SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Gezi Parkı'nda açan barış çiçekleri

Yazının Giriş Tarihi: 21.06.2013 13:34

Taksim Gezi Parkı'nda yapılmak istenen "Topçu Kışlası" projesine karşı çıkan bir avuç çevrecinin başlattığı eylem, iktidarın sert müdahalesi nedeniyle hem kitleselleşti hem de tüm ülkeye yayıldı.

Eylemler de salt "birkaç ağaç sorunu" olmanın ötesinde, "yaşam tarzlarına müdahale ve demokrasi" söylemlerine odaklandı. Bu eylemler gerek katılımcıların profilleri, gerekse de sivil, barışçıl mücadele yöntemleri nedeniyle ülkemiz tarihinde önemli bir yere sahip oldu. Yıllardır "apolitik" diyerek eleştirdiğimiz gençler, yaşam tarzlarına sahip çıkarak herkese ders verdi.

Gezi Parkı eylemlerinin başlamasından önce ise ülkenin en önemli gündemi "Barış Süreci" idi. 2013 yılının başından bu yana, iktidarın Öcalan ile yaptığı müzakereler sonucu başlattığı süreçte 6'ncı aya geldik. Bu süre içerisinde hiçbir çatışma yaşanmadı, ölüm olmadı. PKK 8 Mayıs'ta çekilme sürecini başlattı ve Haziran ayı sonuna kadar çekilmenin tamamlanması bekleniyor.

Kuşkusuz ki ülkemiz açısından en önemli sorunların başında "Kürt sorunu" geliyor ve bunun çözümüne yönelik "Barış Süreci" yaşamsal bir öneme sahip.

Katı milliyetçi/ulusalcı çevreler dışında toplumun büyük bölümü sürece olumlu bakıyor, destek veriyor.

Ancak kuşkular da yok değil. G. Doğu'da, Kürtler'de iktidarın sözünde durmama endişesi varken, batıda ise PKK'nın gerçekten silah bırakacağına ilişkin kuşkulardan söz edilebiliyor.

Mayıs ayı sonunda Gezi Parkı eylemleri başladığında pek çok kişinin, en çok da Kürtlerin aklına bu eylemlerin barış sürecini nasıl etkileyeceği konusu takılmıştı.

Özellikle de eylemlerin ilk günlerinde "ulusalcı" kesimlerin bu eylemleri kendi amaçları doğrultusunda kullanma çabaları, hem Kürtler hem de barış sürecine destek veren demokrat kesimler arasında tedirginlik yarattı.

Bu nedenle, özellikle Kürtler eylemlerin başlangıcında ortalıkta fazla görünmediler. Ancak eylemlerin öncüsü olan gençler, her tür otoriter anlayışa karşı olduklarını çok net ortaya koyarak ulusalcı girişimleri boşa çıkarttılar.

Gezi Parkı direnişi daha sonra Kürtler'in de katılımıyla çok renkli, çok kimlikli, çok inançlı gerçek bir sivil, demokratik, barışçı bir halk eylemi şeklinde devam etti. Türkler ve Kürtler; laikler ve dindarlar; Sünniler, aleviler, hristiyanlar, ateistler; kadınlar, erkekler, LGB bireyler el ele, omuz omuza "yaşam tarzımıza dokunma", "kararı ben veririm" diye haykırdılar.

"Herkes farklı, herkes eşit" sloganı ile toplum içindeki tüm yapay ayrımları yok ettiler, tüm farklı kesimlerin hakları için bir araya gelebileceğini gösterdiler. Eylemler sırasında Atatürk posterleri ile Öcalan fotoğrafları; Türk bayrakları ile BDP bayrakları yan yana geldi. Dindarların Cuma namazına solcular koruma olarak eşlik ettiler.

Gezi Parkı direnişi halkların barış içinde birlikte yaşamasının mümkün olduğunu bir kez daha gösterdi. Bu eylemler sırasında polisin sert müdahalesi ve basının yanlı yayınları karşısında pek çok ulusalcı/milliyetçi, Kürtlerin yıllardır neler çektiğini görmeye başladı. Böylece, Kürt sorununun çözümü, barış sürecinin ilerlemesi için çok daha uygun bir ortam oluşmaya başladı.

Gezi Parkı direnişinin talepleri ile Kürt sorununun çözümü için ileri sürülen talepler arasında da büyük ölçüde paralellik var. Her ikisi de daha çok demokrasi, özgürlük ve eşitlik talebini öne sürüyor.

Tek merkezden yönetime karşı çıkarak, kararlara halkın katılımını ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesini savunuyor. Farklılıklara özgürlük tanınmasını, herkesin diline, inancına, kimliğine, yaşam tarzına saygı gösterilmesini talep ediyor.

O halde, gün bugündür. Barış Sürecine sahip çıkarak, Gezi Parkı direnişi taçlandırılmalıdır. Gezi Parkı direnişi önemli kazançlarla sonuçlanmıştır. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı bugün yaptığı açıklamada, bundan sonra yapacakları her icraatı halka soracaklarını belirtmiştir. Şimdi bu kazanımlara sahip çıkılmalı, bunları daha ileriye taşımak için mücadele sürdürülmelidir. Öte yandan, "Barış Süreci" hızlanarak devam etmeli, ülkenin yeniden kardeş kavgasına düşmemesi için gereken yapılmalıdır.

Bugün, "Barış Süreci"nin başarıya ulaşması için her koşul mevcuttur. İklim, "Barış sürecine" her zamandan daha fazla uygundur. BDP, özellikle son aylarda sorumlu muhalefet anlayışı ile elinden geleni yapmaktadır. Şimdi top iktidardadır.