SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

HDP ve 'Türkiyelileşme' üzerine

Yazının Giriş Tarihi: 20.06.2015 09:36

"Türkiyelileşme" sözcüğünden anlaşılan HDP'nin Türkiye'nin tüm toplumsal kesimlerine hitap edebilen, tümünü kucaklayabilen bir parti olmasıdır. Bazı kesimler HDP'yi ısrarla "Kürt partisi" olarak görmek ve göstermek isterken, HDP gerek parti programı, gerek söylemleri ve seçim bildirgesi ile salt Kürtlerin değil, tüm mağdur kesimlerin partisi olduğunu ortaya koymaktadır.

Parti programında HDP şöyle tanımlanıyor;

"Ezilenlerin ve sömürülenlerin; işçilerin, emekçilerin, yoksulların, farklı ulus, dil, kültür ve inançlardan tüm halkların, göçmenlerin, mültecilerin, kadınların, köylülerin, gençlerin, emeklilerin, engellilerin, LGBT bireylerin, küçük esnafın, dışlanan ve yok sayılan bütün halkların ve inanç topluluklarının, yaşam alanları tahrip edilenlerin buluştuğu ortak mücadele partisidir".

Özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Selahattin Demirtaş'ın söylemleri halktaki HDP algısını değiştirmeye başlamıştı. Demirtaş'ın dili, tarzı aracılığı ile Kürt seçmen dışındaki yurttaşlar ile oluşturduğu pozitif ilişki genel seçimler öncesinde de sürdü. HDP'ye uzak duran pek çok kişi Demirtaş'a ve giderek de HDP'ye destek vermeye başladı. Bunun sonucu olarak 7 Haziran seçimlerinde HDP dışından, Kürt olmayan farklı kesimlerden HDP'ye önemli miktarda oy verildiği görüldü.

2014 Yerel Seçimleri'nde 2,8 milyon dolayında olan HDP oyları, 7 Haziran'da 6 milyona çıkmıştır. Bu oy artışının önemli bir bölümü daha önce AKP'ye oy veren Kürtler'den gelirken, küçümsenmeyecek bir miktar oy da (bir milyondan fazla) diğer kesimlerden alınmıştır. Kürtler dışındaki kesimlerden gelen oyların "AKP'yi durdurma" gibi bir amacı olsa da, bu oyların HDP'nin radikal demokrasi ve çoğulculuk anlayışına da verildiği açıktır. Öte yandan, büyük kentlerdeki Kürt işçilerin HDP'ye oy verirken, ağırlıkla onun radikal demokrasi, çoğulculuk, farklılıkların bir arada eşit olarak yaşaması politikalarına oy verdiği araştırmalarla ortaya koyulmuştur.

"Türkiyelileşme" aslında çoğulculuk demektir. "Çoğunlukçuluk" anlayışına karşı, tüm farklı kesimlerin de haklarını, taleplerini savunmak anlamına gelmektedir. HDP programı toplumdaki tüm mağdur kesimlerin taleplerini dile getirirken, tam da çoğulculuktan, radikal demokrasiden yana bir tavrı sergiliyor. Dolayısıyla "Türkiyelileşme" ya da çoğulculuk HDP için olmazsa olmaz bir kavramdır.

HDP'nin oylarının çok büyük bölümünü Kürtler'den aldığı bir gerçektir. Ancak HDP, Kürtler'den aldığı oyların sınırına yaklaşmıştır. Bundan sonra oylarını arttıracaksa, bu artış büyük ölçüde Kürtler dışındaki diğer mağdur kesimlerden gelecektir. HDP'nin bu kesimlerden oy alarak ana muhalefet, hatta iktidar olabilmesi, çoğulculuk ilkesini sürdürmesi ve geliştirmesine bağlıdır.

HDP'nin "Türkiyelileşme" politikası ile siyasette önemli bir aktör konumuna gelmesi kuşkusuz ki bazılarını rahatsız etmektedir. Bu gelişmeden rahatsız olan kesimlerin başında "milliyetçiler" gelmektedir. Tüm etnik kimlik ve inançların mağduriyet temelinde HDP'de birleşmesi, AKP ve MHP'nin politikaları önünde engel oluşturmakta, "Türk milliyetçiliği" veya "İslam milliyetçiliği" yaparak oy toplamalarını zorlaştırmaktadır.

Öte yandan Kürtler içinde de bir kesimin, HDP'nin milliyetçilik karşıtı politikalarına ve çoğulculuk anlayışına karşı çıktığı bilinmektedir.

HDP 7 Haziran'da hem zihinlerdeki barajı, hem de seçim barajını yıkarak çok önemli bir başarı elde etmiştir. Ancak asıl zor dönem bundan sonrasıdır. Ya çoğulculuk yolunda ilerleyerek gelişecek, Kürtlerle birlikte tüm mağdurların umudu olarak bir sonraki seçimde ana muhalefet haline gelecek; ya da içeriden ve dışarıdan paçasını çeken milliyetçilere teslim olarak marjinalleşecektir.

HDP'nin "çocukluk hastalıklarını" aşarak, tüm farklılıkların, mağdurların sesini, radikal demokrasiyi Türkiye siyasetinde hak ettiği yere taşıyacağını umuyorum.

twitter.com/aserdaresen