SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Hangi virüs daha tehlikeli!

Yazının Giriş Tarihi: 12.12.2020 18:48

Covid-19 salgını yaklaşık bir yıldır dünyayı sarsıyor. 11 Aralık tarihli verilere göre dünyada toplam hasta sayısı 71 milyonu geçti. Toplam ölü sayısı ise yaklaşık 1,6 milyon. Ülkemizde de, Sağlık Bakanlığı verilerine göre toplam vaka sayısı 1 milyon 780 bin, toplam can kaybı sayısı ise 15 bin 977. Özellikle son iki aydır salgının hızının arttığı gözlenirken, gözler kurtarıcı umuduyla aşıya çevrilmiş durumda.

Kuşkusuz ki Covid-19 virüsü hem dünyaya hem de ülkemize çok zarar verdi ve vermeye de devam ediyor. Gerek can kaybı gerekse de ekonomik ve sosyal zararlar toplumun her kesimini sarsıyor. Ancak tek sorunumuz Covid-19 da değil. Toplum yıllardır giderek artan otoriterleşme ve kutuplaştırma siyasetiyle bölünmüş ve neredeyse "düşman" kamplarda toplanmış durumda. "Din sosuna bulanmış" ırkçılık da bu kutuplaştırmanın en önemli araçlarından biri.

8 Aralık akşamı oynanan Paris Saint Germain-Başakşehir maçında dördüncü hakemin Başakşehir antrenörü Pierre Webo'ya yönelttiği ırkçı ifade (bu siyah adam sözü) ırkçılık konusunun tüm dünyada tartışılmasına yol açtı. Ülkemizde de, özellikle sosyal medyada hemen her kesimden ırkçılık karşıtı sloganlar yükseldi. Irkçılığı siyasetinin merkezine alan bir siyasi parti bile "Irkçılığa Hayır" sloganını kullandı.

Aslında ülkemizde ırkçılık yıllardır toplumu içten içe kemiren bir tür virüs. Toplumun büyük çoğunluğu ırkçılığı kabul etmese de, bilerek ya da bilmeden ırkçılık yapmayı sürdürmektedir. Irkçılık ile dışlanan, ötekileştirilen kesimler ise toplumsal barışın sağlanması ve ülkede farklı kesimlerin bir arada barış içinde yaşamasını zorlaştırmaktadır. Webo'ya yapılan davranışa tepki gösterenler yıllardır Amedspor'a, Cizrespor'a yapılanlara karşı tepkisiz kalmıştır. Futbolcu Deniz Naki'nin ırkçılık sonucu ülkemizden ayrılmak zorunda kaldığını da biliyoruz.

Suriyeliler'e, Kürtlere, Ermenilere, Rumlara, Yahudilere ve diğer bazı kesimlere yönelik ırkçı söylem ve eylemlerle sürekli karşılaşıyoruz. "Pis Yahudi", "Ermeni dölü", "terörist Kürt", "kılıç artığı", "Rum piçi", "gavur" vb ifadeler ne yazık ki pek çok kişi tarafından sıklıkla kullanılıyor. Hrant Dink'in ölümüne giden süreci de hatırlıyoruz.        

Irkçılık "insanların toplumsal özelliklerini ırksal özelliklerine indirgeyen ve bir ırkın öteki ırklara üstün olduğunu öne süren öğreti" olarak tanımlanmaktadır. Türkiye'de ırkçılığın tarihi oldukça eskidir. Cumhuriyet öncesi Enver, Talat ve Cemal Paşalar ırkçı olarak bilinmektedir. 1930 yılında, Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt, "Bu memleketin kendisi Türk'tür. Öz Türk olmayanların Türk vatanında bir hakkı vardır, o da hizmetçi olmak, köle olmaktır" sözü açık bir ırkçılığı yansıtmaktadır. Nihal Atsız 1940'lı yıllarda "Türkçülüğün bir kan meselesi" olduğunu söylemiş, "Öz Türk" olanları belirlemek için kafataslarının ölçülmesini savunmuştur. Bugün de ırkçılığı temel ilke kabul eden siyasi partiler vardır ve bunlar nefret dilini kullanarak Türk olmayan kesimleri ötekileştirmeye, hain ilan etmeye devam etmektedirler. 

Milliyetçilik toplumda genellikle "iyi bir şey" olarak nitelenmektedir. Ancak bu kavram genellikle bir ulusun diğer uluslardan daha üstün olduğunu vurgulamak ve dolayısıyla diğer ulusları aşağılamak amacıyla kullanılmakta ya da amaç bu olmasa da sonuçta bu anlama yol açabilmektedir. Bu durum ise toplumda yer alan diğer ulusların kendilerini dışlanmış, aşağılanmış hissetmesine neden olmaktadır. Ne yazık ki milliyetçilik çoğu zaman ırkçılığa savrulmakta, vatan ve ülke sevgisinin çok ötesine geçmektedir.

Savaşların, iç çatışmaların, kavgaların en önde gelen nedenlerinden biri ırkçılıktır. Nasıl ki Covid-19 virüsüne karşı sağlığımızı korumak için çaba gösteriyorsak, ırkçılık virüsüne karşı da mücadele etmeli, özellikle de dilimize dikkat etmeliyiz. Irkçılık da en az Covid-19 ve diğer bulaşıcı hastalıklar kadar tehlikelidir, önlem alınmaz ise toplumu bir daha bir araya gelemeyecek düzeyde böler, parçalar. Kendinden farklı olanları, farklı düşünenleri "hain", "bölücü" olarak niteleyenler aslında en büyük bölücülüğü gerçekleştirmektedirler!