SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Dershane tartışması: Başka bir eğitim mümkün

Yazının Giriş Tarihi: 08.12.2013 02:19

Peki AKP dershaneleri halktan yana, parasız eğitimi savunduğu için mi kapatmak istiyor? Tam tersine paralı eğitimi geliştirmek amacında. Dershaneler üzerinde oluşan siyasi ve parasal rant AKP ve "cemaat"i karşı karşıya getirmiş durumda.

Dershanelerin durumunu tartışmadan önce eğitim sistemine göz atmamızda yarar var. Ülkemizde eğitim sistemi tek kimlik, tek dil, tek inanç anlayışına dayanan devlet ideolojisinin yansıması olup, baskıcı ve ezberci bir yapıdadır. Cumhuriyet dönemi boyunca değişmeyen bu anlayış, 12 Eylül darbesi ile pekiştirilmiştir.

Zaten sorunlu olan eğitim sistemi AKP döneminde ise yap-boz biçiminde sürekli değiştirilmiş, gelen her bakan farklı bir sistem kurmaya çalışmıştır. AKP'nin uygulamaları varolan sosyal adaletsizlikleri daha da derinleştirmiştir. Eğitim harcamalarının bütçedeki payını arttırmak yerine eğitimin giderek özelleştirilmesi, dershaneler yoluyla fırsat eşitsizliğinin yaygınlaştırılması, eğitim çalışanlarının sömürüsünün sürdürülmesi eğitim sistemindeki adaletsizlikleri göz önüne koymaktadır.

Eğitim sisteminde çok sayıda sorun var. Seçmeli dersin uygulanamaması, ders saatlerinin fazla oluşu nedeniyle öğrencilerin okul-dershane arasında sıkışması, sınav kazanamayan öğrencilerin "İmam Hatip-Meslek Lisesi" seçimine zorlanması, eğitimde ayrımcılık yapılması, okullarda katılımcı demokrasi uygulanmaması, atanamayan öğretmenler, eğitim müfredatının ezbere ve sınava dayalı olması bu sorunlardan bazıları.

Eğitim sistemindeki sorunlardan en önemlilerinden biri ise eğitime ayrılan kaynakların yetersizliği. 2013 yılında eğitime bütçeden ayrılan kaynak 47,5 milyar TL. Ancak bu bütçenin %80'i personel giderlerine kullanılıyor. Son beş yılda eğitim bütçesi yüzde 50-60 oranında artarken, yatırıma ayrılan pay yüzde 50 azalmış. Bunun anlamı eğitimin giderek ticarileşmesi, piyasa kurallarına göre düzenlenmesi.

Eğitime ayrılan kaynak şu anda milli gelirin yüzde 3'ü. Eğitimin sorunlarının çözümü için bu payın yüzde 5-6 dolayına çıkması ve bu kaynağın daha büyük bir bölümünün yatırım için kullanılması gerekiyor.

Gelecek nesillerin hiç kimsenin askeri olmadan, kolektif haklarının bilincinde olan özgür bireyler olarak yetişmesi ancak bilimsel ve demokratik esaslara dayalı bir eğitim sistemi ile mümkündür. Bunun için sorunlara dogmatik yaklaşmamalı, itaat ve biat kültürüne dayalı toplum mühendisliği yapılmamalıdır. Sınav odaklı, ezberci gençler değil; soru soran, merak eden, sorgulayan, kuşku duyan, araştıran, analitik düşünebilen gençler yetiştirilmelidir. Öte yandan, her yurttaşın kendi ana dilinde eğitim görebilmesinin koşulları yaratılmalıdır.

Dershaneler aslında mevcut eğitim sisteminin bir sonucudur. Piyasacı, ezberci, sınav odaklı bir eğitim sistemi dershaneleri yaratmış ve geliştirmiştir. Eşit, özgür, parasız, laik ve demokratik bir eğitim dershaneler ile gerçekleştirilemez.

Tüm özel eğitim kurumları ve dershaneler satın alınarak kamulaştırılmalı ve halkın yararına sunulmalıdır. Bu kurumlar rehberlik ve psikolojik danışma merkezleri, halk eğitim merkezleri, halk kütüphanelerine ve ücretsiz etüd merkezlerine dönüştürülmelidir. Bu kurumlarda çalışanlar kamu güvencesine kavuşturularak, kadrolu hale getirilmelidir.

Kuşkusuz ki bunlar yapılırken, eğitim sisteminde dershanelere olan ihtiyacı yok edecek dönüşümlerin gerçekleştirilmesi gerekir. Ülkemizde merkezi sınavlar ve üniversiteleşme yarışı; yarış ise dershaneleri beslemektedir. Sınav odaklı eğitim sistemi bir an önce değiştirilmeli, mesleki ve teknik eğitim güçlendirilmelidir.

Eşitlikçi, özgürlükçü, adil, halktan yana başka bir eğitim mümkün!