SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

İlle de barış!

Yazının Giriş Tarihi: 06.07.2015 05:21

2015 yılının tam ortasında olduğumuz bugünlerde ise barış yine tehlikede. Hem içte, hem de ülke dışında barışa yönelik ciddi tehditler gündemde.

7 Haziran Seçimleri öncesi "milliyetçi" söylemlere ağırlık veren AKP iktidarı çözüm sürecini yok sayarak bu konuda hiçbir adım atmamış, hatta Erdoğan aracılığı ile süreci inkar eden açıklamalar yapmıştı. Öcalan tarafından önerilen ve Türkiye'nin demokratikleşmesini içeren 10 madde, HDP ve AKP yöneticileri tarafından Dolmabahçe'de birlikte açıklandığı halde, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından bu anlaşma yok sayılmış, eleştirilmişti.

7 Haziran seçimleri açıkça gösterdi ki halk BARIŞ istiyor. Barış sürecini açıkça savunan HDP yüzde 13 oy oranı ile Meclis'e girdi. Barış sürecini başlatan AKP yüzde 41 oy ile en yüksek oy alan parti oldu. Sürecin işleyişine ilişkin kimi eleştirileri olsa da barıştan yana olan CHP yüzde 25 oy aldı. Diğer bir deyişle halkın yaklaşık yüzde 80'i barıştan yana olduğunu ilan etti. Barış sürecine karşı, savaştan, kavgadan yana olan MHP'nin oyu ise sadece yüzde 16.

Konu Kürt sonunun çözümü olduğuna göre, önemli bir soru da muhatabın kim olması gerektiği idi. Seçim sonuçları gösterdi ki, Kürt halkının yaklaşık yüzde 60'ının oyunu alan HDP bu süreçte tartışılmaz biçimde muhataptır.

Koalisyon tartışmalarının sürdüğü bu dönemde AKP'nin HDP'yi görmezden gelmeye çalıştığı, MHP'nin ise açıkça HDP'yi yok saydığı, meşru kabul etmediği gözleniyor. Özellikle MHP'nin tutumunun demokrasi dışı olduğu, kendilerinin meşruiyetini sorgulattığı açıktır. TBMM Başkanlığı seçimlerinde açıkça AKP'ye destek veren MHP'nin artık hiçbir söyleminin inandırıcılığı da kalmamıştır.

AKP iktidarı bir yandan barış ve çözümden söz ederken, diğer yandan sürece ilişkin tüm köprüleri atmış görünüyor. Sürecin tartışılmaz en önemli aktörü olan Öcalan üç aydır tecride alınmış, HDP'nin tüm girişimlerine karşın görüşmelere izin verilmemektedir. Tüm bunlara karşın, HDP ısrarla barış sürecinin ilerlemesi ve çatışmasızlığın sürmesi için çabasını sürdürmektedir.

AKP yetkilileri "biz yapacağımızı yaptık, artık PKK silah bırakmalı" dese de, Dolmabahçe'de birlikte açıklanan 10 madde konusunda hiçbir adım atılmadığı bir gerçektir. Kuşkusuz ki PKK Türkiye'ye karşı silah bırakmalıdır, ama çözüm sürecinde şu anda top PKK'de değil AKP'de yani iktidardadır.

Ülke içinde barış süreci bir tıkanma yaşarken, Suriye sınırlarındaki gelişmeler başka bir sorunu gündeme getirmekte. Suriye sınırları boyunca giderek yayılan IŞİD tehlikesi karşısında sessiz kalan Türkiye, IŞİD'e karşı savaşan ve sınır bölgesinde pek çok yeri IŞİD'den alan PYD'nin başarısından tedirgin oldu. Suriye'deki tüm politikasını Esad'ın düşürülmesi üzerine oluşturan AKP, Suriye'de "Sünni" egemenliği oluşturma politikasına odaklandı. Rojova devrimi ve ardından gelişen PYD başarıları AKP'yi korkuttu.

Son günlerde Türkiye'de Suriye'ye yönelik sınır ötesi operasyondan söz edilmeye başlandı. Günlerdir sınıra asker ve araç sevkiyatı yapılmakta, komutanlarla Ankara'da toplantılar düzenlenmekte. Bir sınır ötesi operasyonun ilk hedefinin Rojova, PYD ve Suriye Kürtleri olacağı herkesçe tahmin edilebilmekte. Böyle bir durumun salt Suriye Kürtlerini değil, Türkiye'de yaşayan milyonlarca Kürdü de karşısına alacağı açıktır. Hatta Kürtler dışında, sol ve demokrat çevreler de böyle bir operasyona karşı olduklarını açıklamışlardır.

Bu gerçekler karşısında hala barış ve çözüm sürecine ayak diretmek, hatta bu yetmezmiş gibi bir de Suriye'ye yönelik sınır ötesi operasyon girişimleri planlamak bence akıl dışıdır. Bu ülke hepimizin; Türkü, Kürdü ve diğer kimlikleri ile birlikte, eşit biçimde, barış içinde yaşamak dışında bir seçeneğimiz yok!

twitter.com/aserdaresen