakların haklarını ve yaşamlarını güvence altına alacak mekanizmalar oluşturulmalıdır.

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin olduğu bir ülke istiyoruz. Bu nedenle temsilde kadın, erkek eşitliği önündeki engellerle, erkek egemenliğini pekiştiren sistemle, yasalarla, kurallarla, alışkanlıklarla, örf, adet ve zihniyetlerle mücadele ediyoruz. Her türlü cinsiyet normlarına karşı olduğumuzu belirtiyoruz.

Çevrenin korunması da ancak katılım ile mümkündür. Halkın kendi yaşadığı yere, kentine, kasabasına, köyüne, vadisine ve yaşamının bağlı olduğu doğal ortama zarar verme ihtimali olan her türlü uygulama ve yatırım hakkında mutlaka söz hakkına sahip olması gerekiyor. Bunun için doğru bilgiye erişmesi ve karar süreçlerine katılması da zorunludur.

Adalet ancak katılımla gerçekleştirilebilecek bir değer, demokrasi de ancak katılımla işlerlik kazanabilecek bir siyasal düzendir. Bu nedenle katılım adaleti, yani söz, demokrasi için vazgeçilmezdir.