SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

AKP muhafazakar mı, yoksa muhafaza'kar' mı?

Yazının Giriş Tarihi: 09.02.2014 00:11

Muhafazakarlık; genel anlamda var olan durumu koruma amacını güden düşünce tarzıdır. Daha belirgin bir anlamda toplumun değişmesine karşı direnç gösteren, toplumsal-kültürel değerlerin korunmasını savunan bir ideolojidir. Peki AKP gerçekten muhafazakar bir parti mi, yoksa kâr hırsına odaklanmış, tek amacı rant oluşturmak olan neo-liberal bir sağ parti mi?

Pek çok kişi AKP'nin İslam dinine vurgu yapan, dini öne çıkaran kimi uygulamalarını ileri sürerek onun "muhafazakar" hatta "dinci", "şeriatçı" bir parti olduğunu iddia ediyor. Öte yandan AKP'nin uyguladığı ekonomi politikaları, çevre politikaları dikkate alındığında onun "muhafazakar" bir partiden çok, "kâr"ı muhafaza eden bir parti olduğu göze çarpmaktadır.

AKP iktidara geldiğinden bu yana neredeyse tüm ülke şantiye alanına döndü. Ağırlıkla TOKİ yapımı olmak üzere tüm ülkede inşaat seferberliği başladı. Konut, otoyol, baraj, AVM inşaatları tüm ülkeyi sardı. Bu inşaatların yapımında doğal çevre, orman, tarihi eser gibi hiçbir hassasiyete dikkat edilmeden, tek amaç rant oluşturmak olarak belirlendi. Son yıllarda tüm akarsular HES'ler ile dolarken, dağlarımız, ormanlarımız taş ve maden ocakları ile delik deşik hale geldiler.

AKP'nin toplumsal-kültürel değerlerimizi ne kadar muhafaza ettiğini gösteren pek çok örnek var. Marmaray yapımında toprak altından çıkan tarihi eser nedeniyle inşaatın durdurulmasını savunanlara karşı Erdoğan "birkaç çanak çömlek için inşaat durmaz "yanıtını vermişti. Erdoğan, yol yapımı sırasında ağaç kesimine karşı çıkanlara da "ağaç ne ki, biz yol için gerekirse cami de yıkarız" demişti.

AKP iktidarı döneminde en büyük hasarı ise kuşkusuz ki doğa aldı. En çok muhafaza edilmesi gereken doğal değerlerimiz bir bir yok edilmekte. Son olarak Muğla'nın Ortaca ilçesine bağlı Dalyan beldesinin, Caretta Caretta deniz kaplumbağalarının yumurtlama sahası olan dünyaca ünlü İztuzu Plajı'na hastane yapılmak isteniyor. Öte yandan, Antalya'da tarihi ve doğal SİT alanı olan Olimpos Antik Kenti içinde bir otel yapımı için izin verildiği açıklandı.

Kuşkusuz ki doğa katliamı bunlarla sınırlı değil. Kanal İstanbul Projesi, 3. Köprü, 3. Havaalanı, Akkuyu ve Sinop'ta yapılması planlanan nükleer santraller, ülkenin her yanına yayılmış HES'ler, termik santraller, taş ocakları, maden ocakları, altın madenleri yaşam alanlarımızı giderek daraltıyor.

Tarihi ve doğal çevreyi dikkate almadan heryeri şantiyeye çeviren bu anlayış muhafazakar değil, olsa olsa "kâr'ı muhafaza etme" çabasındaki azgın neo-liberal sistemdir. Her yere, her olaya "rant" gözlüğüyle bakan bu anlayış geleceğimizi tehdit ediyor. Sanayi ve yatırımlara karşı değiliz, ancak sınırsız büyümeyi değil, sürdürülebilir büyümeyi savunuyoruz.

Bu katliama sessiz kalamayız. Biliyoruz ki, sınırlı bir gezegende sınırsız ekonomik büyüme sürdürülebilir değildir.