SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Başka bir Türkiye mümkün!

Yazının Giriş Tarihi: 29.12.2018 08:52

2018 yılının son günleri. "Yeter artık, bitsin!" dediğimiz yıllardan biri, belki de en baştaki. Öyle bir yıldı ki, "bundan kötüsü olmaz" dedirtti pek çoğumuza.

Hangi birinden söz edelim, o kadar çok kötülük barındırdı ki!

2017 yılı sonunda 3,78 tl olan dolar kuru, 2018 yılı sonunda 5,28 tl oldu. Euro da 4,53 den 6,05'e çıktı. 2017 sonunda yüzde 10 dolayında olan enflasyon oranı da 2018 sonunda yüzde 23 dolayına ulaştı. Yani, ekonomi alanında epeyce bir kazık yemiş durumdayız! Pazarda soğanın 5 liraya, patatesin 6 liraya çıkması da durumu özetliyor sanırım.

2018 yılının en önemli olaylarından biri 24 Haziran seçimleri idi. Bir buçuk yıl öne alınan seçimlere mühürsüz oy pusulaları damga vurdu. Çok sayıda şaibenin konuşulduğu seçimi AKP-MHP ittifakı kazandı ve Türkiye Cumhuriyeti parlamenter sistemi terkederek başkanlık sistemine fiilen geçti. En çarpıcı yanı ise başkanın tarafsız değil, partili olması idi!

Ekonomi alanında zorlanan iktidar satacak başka bir şey bulamayınca Cumhuriyet'in başlangıç yıllarından bu yana var olan şeker fabrikalarına göz dikti, on dört şeker fabrikası satıldı. Ekonomi alanındaki sıkıntılar emekçilere yansıdı en çok. "Flormar"da sadaka zammına, makine gibi üretin baskısına karşı kadınlar 230 gündür direniyor. Tariş'de, İzban'da, Cargil'de ve daha pek çok iş yerinde ekmek kavgası sürüyor.

Kürt sorununun demokratik çözümü yerine savaşı tercih eden iktidar bununla da yetinmedi! Suriye sınırları içerisine, Afrin'e operasyon düzenledi, 55 askerimiz şehit oldu. Şimdi Afrin halkının yetiştirdiği zeytinleri pazarlamakla meşgulüz!

Son yıllarda artan şaibeli asker ölümleri 2018 yılında artarak devam etti. Dersim'de iki asker, donarak yaşamını kaybetti. Hakkari üs bölgesinde de, nedeni açıklanamayan patlamada dokuz askerimizi yitirdik!

Kaza diye adlandırılan ama gerçek niteliği farklı olan pek çok olay yaşandı 2018 yılında da. Çorlu'da meydana gelen tren kazasında 25 kişi ölürken, Aralık ayında da Ankara'da yaşanan tren kazası dokuz kişinin yaşamına mal oldu. İş kazası diye adlandırılan iş cinayetlerinde ise 2018 yılında iki bine yakın kişi yaşamını yitirdi. Kadın cinayetlerinde ve çocuklara yönelik taciz/tecavüz vakalarında da yine önemli artışlar yaşandı.

Freedom House tarafından yayınlanan "Dünya Özgürlükler Raporu"  2018 yılında Türkiye için büyük bir çöküşü işaret ediyordu. Son on yılda özgürlüklerin en çok gerilediği ülke olan Türkiye, 2018 yılında ilk kez "özgür olmayan" ülkeler kategorisine indi. Bu durum Türkiye'de yaşayanları şaşırtmadı. Binlerce HDP'li (başta eşbaşkanlar Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ) yıllardır tutsak, yüzlerce akademisyen, gazeteci tutuklu, barış isteyen akademisyenlere hergün yeni cezalar geliyor.  Son olarak FOX TV ve Fatih Portakal  hakkında soruşturma başlatıldı, Metin Akpınar ve Müjdat Gezen Cumhurbaşkanını eleştirdikleri için evlerinden polis tarafından alınarak ifadeye götürüldüler, yurt dışı yasak cezası aldılar. Osman Kavala dört yüz günden fazla süredir tutuklu ve hakkında iddianame bile yok!

Kuşkusuz ki yaşanan baskılardan sadece insanlar nasibini almıyor. Hayvanlara ilişkin kötü muamele ve işkence haberleri hergün haber sitelerinde karşımıza çıkıyor. Doğanın talanı ise artık tahammül sınırlarını aşmış durumda. Ekonomik kriz ağırlaştıkça, doğanın talanı, sömürüsü de daha ağır bir hal alıyor. Yurdun dört bir yanında termik santral, JES, HES, RES ve taş/maden ocaklarına ilişkin saldırılar artarak sürüyor. 

Aslında söylenecek söz, şikayet edecek konu çok! Ama salt şikayet etmek yetmiyor kuşkusuz. Nasıl bir Türkiye istiyorsak onu oluşturmaya yönelik bir mücadele vermemiz gerekiyor. İşçinin, emekçinin sömürülmediği, doğanın talan edilmediği, farklı kimlik ve inanç sahiplerinin ayrıma uğrayarak ötekileştirilmediği, tekçi ve çoğunlukçu değil çoğulcu, merkezden değil yerellerden yönetilen bir Türkiye mümkün!

Tek adam yönetimine karşı çoğulcu parlamenter rejimi, baskıcı otoriter yönetime karşı özgürlükçü ve eşitlikçi bir yönetimi, erkek egemen sistem karşısında kadınların, çocukların, LGBTİ bireylerin, engellilerin de haklarını savunan bir demokrasiyi, salt insanı değil tüm canlıların yaşamını temel alan bir anlayışı yaşama geçirebiliriz, bu bizim elimizde!

Başka bir dünya, başka bir Türkiye mümkün!