SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

CHP kime çalışıyor?

Yazının Giriş Tarihi: 27.01.2013 12:08

Sol bir parti olmamasına karşın, halk arasında genellikle "solcu" olarak nitelenen CHP, aslında bir devlet partisi, Kemalist bir parti. Adı "halk partisi" olmakla birlikte halk, yani işçi, köylü, esnaf CHP'yi kendine yakın bulmadığı için genellikle oy vermiyor. CHP oyunu daha çok "eğitimli" orta kesimden alıyor. 

CHP sol bir parti olmasa da, seçimlerde ülkedeki sol oyların büyük kısmı yine de CHP'ye gidiyor. Pek çok sosyalist, sosyal demokrat istemeye istemeye de olsa, "oyum ziyan olmasın" düşüncesiyle oyunu CHP'ye veriyor. Aleviler, "dinci" partilerden korkarak CHP'yi "koşulsuz" destekliyorlar. CHP tüm bu desteklere karşın oyunu yüzde 25'in üzerine çıkaramıyor.

Peki CHP neden AKP'ye karşı ciddi bir iktidar alternatifi oluşturamıyor? AKP neden yapılan her seçimde oyunu arttırmaya devam ediyor?

Son on beş yıla göz atalım. 8 Şubat 1997'de ordu Erbakan başkanlığındaki Refahyol hükümetine ültimatom vererek istifasına neden oldu. Bu post-modern darbeye CHP destek verdi ve karşılığını 18 Nisan 1999 seçimlerinde alarak, yüzde 8,7 oy oranı ile baraj altında kaldı.

27 Nisan 2007'de TSK'nin "e-muhtıra"sına destek vermesi; Şubat 2008'de türbanlı öğrencilerin üniversiteye girebilmesini sağlayacak yasayı Anayasa Mahkemesi'ne başvurarak iptal ettirmesi; 2008 yılında başlayan Ergenekon davasının avukatlığını üstlenmesi ve Balyoz davasında darbecileri savunması CHP'yi yine "darbeci" ve "devlet partisi" olarak yaftalandı.

2009 yılı sonunda AKP'nin başlattığı ancak devamını getiremediği "Kürt açılımı"na karşı çıkması; 2010 yılında yapılan Anayasa değişikliği çalışmalarında komisyonlardan çekilerek Anayasa değişikliğini tamamen AKP'ye bırakması CHP'nin statükocu yapısını bir kez daha göz önüne sermişti.

CHP, Kılıçdaroğlu'nun Genel Başkan olmasından sonra "yeni CHP" sloganı ile bazı konularda politikalarını değiştirmeye çalıştı. Ancak bir türlü halka güven verecek, tutarlı politikaları hayata geçiremedi. Kendisi de Dersimli olan Kılıçdaroğlu, Erdoğan'a karşı Dersim katliamını partisi adına sahiplenmek durumunda kaldı.

Son altı aya baktığımızda da, CHP'deki tutarsızlıkların sürdüğünü görüyoruz. Haluk Koç'un, Akif Hamzaçebi'nin, Emine Ülker Tarhan'ın buram buram ırkçılık kokan açıklamaları, CHP'ye umut bağlayan "solcuları" bir kez daha hayal kırıklığına uğrattı.

2013'ün ilk günlerinde Öcalan ile başlatılan barış görüşmelerine, Kılıçdaroğlu'nun utangaç bir biçimde de olsa, destek vermesi yeniden umut yarattı. Ancak geçtiğimiz hafta, CHP içinden Hüseyin Aygün'e yönelik linç söylemleri; Kürtçe savunma tasarısına, CHP'nin MHP ile el ele karşı çıkması ve son olarak Birgül Ayman Güler'in aymazlığı CHP'de ırkçılığın, milliyetçiliğin tavan yapması olarak kaydedildi.

CHP'nin ırkçı, milliyetçi söylemlerinin ne CHP'ye ne de ülkemize yararı olmadığı açık. Bundan yarar sağlayan sadece AKP ve ırkçılar. Nitekim, CHP'nin pasını alan Erdoğan, CHP'yi ırkçılıkla alabildiğine eleştiriyor, demokrasi ve özgürlük havarisi kesiliyor.

Ne yazık CHP, yıllardır AKP'nin en büyük destekçisi. CHP'nin demokrasi ve özgürlük karşıtı söylemleri AKP yi demokratmış gibi gösteriyor ve her seçimde oyunu arttırmasına katkı yapıyor.

Bugün ülkemizde çok önemli iki konu var: Kürt sorunu ve yeni anayasa. Her ikisi de acil ve önemli. Bunlar sadece AKP'ye bırakılamayacak konular. Kürt sorununun barışçı çözümü ve demokratik, özgürlükçü, eşitlikçi bir anayasa yapımı mutlaka CHP'nin aktif katılımı ile gerçekleştirilmelidir. Ancak CHP'nin bu haline bakınca umutlu olmak zor.

Konfüçyus'un bir sözü var. "Ya bir yol bul, ya bir yol aç ya da yoldan çekil".