SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Hepimiz çevreciyiz !

Yazının Giriş Tarihi: 04.06.2014 10:41

Ancak şu da bir gerçek ki, doğa katliamı ve talanı son yıllarda daha çok fark edilir oldu. Artık halk dağların, ormanların maden ve taş ocakları ile delik deşik edilmesine, termik santrallerle yaşamımızın karartılmasına, her derenin üzerine onlarca HES kurularak sularımızın kurutulmasına karşı ses çıkartıyor, yeter diyor.

5 Haziran tüm dünyada "Dünya Çevre Günü" olarak kutlanıyor. Dünya Çevre Günü'nü kutlarken halkın çevre sorunlarına, doğanın haklarına ne kadar duyarlı olduğunu gözden geçirelim.

Türkiye'de bu konuda yapılan fazlaca bir araştırma yok. KONDA geçenlerde, 2012 yılında yapmış oldukları geniş kapsamlı bir araştırmanın sonuçlarını paylaştı. Araştırma sonuçları oldukça ilginç kimi bulgulara işaret ediyor.

Araştırmaya göre halkın yüzde 35'i çevre konularına ilişkin genel bilgiye sahip. Bu konuda detaylı, doğru bilgiye sahip olanların oranı ise yüzde 25. Araştırmaya katılanların yüzde 54'ü çevre kirliliğinin nedeni olarak aşırı nüfus artışını görüyor. Halkın yüzde 25'i ise dünyanın kirlenip, kaynakların tükeneceğine inanmıyor, "her şey insanlık için" diyor.

Araştırmaya katılanların ekonomi ve çevre kirliliği ilişkisi konusunda kafaları biraz karışık. Yüzde 42 oranında katılımcı çevreyi, ormanı koruyalım derken ekonomik olarak geri kalmak doğru değil diyor. Ancak aynı kişilerin sadece yüzde 19'u baraj yapmak için bazı bitki ve hayvan türlerinin feda edilebileceğini söylüyor. Ekonomik kalkınma için fabrika bacalarından çıkan dumanın havaya kirletmesine katlanmak gerektiğini düşünenler ise sadece yüzde 11. İnsanlar, somut örnekler ortaya koyulduğunda çevreye, doğaya sahip çıkıyorlar.

Halkın yüzde 74 gibi büyük bir çoğunluğu çevre kirliliğinin nedeninin, büyük şirketlerin kaynakları sınırsızca kullanmaları olduğunu belirtiyor. Aynı kişilerin yüzde 79'u cep telefonu kullanabilmek için çatıma baz istasyonu kurulmasını kabul etmem diyerek tutarlı davranıyor.

Ancak, halkın çöplerin ayrıştırılması konusunda pek duyarlı davrandığı söylenemez. Araştırmaya katılanların yüzde 79'u çöplerin tümünü aynı yere attığını söylerken, yüzde 18'i ayrıştırıp çöpe attığını, yüzde 3'ü ise cam ve kağıt konteyneri kullandığını belirtmiş. Bu konuda yerel yönetimlerin ve iktidarların yeterli çaba göstermediği anlaşılıyor. Plastik ambalaj ve pet şişe kullanmamaya dikkat edenlerin oranı ise sadece yüzde 30.

Araştırmaya katılanlara "çevreyi koruma adına ne yapıyorsunuz?" sorusu sorulduğunda alınan yanıtlar da pek umut verici değil. Yüzde 32 ağaç dikerim, yüzde 23 temizlik faaliyetlerine katılırım, yüzde 10 bağış yaparım, yüzde 1,6 protesto eylemlerine katılırım derken yüzde 41 ise hiçbir şey yapmadığını belirtiyor. Yani pek çoğumuz bazı şeylerden şikayet ediyoruz ama, yaptığımız bir şey de yok.

Halkın nükleer santraller ve HES'ler konusunda ise daha duyarlı olduğu görülüyor. Yüzde 63,4 oranında katılımcı riskli ise nükleer santral yapılmasın derken, yüzde 62,5 ise doğaya ve köylüye zarar veriyorsa HES yapımına karşı olduğunu ifade ediyor.

Araştırma sonuçlarına göre ülkemizde çevre konusunda yeterli bilinç düzeyine henüz ulaşılamamış olmakla birlikte, halkın kafasında bazı soru işaretleri belirdiği ve bazı şeyleri sorgulamaya başladıkları anlaşılıyor. Özellikle Gezi direnişi ve Soma katliamı sonrasında bu konuda daha fazla ilerleme kaydedilmiş olacağını da düşünüyoruz.

Bu dünya sadece bizim değil, dünya üzerinde yaşayan tüm canlıların. İnsan dahil, doğanın bir parçası olan her varlığın hakları, canlı cansız öteki varlıkların haklarıyla sınırlı. Doğaya uyum ilkesi doğrultusunda ekolojik dengeyi ve gelecek kuşakların haklarını gözeten, doğayı koruyan, insan merkezli olmayan politikaların oluşması gerekiyor.

Kesin olan bir şey var ki, doğayı, dünyayı tüketirsek biz de tükeneceğiz.