SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Bu daha başlangıç !

Yazının Giriş Tarihi: 08.07.2014 05:47

Referandum ile oylanan maddelerin çoğu kısmen de olsa demokratikleşme yolunda adım atılmasını sağlayacak nitelikteydi. 12 Eylül darbecilerinin yargılanmasını engelleyen Geçici 15. Madde'nin kaldırılması, Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkı, Askeri Yargının görev alanının daraltılması vb. Bu maddeler yanında Anayasa Mahkemesi ve HSYK'nın yapılarını, seçim sistemini değiştiren maddeler de yer alıyordu.

Referandumda AKP etrafında yer alan çevreler değişikliklere EVET derken, muhalefetin büyük bölümü HAYIR dedi. Bazı sol çevreler ve BDP ise BOYKOT tavrını hayata geçirdiler ve oylamaya katılmadılar. Bu dönemde bir kısım özgürlükçü solcular, demokratlar ve kimi liberal çevreler ise yapılmak istenen değişikliklerin yetersiz olduğunu, 12 Eylül Anayasasının tümden değişmesini savunmakla birlikte EVET oyu kullandılar.

Bu EVET oyu referandum sonrası çok tartışıldı. Bazıları bugün bile AKP iktidarının olumsuz uygulamalarını bu kesim üzerine yıkmaya çalışmakta, AKP'nin "Yetmez Ama Evet"çiler sayesinde bu güce ulaştığını ileri sürmektedirler. Referandumda EVET oyu kullananlar ise, darbe anayasasının hala geçerli olmasının bu ülke için bir utanç olduğunu, burada yapılan küçük değişikliklerin bile desteklenmesi gerektiğini, hayır oyunun mevcut darbe anayasasının devamını onaylamak anlamına geldiğini ifade ettiler.

Özellikle Anayasa Mahkemesi ve HSYK'da referandum ile yapılan değişiklikler sayesinde AKP'nin devlete tümüyle hakim olduğu bir gerçek. Referandum ile getirilen yeni seçim sistemi öncekine göre daha demokratik olmasına karşın, "cemaat" in yargıdaki yaygın örgütlenmesi bu kurumları cemaate teslim etmiştir. Ancak Anayasa Mahkemesi ve HSYK'nın önceki yapısı ve seçim sisteminin demokratik olduğunu da sanırım kimse ileri süremez.

Referandumda EVET oyu kullanan sol ve demokrat kesimler yıllardır "AKP yandaşı" olmakla suçlandılar, deyim yerindeyse linç edildiler. Bugün geldiğimiz nokta ise çok ilginç. Ergenekon, Balyoz gibi davalarda yargılananların büyük bölümü referandum sonucu yasalaşan "Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Hakkı" sayesinde serbest kaldılar. Anayasa değişikliğine karşı çıkanların büyük bölümü, son günlerde Anayasa Mahkemesi kararlarına alkış tutuyorlar.

2010 Anayasa Referandumunun en önemli maddelerinden biri de 12 Eylül darbecilerinin yargılanmasını önleyen Geçici 15. Madde'nin kaldırılması idi. Referandumda HAYIR oyu kullananlar, AKP'nin bu maddeyi değişikliği süslemek için koyduğunu, bu maddenin tuzak olduğunu ileri sürmüşlerdi.

Geçici 15. Madde kalktığında bir avuç özgürlükçü solcu hemen mahkemelere koşarak darbeciler için dava açıp, suç duyurusunda bulunurken, hayır oyu kullanan ya da boykot eden büyük kesim konuyla hiç ilgilenmediler. "AKP darbecileri yargılayamaz, onları ancak biz yargılarız" gibi sözlerle davayı takip eden, mücadele verenleri de küçümsediler. Ancak Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi, EHP ve 78'liler'in aralarında olduğu bir grup inatla davayı takip etti ve geçtiğimiz günlerde sonuçlanan dava ile büyük bir kazanıma imza attılar. Dava sonucunda darbecibaşları Evren ve Şahinkaya müebbet hapse mahkum oldu, rütbeleri söküldü.

Kuşkusuz ki konu "iki ihtiyarın" mahkum olması değil. Bu dava ile Türkiye'de ilk kez darbe yapmak suç olarak tescillendi ve bu karar ardından alt kademelerin yargılanması, işkencecilerin ceza almasının yolu açıldı.

Evet, bu karar ülkemiz tarihinde çok önemli bir yer alacak. Ancak, kuşkusuz ki yetmez, 12 Eylül'ün başta anayasası olmak üzere tüm kurumları ile ortadan kaldırılması için mücadele bizleri bekliyor. Konu AKP'nin inisiyatifine bırakılamayacak kadar önemli.

Bu daha başlangıç...