SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Hepimiz Hrant'ız, hepimiz Tahir Elçi'yiz

Yazının Giriş Tarihi: 21.01.2016 08:01

Yüz binlerce kişi sokaklara dökülerek "hepimiz Hrant'ız hepimiz Ermeniyiz" sloganları ile Hrant'ı uğurladı, bugüne kadar görülen en geniş katılımlı cenaze törenini gerçekleştirdi.

Atılan bu slogan katliamın ardında yatan ırkçı anlayışa karşı bir meydan okuma, aynı zamanda katledilen Hrant ile bir dayanışmayı amaçlıyordu. Ancak milliyetçi, ulusalcı kesimler bu sloganı atanları hainlikle suçladılar.

Kuşkusuz ki kimse "Hepimiz Ermeniyiz" demekle Ermeni olmuyor, ya da "Ne Mutlu Türküm Diyene" diyerek mutlu olmak mümkün değil. İnsan etnik kimliğini kendisi seçmiyor. Zayıf olan, ezilen, haksızlığa uğrayan kişi ve gruplar ile dayanışmayı amaçlayan bu sloganın, empati anlayışından yoksun ırkçı kesimler tarafından da atılmasını beklemiyorum, ama en azından bu sloganı atanların hainlikle suçlanmaları kabul edilebilir bir tavır değildir.

Hrant Dink Ermeni kimliğini dile getirdiği için, barışın ve kardeşliğin sağaltıcı dilini kullandığı için, özgür, eşit ve adil bir ülke istediği için hedef seçildi ve dokuz yıl önce katledildi. Hrant Dink geçmişin acılarının üzerini örterek değil, onları hatırlayarak ve yaralarımızı birlikte sararak yaşamanın mümkün olduğunu söylüyordu. Bu ses birilerini rahatsız etti. Devletin kimi kurumları gözetiminde yapılan bu katliamın ardındaki gerçekler hala ortaya çıkartılamadı.

Ne yazık ki Hrant Dink'in katledilmesi öncesinde devlet, hükümet, yargı, medya işbirliği ile yaratılan zehirli atmosfer bugün de varlığını koruyor. Tekçi devlet politikasına karşı duran, barışı, eşitliği, özgürlüğü savunanlar karalanarak hedef gösteriliyor, linç ediliyorlar. Aynı Hrant Dink gibi, Kürt kimliğini dile getiren, savaşın sona ermesi ve barışın kalıcılaşması için mücadele eden, barışın elçisi Tahir Elçi önce hedef yapıldı, ardından katledildi. Tahir Elçi'yi 28 Kasım 2015'te kaybettik ve tahmin edildiği gibi bu olay da aydınlatılamadı. O nedenle bu yıl Hrant Dink anmalarında slogan "hepimiz Hrant'ız, hepimiz Tahir Elçi'yiz" şekline dönüştü.

Bu ülke her zaman tekçi, devletçi, baskıcı politikalarla yönetildi, hiçbir dönem gerçek bir demokrasi yaşanmadı. Ancak son altı aydır yaşadıklarımız ülkenin giderek açık faşizme yöneldiğini göstermekte. Haziran seçimleri sonrasında bir kişinin hırsı ile yangın yerine dönüştürülen ülkemizde, artık bu savaş politikalarına karşı çıkan, barıştan, özgürlükten, eşitlikten söz eden herkes hedef haline getiriliyor, linç ediliyor.

Birkaç hafta önce TV'deki bir eğlence programına bağlanan Ayşe Öğretmen'in "çocuklar ölüyor, yeter artık" şeklindeki insani çığlığı, hem bu kadının hem de onu alkışlayan TV programcısının "hain" ilan edilmesine yol açtı. Programcı korkarak çark etti, devletten ve "sahiplerinden" özür diledi. Böylece barıştan söz etmenin hainlik, savaş istemenin vatanseverlik olduğu algısı yerleştirilmeye çalışıldı.

Hemen ardından bir grup akademisyen "Bu Suça Ortak Olmayacağız" başlığı ile bir bildiri yayınladı. Bildiride Güneydoğu'da yaşanan sivil ölümler, sokağa çıkma yasakları vb ihlaller için devlet eleştiriliyor ve acilen barış isteniyordu. Benzer tepki, daha da ağır biçimde akademisyenlere yöneldi. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar ve çeşitli milliyetçi kesimler hemen akademisyenleri hain ilan ettiler, hedefe koydular. Talimatı alan savcılar ve rektörler de harekete geçti, gözaltılar ve görevden almalarla linç işlemi sürdü. Bu akademisyenlerden birine yönelik bir saldırı olursa, sorumlunun kim ya da kimler olduğu açıkça bellidir.

Bundan 250 yıl önce Voltaire "Söylediklerini onaylamıyorum fakat ölümüne de olsa konuşma hakkını savunacağım" diyerek düşünce özgürlüğüne vurgu yaparken, bugün ülkemizde hala düşünceye pranga vurulmaya çalışılmakta, insanlar düşünceleri yüzünden hedef gösterilmekte, linç edilmektedirler. Bu anlamda Türkiye, yüzyıllarca öncesini yaşamakta, yaşatılmakta.

Farklılıklarımızla birlikte, bir arada, eşit olarak, çoğulcu bir anlayışla, kardeşçe yaşayacağız; veya hep birlikte ortaçağ karanlığına gömülecek, "tekçi" anlayışı savunan, tek bir muktedire teslim olacağız.

Karar bizim!

@aserdaresen