SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Balbay, Yavaş, 'Cemaat' ve barış

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2013 12:20

Bir gün hararetle konuştuğumuz bir konunun yerini, ertesi gün çok farklı konular alabiliyor. Son bir haftaya göz atarsak birbirinden önemli konuların ardarda gündemi işgal ettiğini görürüz.

Kuşkusuz ki geçen haftanın en önemli konularının başında Mustafa Balbay'ın tahliyesi vardı.

Anayasa Mahkemesi kararı ardından Balbay salıverilince, gözler bu kez diğer tutuklu vekillere döndü. Balbay hükümlü olduğu halde tahliye edildiğine göre, BDP'li tutuklu vekillerin tahliyesine kesin gözüyle bakılıyordu. Ancak hukuk sistemimiz yine yapacağını yaptı ve vekillerin tahliye talebi reddedildi. Bu kararın hukuki değil, siyasi bir karar olduğu çok açık. Hiçbir hukukçunun böyle bir kararı adalet ve hukuk içerinde savunabilmesi mümkün olamaz. Ancak merak edilen, bu siyasi kararın AKP'nin mi, yoksa yargıya hakim olduğu söylenen "Cemaat" in mi kararı olduğu.

Geçtiğimiz hafta sonu siyaset gündemine başka bir bomba da CHP cephesinden düştü. Gerçi artık CHP nin yaptığı hiçbir şeye şaşırmaz duruma geldik. Bir yandan dindar kesimle ilişkilerini geliştirmeye çalışan, Mecliste türbana soğukkanlı yaklaşan, ABD'de Cemaat ile toplantı yapan CHP'liler, diğer yandan "kamuda türbana izin veren" değişikliğe karşı bildiri yayınlayabiliyorlar.

CHP'de yerel seçimler için İstanbul'da Mustafa Sarıgül, Adana'da eski MHP'li Aytaç Durak, Bursa'da Necati Şahin isimleri muhtemel başkan adayları olarak konuşuluyor; CHP'nin sağa açılımından söz ediliyor bir süredir. İnsanın "ne zaman soldaydı ki?" diyesi geliyor. Ama Ankara'da MHP'li Mansur Yavaş'ın aday olacağı haberi siyaseti çalkaladı. CHP'nin, MHP tarafından adaylığı kabul edilmeyen Yavaş'a muhtaç kalması gerçekten çok acı ve en sadık CHP'lileri bile isyan ettiriyor. Ancak biraz düşününce de, Birgül Ayman Güler, Nur Serter gibi isimlerin olduğu CHP de Mansur Yavaş neden olmasın diyebiliyorsunuz.

Siyaset gündemine düşen en büyük bomba ise dün (17 Aralık Salı) yapılan operasyon. Bir gün önce, yani 16 Aralık'ta, çok uzun süredir AB konusunu gündemden çıkarmış olan AKP yeni bir açılım yapmıştı. Gündeme yeniden AB'nin alınması pek çok çevrede olumlu karşılandı. Fakat aynı akşam Hakan Şükür'ün istifası, ardından 17 Aralık sabahı başlatılan "mali operasyon" gündemi tümüyle değiştirdi.

İçlerinde bakan çocuklarının da olduğu pek çok ünlünün gözaltına alındığı operasyonda gözler hemen Cemaate çevrildi. Bu operasyonun ardında Cemaat olduğu hemen herkesçe paylaşılıyor. Ancak Cumhuriyet tarihimizin en kapsamlı mali operasyonu sayılabilecek böyle bir operasyonu tek başına "Cemaat"in gerçekleştirebileceğine inanmak zor. Bir süredir AKP ve özellikle Erdoğan konusunda dünyada oluşan tepkilerin, özellikle de ABD'nin burada etkisi olduğu düşünülüyor.

Kuşkusuz ki ardında kim ve ne olursa olsun, ortada üzeri örtülemeyecek pislikler olduğu açık. Öncelikle her şeyin en ince detayına kadar araştırılması ve suçluların cezalandırılması herkesin ortak talebi olmalı. Artık Türkiye'de dengelerin değişeceği, AKP'nin artık eski AKP olamayacağı da bir gerçek.

Burada dikkat edilmesi gereken konuların başında "barış süreci" var. Yüksekova'da yaşananlar, ardından BDP'li vekillerin tahliyesinin kabul edilmemesi ile, Cemaat eliyle gerçekleşen operasyonlar arasında bir bağ var mı, hatta CHP'den "sağcı" adayların aday gösterilmesi de bu senaryonun bir parçası mı diye düşünmeden edemiyor insan. Siyasette her şeyin telafisi belki olur, ama barışın telafisi olmaz. O nedenle herkesin barış sürecine şimdi daha sıkı sarılması ve onu her türlü senaryonun etkilerinden koruması gerekiyor.

Barış, ülke olarak bizim son şansımız, onu siyasetin dışında tutmak gerek.