SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Gençlerin "orantısız" dili

Yazının Giriş Tarihi: 26.06.2013 15:24

Özellikle, yıllardır "apolitik" diye suçladığımız gençler hepimize ders vererek eylemlerde öncülüğü üstlendiler, yepyeni, "orantısız" bir dille tüm ezberleri bozdular.

 Taksim Gezi Parkı direnişi örgütlü siyasi yapıların dışına çıkarak, sivil, bağımsız bir gençlik eylemi ortaya çıkardı. Örgütlü siyasi yapılar da direnişe müdahil olmaya çalışsalar da, gençler eyleme kendi çizgilerinin, dillerinin, tarzlarının damgasını vurdular. Bu eylemlerin en önemli özelliği şiddete karşı, barışçıl, mizah ve akıl içeren, tamamen bağımsız, sivil halk hareketleri olması idi.

Başlangıçta "üç, beş ağaç meselesi" olarak başlayan eylemler aslında yılların birikiminin sonucuydu. "Damla, tamamlanınca damladı". Son yıllarda AKP iktidarının  halkın yaşam tarzına müdahale eden uygulamaları(kürtaj, alkol, metroda öpüşme, dine hakaret cezaları vb.) bir noktada bardağı taşırdı ve halk (özellikle de gençler) "yeter, yaşamıma karışma" dedi. 

Gezi eylemleri öncelikle doğanın katledilmesine karşıydı. Gençler, doğanın bir hak öznesi olarak korunmasından yana olduklarını, doğaya zarar verecek her türlü girişime karşı duracaklarını açık biçimde ifade ettiler. Öte yandan eylemciler, yaşam tarzlarına müdahale edilmesine, tektipleştirmeye, otoriter yönetime güçlü bir hayır dediler, katılımcı demokrasiyi savundular.

Gençlerin öncülük ettiği eylemler ezber bozan cinstendi, pek çok yerleşmiş kalıbın dışına çıktı. Önce "ulusalcılar" eylemlere müdahale etmeye, yön vermeye çalıştılar. "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" sloganı ile Gezi'de yer aradılar ama gençler hemen yanıtı verdi: "Kimsenin askeri olmadık, olmayacağız", "ölmeyeceğiz, öldürmeyeceğiz, kimsenin askeri olmayacağız" sloganı ile kendilerini bu söylemden ayrıştırdılar. Hatta anlamayanlarla, "Mustafa Keser'in askerleriyiz" sloganı ile dalga geçtiler.

Yıllardır "dindar-laik" ayrımını derinleştirmeye çalışanlar Gezi Parkı gençlerinden  yüz bulamadılar. Parkta içki içiyorlar, türbanlılara saldırıyorlar söylemlerini boşa çıkararak, samimi dindarlarla el ele verdiler. Kandilde lokma dağıttılar, mevlit okuttular. Cuma günü namaz kılanların etrafında koruma çemberi oluşturdular.

Bazı gruplar ellerinde bayraklarla BDP'lilere, Kürtlere saldırdığında da gençler yine gereken yanıtı verdi. Çünkü onlar her türlü milliyetçiliğe, ayrımcılığa karşı idiler. İnsanların etnik kimlikleri, inançları, cinsel kimlik ve yönelimleri nedeniyle ayrıma uğramalarını reddediyorlardı. Gezi Parkında Türk, Kürt; Alevi, Sünni; dindar, ateist; erkek, kadın, LGBT bireyler el ele, omuz omuza mücadele ettiler, yaşam tercihlerine dokunulmasına karşı çıktılar.

Gezi Parkı eylemleri aslında sadece AKP iktidarına karşı değildi. AKP nezdinde tüm otoriter, buyurgan, merkeziyetçi yapılara meydan okudular, "sizi istemiyoruz" dediler. Bundan muhalefetin büyük bölümü de payını aldı. Artık statükocu, lider eksenli, hiyerarşik muhalefet partileri de değişmek ya da yok olmak tercihi ile karşı karşıyalar. Aileden, okula ve diğer toplumsal örgütlere kadar her yerde gençlerin bu meydan okumasının izlerini göreceğiz. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Evet, Gezi Parkı direnişi ile gençler yeni bir dil geliştirdiler. Barış, demokrasi, özgürlük, eşitlik ve adalet dili. Herkes bu "orantısız" dili öğrenmeye çalışmalı ve söylemlerini buna uyarlamalı. Yoksa gençlerin Gezi Parkı'ndaki ünlü sloganı kulaklarda çınlamaya devam edecek; "Kahrolsun Bağzı Şeyler"!