Nilüfer-Karacabey bölgesi sermaye için yıllardır biçilmiş bir kaftan. KOTİYAK denendi olmadı. Deri Organize Sanayi Bölgesi yapıldı. Boyahanelerin şehir merkezinden uzaklaştırılacağı söylemiyle TOSAB yapıldı. Boş kaldı. Ne kadar karşı çıkılsa da ‘teknolojik’ denilerek planlananın biraz daha küçültülmüş haliyle, Valilik de ‘kamu yararı’ deyince hemen ufak bir plan değişikliğiyle, pandemide fırsat bilinerek, belli bir bölgeye TEKNOSAB konduruldu.
Bugün artık görüyoruz ki; akıldaki planlar bütün hukuksuzluğuyla önümüze seriliyor. TEKNOSAB büyüyor. Yapılan itirazlarla Nilüfer ilçesine kalan bölgeler çıkarılmıştı ama şimdi bu bölgelerde ele geçirilmek isteniyor.

Bugün sanayi bölgesine dahil edilmeye çalışılan yerler, geçmişte mahkeme tarafından “Buraya sanayi bölgesi yapılamaz” denen yerler. Büyük Ova Projesi içerisindeki yerler. 550 hektar alan. Neredeyse bir TEKNOSAB daha olacak. Bölgeden hızlı tren yolu geçiyor. Bir de uydu kent gelecek.

(Sarı alan: TEKNOSAB/ 833 hektar- Turuncu alan: TOSAB/201 hektar- Eflatun alan: Deri OSB/185 hektar - Kırmızı alan: TEKNOSAB genişletilen alan/ 550 hektar. Görseller: Bursa Su Kolektifi/ Caner Gökbayrak)
“En verimli topraklarımız” diyen köylüler bir karşı duruş göstermek istiyor.
Henüz ortada bir plan değişikliği yok fakat TEKNOSAB arsa sahiplerinin tapularına şerh koymuş.

Nisan ayında “2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 7. Maddesine göre belirtme” açıklamasıyla Bursa Teknoloji Organize Sanayi Bölgesi vatandaşların arazilerine şerh koymuş.
Köylüler anlatıyor; “Bize en fazla iki şerh yapılır dendi. Deri sanayi geldi. Boya sanayi geldi. Otoban geçti. TEKNOSAB geldi. En verimli topraklarımızdan hızlı tren geçti. Önüne gelen istimlak yapıyor. Dede toprağımı alıp, kafana göre bir fiyat belirliyorsun. Bundan 10-15 sene önce 10 bin liraya aldığı yeri 100 bin liraya sattı. Altın yumurtlayan tavuk. Sen şirket kur, milyarlar götür, ben toprak sahibiyim, bana 10 bin- 20 bin lira ver, ‘çekil git’ de. Biz hep ezilen taraf mı olacağız? Köy bitti.”
Deri OSB yapılırken de köyde tarım alanları istimlak edilmiş. İtiraz hakkı da kapalı olarak yerlere 10 bin lira verilmiş, bankaya yatmış. Tapu masrafları da köylülerden çıkmış. “Hem tapuyu aldılar hem de masraflarını bizden kestiler” diyorlar. Bazı tarım alanlarından da altyapıyı geçirmişler. Toprağı hem işlenmez yapmışlar hem de değerini düşürmüşler. Dava açanlar, davayı da kaybedince üstüne para vermek zorunda kalmış.
TOSAB yapılırken, 2008 yılında, en verimli arazileri üçüncü sınıf tarım arazisi olarak geçirmişler. Bölgede Büyükşehir’in elinde olan araziler de varmış.
2022 yılında ‘istimlak olacak’ diye duyum yayılmış: “İnsanlara korku saldılar. Herkes sattı, sanayici topladı buradaki yerleri. Şimdi de kalan yerlere şerh geldi. Şerh koydukları yerler gittiği zaman köyün çiftçiliği dibe vuruyor. İklim değişikliğinden nohut gibi narin bitkiler olmuyor. Eskiden soğan kendiliğinden olurdu, şimdi olmuyor. İklim değişikliğinden, sanayiden dolayı. Mecbur kuru tarım yapıyoruz. Buğday, ayçiçeği… Su bulma imkanın yok zaten.
Yazıyı yine köylülerin anlatımıyla bitirelim:
“Ankara’da İbrahim Burkay bakanın koluna giriyor. Burayı arıyor. ‘Yollayın siz onu, bakanım onaylayacak’ diyor. Bozbey’i 31 Mart’ta içeri aldılar, 4 gün sonra bu şerh kararı geldi.”