SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Bursa yerinden yönetilirse...

Yazının Giriş Tarihi: 08.12.2015 10:31

Ancak bu kavramlar sadece Kürtler'in ağırlıkta olduğu iller için kullanılmakta, diğer bölgeler ve iller için bu kavramlardan söz edilmemekte.

Öte yandan bu kavramların içeriğini, ne olduğunu tartışmaktan çok "hendek", "çatışma" gibi söylemlerle birlikte kullanarak toplumda yanlış algılara yol açılmaktadır.

Yerinden yönetim sadece Kürt illeri için değil, tüm ülke için konuşulmalı ve korkusuzca tartışılmalıdır. Aksi halde konuyu "körü körüne" savunanlar ile, "körü körüne" kötüleyenler arasındaki "kördöğüşü"ne döner ki şu anda yaşanan da budur.

Uğur Mumcu'nun deyimi ile "bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz". Ancak ne yazık ki pek çok kişi konuyu bilmeden eleştirmekte, kötülemektedir.

Daha önceki yazıda yerinden yönetimin ne olduğunu, neden yerinden yönetim uygulamasına ihtiyacımız olduğunu kısaca da olsa açıklamaya çalıştım. Bu yazıda ise Bursa'da yerinden yönetim uygulansa neler olabileceği üzerinde duracağım.

Öncelikle şunu vurgulamak gerekiyor ki Bursa'da yaşayanların da yerinden yönetime, daha demokratik ve katılımcı bir yönetim tarzına şiddetle ihtiyacı vardır.

Bursa'da yerinden yönetimin uygulanması, Bursa'da yapılacaklara ve yapılmayacaklara Bursa'da yaşayanların karar vermesi anlamına gelmektedir. Yani, DOSAB'a termik santral yapılıp yapılmamasına bakanlık değil, Bursa halkı karar verecektir. Aynı şekilde çimento fabrikası, taş ve maden ocakları, HES'ler, tarım alanlarının sanayiye açılması, gibi konularda da karar Bursa halkına ait olacaktır.

Yerinden yönetim uygulandığında vali ve kaymakamlar Ankara tarafından atanmayacak, o yörede yaşayanlar tarafından seçilecektir. Böylece atanmışların seçilmişler ve halk üzerindeki tahakkümü ortadan kalkacaktır. Ayrıca halk çalışmasını beğenmediği yöneticiyi geri çağırabilecek ve yerine yenisini seçecektir. Yönetici kendini iktidara, devlete değil halka beğendirme çabası içinde olacaktır.

Bursa'da yerinden yönetim uygulandığında Bursa'daki sanayi, ticaret, turizm gibi tüm faaliyet alanlarından toplanan vergiler Bursa'da kalacaktır. Ancak bu vergiler içerisinden bir bölümü merkezi idareye aktarılarak merkezi yönetimin görev alanına giren milli savunma, dış işleri gibi faaliyetler için kaynak yaratılacaktır. Bir bölüm ise geri kalmış ve geliri az olan bölgeler için ayrılacaktır.

Bursa'da yerinden yönetim uygulandığında bir gün telefon hatları için kazılan sokaklar, on gün sonra su boruları için, bir ay sonra da elektrik kabloları için kazılmak durumunda olmayacaktır. Tüm bu işler yerel yönetimin faaliyet alanı içinde, planlı olarak gerçekleştirilecektir. İmar planları yerelde sonuçlandırılacak, Ankara bu konulara karışmayacaktır. Yerinden yönetim uygulamasında "Doğanbey TOKİ" gibi ucubeler ortaya çıkmayacaktır. Uludağ'ın yapılaşmaya açılarak yok edilmesi, su kaynaklarının ticarileştirilmesi yerinden yönetim uygulamasıyla önlenebilecektir.

Bursa'daki polis sayısı, okul ve öğretmen sayısı, doktor sayısı, din görevlisi sayısı Bursa'da yaşayanlar tarafından belirlenecek; cami, cemevi ve diğer ibadet kurumları da o bölgenin inanç yapısına uygun biçimde, bölge halkı tarafından organize edilecektir. Eğitim kurumları ve resmi kurumlarda Türkçe yanında kullanılacak diğer diller yörenin etnik yapısına göre belirleneceğinden, Bursa'da yaşayanların ihtiyacına yönelik hizmet verilmesi mümkün olacaktır.

Yerinden yönetim uygulamaları devletin yetkilerinin azalması, halkın yetkilerinin artması anlamına gelmektedir. Bu yönetim biçiminde toplumun devlet içinde eridiği otoriter, faşizan rejimler yerine, devletin toplum içinde eridiği demokratik ve sosyal rejimler hedeflenmektedir. Devlet küçüldükçe, insan ve hakları büyümektedir.

Yerinden yönetimin ne olduğunu öğrenen bir kişinin buna karşı çıkması, önyargılı olanlar hariç mümkün değildir. Bursa'da yaşayan hiçbir kişinin "hayır, ben yetki kullanmak istemiyorum, devlet beni istediği gibi yönetsin" diyeceğini sanmıyorum.

Bursa halkı yerinden yönetimi talep ettiğinde, ülkemizde amaçlanan çağdaş demokrasiye çok yaklaşmış olacağız.

Umarım o günler uzağımızda değildir.

@aserdaresen