SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Gezi'den darbe çıkartmak!

Yazının Giriş Tarihi: 31.05.2020 23:55

Bugünlerde Gezi Parkı Direnişi'nin 7 yılındayız. Gezi Parkı Direnişi iktidarın otoriter yönetim anlayışına, insanı ve doğayı sömüren ranta dayalı politikalara itiraz olarak başladı. Gençler başta olmak üzere, iktidarın dayatmalarını kabul etmeyen tüm toplumsal kesimler, katılımcı bir demokrasi talebiyle kimliklerine, söz haklarına, yaşam alanlarına sahip çıktılar.

Gezi bu toprakların birkaç talancıya, rantiyeciye ait olmadığını, tüm canlıların yaşam hakkı olduğunu gösterdi. Gezi'yi, haksızlığa, adaletsizliğe ve doğanın yağmalanmasına direnmenin adı olarak da tanımlayabiliriz.

Ancak iktidar ve ona yakın olan çevreler Gezi'yi darbe girişimi ile, Gezi'ye katılanları ise darbecilikle suçladılar. Cumhurbaşkanı Erdoğan "Gezi olayları aslında tıpkı askeri darbeler, tıpkı muhtıralar, tıpkı terör örgütlerinin saldırıları, tıpkı FETÖ'nün 17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimleri gibi devleti ve milleti hedef alan alçak bir saldırıdır" ifadelerini kullandı.

Darbe, Türk Dil Kurumuna göre; "Bir ülkede baskı kurarak, zor kullanarak veya demokratik yollardan yararlanarak hükûmeti istifa ettirme veya rejimi değiştirecek biçimde yönetimi devirme işi"dir. Darbe denildiğinde akla öncelikle askeri darbe gelmektedir. Askeri darbe Vikipedi'de "silahlı kuvvetler mensuplarının silah zoru ile ülke yönetimine el koyması" olarak tanımlanmıştır.

Gezi Direnişi ve darbe aslında birbirinin karşıtı olan şeylerdir. Darbe, demokratik bir düzeni ortadan kaldırarak otoriter, baskıcı bir yönetim kurmak için yapılır. Gezi ise otoriter yönetimlere karşı bir itiraz ve doğrudan demokrasi talebi olarak ortaya çıkmıştır. Gezi'de hiyerarşi yoktu, ayrımcılık yoktu. Türk, Kürt, laik, dindar, alevi, sünni, hristiyan, ateist, sağcı, solcu bir arada ve eşit olarak yaşadılar, herşeylerini paylaştılar. Bu nedenle Gezi ve darbe  arasında ilişki kurmak boşuna bir çabadır. Gezi Davasında da tüm sanıkların beraat ettiğini belirtmekte yarar var.

Ülkemizde 1960, 1971 ve 1981 yıllarında askeri darbeler gerçekleşti. Bunların yanında 28 Şubat post-modern darbesi, 27 Nisan 2007 e-muhtırası ve 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden de söz etmek gerekir. Öte yandan son zamanlarda, askeri darbe dışında bir de "siyasi darbe"den söz edilmeye başlanmıştır. Özellikle 2016 darbe girişimi sonrası, siyasi iktidarın muhalif kesimler üzerinde kurduğu baskı ve ülke yönetiminde yaptığı değişiklikler "siyasi darbe" olarak nitelenmektedir. TBMM'nin işlevinin yok edilişi, seçilmiş belediyelere kayyım atanması, siyasilerin tutuklanması bu uygulamaya örnek olarak gösteriliyor.

Darbelerin tümü, askeri veya sivil, demokrasiye, özgürlüklere, eşitliğe karşı yapılmıştır. Kimden gelirse gelsin, kime karşı yapılmış olursa olsun hiçbir darbe meşru kabul edilemez, onaylanamaz. Darbeler arasında ayırım yapmadan tümüne birden karşı çıkmak demokrat olmanın asgari koşuludur.

Ülkemiz darbelerden çok zarar gördü. Gezinin aydınlattığı yol aslında bize ne yapmamız gerektiğini gösteriyor. "Mahalleme, ağacıma, suyuma, toprağıma, tohumuma, köyüme, kentime, parkıma, bedenime dokunma" diyerek doğrudan demokrasiyi, katılımcılığı, eşitliği, adaleti ve özgürlüğü sonuna kadar savunacağız! 

Gezi'den darbe çıkmaz, darbeci arayanlar önce aynaya bakmalıdırlar!