SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Demokrasiye baraj olmaz !

Yazının Giriş Tarihi: 07.01.2015 01:20

Yani, seçimlerde yüzde 10'un altında oy alan siyasi partiler  Meclis'te temsil edilemiyorlar. Bunun sonucu halkın bir bölümünün oyları geçersiz sayılmış oluyor, çöpe atılıyor. Bazı seçimlerde yüzde 20-30 gibi bir oranın Meclis dışında kalması durumu ortaya çıkıyor.

Bir bakıma "oy hırsızlığı" olarak adlandırılabilecek bu uygulama da, pek çok antidemokratik uygulamalar gibi 12 Eylül askeri darbesinin sonucu. 1965 seçimlerinde, milli bakiye sistemi ile TİP'in yüzde 3 dolayında bir oy oranı ile Meclis'e 16 milletvekili sokmasından rahatsız olan egemen kesimler daha sonra sistemde değişiklik yaptılar. Önce "barajlı D'hont" sistemi uygulanmaya başladı, 12 Eylül sonrası ise yüzde 10 barajı konuldu.

Avrupa ülkeleri arasında bu oranda bir baraj uygulayan başka bir ülke yok. En yüksek baraj yüzde 5. Dünyada ise bizim dışımızda sadece Şeysel adalarında yüzde 10 barajı uygulanmakta. Uygulanan barajın amacı Kürtler'in ve sosyalistlerin Meclis'e girmesine engel olmak. Bunda da uzun yıllar başarılı oldular. Ancak son iki seçimde Kürt siyaseti bağımsız adaylar yoluyla barajı aşmayı ve Meclis'e girmeyi başardı. Bağımsız aday ile seçime girildiğinde ise çıkarılan milletvekili sayısı düşüyor.

2015 seçimleri öncesi baraj tartışmaları yine gündemde. Her fırsatta milli iradenin öneminden söz eden AKP, sıra baraja gelince kafasını başka yöne çeviriyor, duymazlıktan geliyor. Kendi açısından haklı tabii, baraj olmasa veya yüzde 5'lere düşse en az 30- 35 milletvekili elinden kayacak. Daha doğrusu haksız yere aldığı bu vekillikleri gerçek sahiplerine vermek zorunda kalacak.

Yaklaşık bir yıl kadar önce BDP ve bazı sol- sosyalist partilerin, kimi bağımsız demokrat bireylerle birlikte HDP'yi kurmaları sonucu seçimlerde dengeler değişmeye başlamıştı. 2014 yerel seçimlerinde yüzde 7 dolayında oy alan HDP, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde gösterdiği aday Selahattin Demirtaş ile yüzde 10 sınırına dayanmıştı. Toplumdaki tüm mağdur kesimleri kapsama hedefindeki HDP'nin yetkilileri, 2015 seçimlerine parti olarak katılacaklarını ve barajı rahatlıkla aşacaklarını belirtiyorlar.

CHP ve diğer bazı kesimlerden HDP'ye yönelik olarak "HDP parti olarak seçime girerse barajı aşamaz, bu durum AKP'ye yarar, AKP daha fazla milletvekili çıkarır" biçimindeki eleştirilere ise HDP'den gelen yanıt "bunu önlemek sizin elinizde, oyunuzu HDP'ye verin, AKP kazanmasın" oluyor.

Kuşkusuz ki HDP'nin barajı aşamama riski var, ama HDP barajı aşarsa en az 60-70 milletvekili çıkaracak ve AKP'nin Meclis'te tek başına anayasa değişikliği yapma olanağı ortadan kalkacak. Tersine, HDP bağımsız olarak seçime girerse 30-40 dolayında milletvekili çıkarabilecek ve bu durum AKP'nin tek başına çoğunluk sağlamasını engellemeyebilecek. Dolayısıyla HDP, risk alarak parti olarak seçime girmek zorunluluğu duyuyor.

Kuşkusuz ki parti veya bağımsız olarak seçime girme kararı HDP'ye ait, kimse onun yerine karar veremez. Bir siyasi partiye "sen parti olarak girme" demek doğru bir tavır değil. Parti olarak girmediğinde kendine güvenmediğini ilan etmiş olacak, kimsenin bir partiye bunu dikte ettirme hakkı olmadığı görüşündeyim. Bugünkü siyasi tabloda AKP'nin gücünü dengelemenin tek yolu HDP'nin barajı aşarak Meclis'e girmesidir. Bunun için de HDP'ye akıl vermek değil, oy vermek gerekiyor.

Bir yandan demokrat geçinip, diğer yandan baraj arkasına saklanan, oy hırsızlığı yapanlara verilecek en güzel yanıt, barajı çatır çatır aşmak, yerle bir etmektir.

twitter.com/aserdaresen