SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

İktisadi adalet(sizlik)

Yazının Giriş Tarihi: 22.08.2013 01:27

Ancak toplumsal adaletin sağlandığı bir ülkede, herkes özgür ve eşit olarak, kendisi ve doğa ile barışık bir biçimde yaşayabilir. Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi'nin "Yaşam İçin 4 Adalet" kapsamında ele aldığı konulardan biri de "iktisadi adalet".

Bu yazıda İktisadi Adalet kavramını ele alacak, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi'nin bu kavram ile neyi savunduğunu açıklamaya çalışacağız.

Bir ülkede kapitalist ve endüstriyel sömürü, yoksulluk, gelir eşitsizliği, işsizlik ve bölgesel eşitsizlik varsa İktisadi Adalet yoktur. Ülkemizde de bunların tümü var olduğu için, İktisadi Adalet'in olmadığı rahatlıkla söylenebilir.

Dünya krizlerle boğuşurken, ülkemizde ekonomik büyüme rekorları kırılıyor. Yıllardır ekonomimiz rekor hızda büyüdü ama bu büyüme halka ne kadar yansıdı? Toplumun refah düzeyi gerçekten arttı mı? Artan gelir ne kadar adil dağıldı? İnsanlar mutlu mu? Ne yazık ki, yapılan araştırmaya göre OECD ülkeleri arasında yaşamından en az memnun olan toplum, Türkiye toplumu.

İktisadi Adalet'in sağlanması için neler gerekiyor? Ekonomik büyümenin toplumun tüm kesimlerine olumlu yansıması, halkın gerçek refahının artması ve yaşamdan mutlu olması için nelerin yapılması gerekiyor? Bunları aşağıdaki başlıklar altında özetleyebiliriz;

- İktisadi adalet için daha fazla istihdam: İşsizlik ekonomideki adaletsizliğin temel işaretlerinden biridir. Ne yazık ki ülkemizde ekonomik büyüme, yeterince istihdam üretmemiştir. Herkese iş sağlayan bir iktisadi düzen mümkündür.

- İktisadi adalet için gelir adaletsizliğine son: Ülkemizde gelir dağılımındaki eşitsizlik, gelişmiş ülkelere göre çok yüksek bir düzeydedir. İnsani Gelişim Endeksi sıralamasında Türkiye 2003 yılında 94. sırada iken, 2011 yılını 92. sırada tamamladı. Yüksek büyüme oranları, büyümenin nimetlerini topluma adil olarak paylaştırmamıştır. Ancak, her yurttaşa kaliteli ve parasız eğitim, sağlık hizmeti sunan bir iktisadi düzen mümkündür.

- İktisadi adalet için adil bölüşüm: Milyonlarca işsizin yanında, işi olanlar da yarınlarından emin değil. Esnek çalışma koşulları emekçilerin tepesinde Demokles'in kılıcı gibi sallanıyor. Ekonomi ve şirket karları rekor düzeyde büyürken, ücretler yerinde sayıyor. Her yurttaş için "asgari gelir hakkı" sağlayan bir iktisadi düzen mümkündür.

- İktisadi adalet için doğanın tahribine son: Ekonomi büyüyor, ancak Türkiye'nin doğası da hızla tahrip oluyor. Kamu kaynakları teşvik adı altında, çok enerji harcayan, havayı, toprağı ve suyu kirleten, doğayı tahrip eden sektörlere aktarılıyor. Doğayı ve çevreyi tahrip etmeyen, yeşil yatırımlarla hem ekonomik, hem toplumsal, hem de ekolojik hedeflere aynı anda ulaşmak mümkündür.

- İktisadi adalet için tarımda küçük üretime destek: Tarımsal üretimde kendi kendine yeten bir ülkeden, bu yıl saman bile ithal etmek zorunda kalan bir ülkeye dönüşen Türkiye'de tüketimin doğa üzerindeki baskısı artıyor. Buna karşılık ülke doğasının kendini yenileme kapasitesi hızla düşüyor. Tarım arazileri imara, ormanlar ve otlaklar ranta açılıyor. Tarımda küçük üretimi destekleyen bir iktisadi düzen mümkündür.

- İktisadi adalet için doğa dostu yatırımlar: Ekonominin kaynakları yenilenebilir enerji yatırımlarını, sürdürülebilir bir kırsal kalkınmayı, istihdam ve doğa dostu yatırımları teşvik ve finanse etmek için kullanılmalıdır. İnsana ve doğaya "kaynak" olarak değil, sırf insan ve yaşamın kaynağı olduğu için değer veren bir iktisadi düzen mümkündür.

- İktisadi adalet için ekonomide kararlara katılım: İnsanların kendi yaşamları ile ilgili kararlarda, kendi sözlerinin etkili olduğu, içinde herkesin eşit olduğu yapılar barındıran bir ekonomik sistem demokrasinin gereğidir. Üretici ve tüketicilerin örgütlendiği yeni bir tür kooperatifçiliğe; yerel ekonomileri güçlendiren kırsal ve yerel kalkınma politikalarına ihtiyaç var. Çalışma yaşamında çalışanın, üretim sürecinde emekçinin, tüketim sürecinde tüketicinin söz sahibi olduğu bir iktisadi düzen mümkündür.

İktisadi adalet gerçekleşmeden onurlu, insanca ve sürdürülebilir bir yaşam mümkün değildir. İktisadi adaletin gerçekleşmesinin yolu da, emeğin ve doğanın sömürülmesine son verilmesinden geçmektedir.