SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

"İmralı canisi!"

Yazının Giriş Tarihi: 09.03.2013 00:03

Ülkemizdeki kimi yurttaşların "İmralı canisi", "bebek katili" vb. yakıştırmalar kullandığı Öcalan için, toplumun diğer bir bölümü tarafından ise "halk önderi", "kahraman" vb sıfatlar kullanılabiliyor. Bugünlerde ise devlet Öcalan ile resmi olarak barış görüşmeleri yürütüyor.

Aslında konumuz Öcalan değil, İmralı'da gardiyanlık yapan bir kişiden, onun aracılığı ile bir dönemden söz etmek istiyoruz.

12 Eylül 1980 darbesi ülkemizin üzerinden bir silindir gibi geçti. TBMM ve siyasi partiler kapatıldı, anayasa lağvedildi. 650 bin kişi gözaltına alındı. 517 kişiye idam cezası verildi, 50'si asıldı, 171 kişi işkencede öldü, 300 kişi "kuşkulu" biçimde yaşamını kaybetti. 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı. Bu rakamları uzatmak mümkün. Ancak, 12 Eylül'ü asıl yaşayanlara, bir yakını işkencede ölen ya da sakat kalanlara sormak gerek. Malum, bazı şeyleri yaşamadan anlamak kolay değil.

12 Eylül döneminde uzun yıllar hapis yatan, çeşitli hapishanelerde işkence gören ve belki de bir rastlantı sonucu hayatta kalabilen, bizim de tanıma şansı bulabildiğimiz kişilerden biri de Sait Özdemir. 9 Ekim 1980 tarihinde, yani 12 Eylül darbesinden yaklaşık 1 ay sonra gözaltına alınmış ve 1 Ağustos 1991 tarihine kadar, on bir yıl tutsak kalmış.

Gözaltına alındığında Ordu'nun Aybastı ilçesinde öğretmenlik yapan Sait Özdemir, sırasıyla Aybastı, Fatsa, Perşembe, Ordu, Amasya, Çorum, Erzincan, Samsun ve Bursa hapishanelerinde yatmış, işkence görmüş.

12 Eylül 2010 yılında yapılan Anayasa referandumunda, 12 Eylül dönemine ilişkin dava açılabilmesine olanak sağlayan madde Sait Özdemir için bir işaret fişeği oldu. Pek çok "solcu" bir şey çıkmayacağı düşüncesiyle hiçbir girişimde bulunmazken, Sait Özdemir geçmişle yüzleşmek ve darbecilerden, işkencecilerden hesap sormak konusunda kararlıydı. Olumsuz eleştirilere kulağını tıkayan Sait Hoca, işkence gördüğü tüm dönemler için suç duyurusunda bulundu, dava açtı. Yaptığı başvuruları ısrarla takip etti.

Sait Hoca'nın çabaları sonuç verdi ve geçtiğimiz Kasım ayında ilk davası kabul edildi. Bursa cezaevindeki işkencelerle ilgili davanın ilk duruşmasında yargılanan sanıklardan biri şu an İmralı Cezaevi'nde gardiyan olarak görev yapıyor ve yargılama sırasında Sait Hoca'yı tanımadığını söylerken titriyordu.

12 Mart 2013 günü Sait Hoca'nın davasının ikinci duruşması var. Sait Özdemir heyecanlı ve gururlu. Yıllar sonra da olsa, kendisine işkence yapanların yargılanıyor olması geçmişin acılarını bir ölçüde azaltmış gibi.

Geçmişi ile yüzleşemeyen bir ülkenin, demokratik, özgür bir gelecek kuramayacağının bilinci ile, Şili, Arjantin, İspanya, Yunanistan vb ülkeler gibi biz de geçmişimizle hesaplaşmalıyız. Aramızda masum insanlar gibi dolaşan nice işkenceciler, katiller, caniler var. Bunları teşhir etmek, mahkum etmek darbelerin önünü kesmek için atılacak adımların en önemlilerinden biridir.

Ülkemizde binlerce Sait Özdemir var. Umarız Sait Hoca'nın davası onlar için de bir işaret fişeği olur ve ülkemizin tüm mağdurları kendilerine bu acıları yaşatanlar ile yüzleşme, hesap sorma şansına sahip olabilirler.

12 Mart 2013 günü saat 9.30'da Sait Hoca'nın darbecilerle, işkencecilerle hesaplaşmasına sen de katkı vermek, Sait Hoca'nın haklı sevincine ve gururuna ortak olmak ister misin? Evet diyorsan, Sait Hoca seni de Bursa Adliyesi'ne bekliyor.