SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Hepimiz 'Geziciyiz'!

Yazının Giriş Tarihi: 29.02.2016 00:01

Ardından da şöyle devam etti; Çıktılar yürüyüşlerde şunu söylediler "yahu hala anlamıyor musunuz, mesele ağaç değil" diyerek bunu ifade ettiler, niyetlerini açıkça ortaya koydular.

Peki Cerattepe'de ne olmuştu da Artvin halkı "yavru Gezici" ilan edildi?

AKP döneminde adından söz ettiren işadamı Mehmet Cengiz, Artvin'de en geniş el değmemiş, doğal ormanların ve geniş bir biyolojik çeşitliliğin olduğu Cerattepe bölgesinde maden işletmesi açmak istiyor. Arkasına iktidarı da aldığı için, millete küfür ede ede bu madeni açacağına emin! Ancak Artvin halkı da yaşam alanlarını, ormanını, suyunu, ekosistemini korumakta kararlı. "Artvin'in üstü altından değerlidir" diyerek küfürcü madenciye geçit vermeyeceklerini ısrarla vurguluyorlar.

Geçtiğimiz günlerde binlerce Artvinli madene karşı yaptıkları protesto gösterileri ile tavırlarını bir kez daha ortaya koydular. Artvin dışında, Türkiye'nin her yerinde Artvinliler ve çevreciler de Artvin halkının itirazına destek verdiler. Bu kararlı ve kitlesel direniş karşısında Başbakan Davutoğlu "yargı kararı açıklanıncaya kadar faaliyetlerin durdurulduğunu" ifade etti. Madenden vazgeçeceklerini sanmam, belli ki direnişi soğutmak istiyorlar. Öte yandan, Artvin'de bunun dışında tam 325 adet maden projesi daha sırada beklemekte. Yani, Artvin için yakın zamanda huzur yok!

Artvin'de bunlar yaşanırken ülkemizin bir başka bölgesinde, Güneydoğu'da aylardır savaş hali yaşanmakta. Diyarbakır, Şırnak, Mardin başta olmak üzere pek çok il ve ilçede aylardır sokağa çıkma yasakları, ablukalar, tank ve toplarla kentlerin vurulması, çatışmalar sürmekte. Yüzlerce sivil yurttaşın öldüğü bu ortamda, çatışmalar sonucu çok sayıda asker, polis ve gerilla da yaşamını yitirdi. Burada ise sorun, Kürt halkının "özyönetim" yani kendi kentlerini kendilerinin yönetme talebi.

Diyarbakır, Cizre, Nusaybin gibi yerlerde "özyönetim" talebi ile direnişe geçen Kürt halkı ile, Artvin'de madene karşı direnen halkın talepleri ilk bakışta çok farklı ya da ilgisiz gibi görünebilir. Ancak Cizre ile Artvin'in talebi aslında aynıdır. Cizre halkı "özyönetim" talep ederken "benimle, kentimle ilgili kararları ben vermek istiyorum, benim adıma Ankara karar vermesin" diyor. Cizre'yi bizim seçtiğimiz kişiler yönetsin, Ankara tarafından atananlar değil diyerek doğrudan demokrasiyi savunuyor.

Artvin halkı ise Ankara'da alınan maden işletmesi kararına karşı çıkıyor, "benim istemediğim, benim onaylamadığım bir şeyi Artvin'e yapamazsınız" diyor. Bu madenin Artvin'in havasını, suyunu, ekosistemini bozacağını bilerek yaşam alanlarına sahip çıkıyor, "benim kentim, benim kararım" mesajını iletiyor.

Erdoğan'ın açıklaması bir kez daha ortaya çıkardı ki, halkın her hak talebi marjinal gösterilmeye çalışılıyor. Ancak haklı olduğu konu şu; evet, mesele sadece ağaç değil. Ağaçlar kesilmesin, ama onun ötesinde bizim yaşam alanlarımızda, bizimle ilgili konularda bize sormadan, bizim onayımızı almadan bir şey yapmayın diyorlar.

Bir yerde kim yaşıyorsa, orada ne yapılacağına onlar karar vermeli. Çünkü orayı orada yaşayanlar daha iyi tanır. Gezi'de böyle değil miydi? Binlerce insan Gezi Parkı'nda günlerce neden direndi?

Evet, ağaçlar kesilmesin dediler ama sadece bu mu? Ağaç başka yerlerde de kesildi. Kendi yaşam alanlarının nasıl düzenleneceğine ilişkin olarak görüşlerinin alınmamasına tepki gösterdiler. Daha önce kendi yaşamları ile ilgili başka konulara da iktidarın müdahale etmiş olması da bir birikim yaratmıştı.

Türkiye merkezi yönetimin en güçlü olduğu ülkeler arasında yer alıyor. Avrupa Konseyi'nin "Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı" ülkemizde de 1993 yılında yürürlüğe girmiş olmasına karşın uygulanmamış, bazı maddelerine de çekince konulmuştur. Aslında ülkemizde yaşanan etnik ve inanç çatışmaları, doğa talanı, yolsuzluklar ağırlıkla merkezi yönetimin sonucudur. Bu yönetim tarzında ısrar edilirse daha pek çok "Geziler" yaşamamız kaçınılmazdır.

Şiddetin her türünü, ister devletten isterse herhangi bir birey veya örgütten gelsin, eleştirirken sorunların çözümü için tek yolun daha fazla demokrasi, özgürlük, eşitlik ve adalet olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyorum.

@aserdaresen