SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Şov yapmak nedir?

Yazının Giriş Tarihi: 26.04.2020 20:40

Türkiye, beklenmedik şekilde ortaya çıkan ve dünyaya yayılarak hayatlarımızı bir anda değiştiren koronavirüs salgını ile mücadele ediyor. Öyle görünüyor ki, beklediğimizden daha uzun bir süre bu kabusla yaşayacağız.

Süreç uzadıkça siyasi tartışmalar da gündemdeki yerini koruyor. Bunların başında da CHP'li belediyelerin koronavirüs salgını ile mücadelede bağış kampanyaları ve yardımlarının iktidar tarafından engellenmesi geliyor. Bazı belediyelerin ücretsiz ekmek dağıtmasını FETÖ ve PKK benzetmesiyle 'paralel yapı' kurmakla suçlayan, "Asli işlerini yürütemeyen CHP'li belediyelerin giriştikleri bu tür faaliyetlerin amacı şov yapmaktır" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bursa'daki belediye çalışanlarının maaşlarından kesinti yapılmasını da şov olarak tanımlar mı acaba?

CHP'li belediyelerin anayasal görevleri olan hizmetler şov ise 65 yaş üstü vatandaşlara gönderilen kolonya ve maskenin "Cumhurbaşkanının selam ve hediyesi seromonisi" ile teslim edilmesi nedir?

Özel sektörde fırsattan istifade eden patronların çalışanların maaşlarından yaptığı kesintiler de hangi şova girer acaba?

İktidara geldiklerinde ülkede buzdolabının, doğru dürüst ambulansın bile olmadığını (!) söyleyen Erdoğan'ın eski zamanlardan sarf ettiği sözler düşüyor sosyal medyaya. "Bu belediye kimin belediyesi, bu halkın belediyesi değil mi? Efendim, germeyin... E geren kim ortada işte. Sizsiniz geren. Ülkeyi geren sizsiniz. Bu merkezi yönetimdeki anlayış, çetelerle müşterek çalışan kafa, mafyayla müşterek kafa, bu ülkeyi geren."

Ülkede bu süreçte diken üstünde olan sağlık alanının dışında bir alan daha var, her an patlamaya hazır bir bomba gibi. Asıl bomba burada, ekonomide...

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Kanal İstanbul güzergahında aldığı araziyle ekonominin ne kadar iyi olduğunun altını çiziyor. Bu 'doğal alışveriş'in bedelini ödemek ise haberini yapan Cumhuriyet gazetesi muhabiri Hazal Ocak'a kalıyor. Bu haberle Bakan Albayrak'ın "onur, şeref ve saygınlığı rencide" olurken, muhabir Hazal Ocak ise hapis istemiyle yargılanacağı davada hâkim karşısına çıkmak için 18 Haziran'ı bekliyor.

Bakan Albayrak'ın 2019 Mart ayında "dolar yükselse de satsak kar etsek" diye düşünenlere "çok beklersiniz, hele de seçimden sonra daha çok beklersiniz" demesini unutamadan bugün doların 7 liraya dayandığını görüyoruz!

'Ekonomik İstikrar Kalkanı' kapsamında ekonominin yürüyebilmesi için alınan tedbirlerle kamu bankaları ile esnafa, sanayiciye destekte hız kesmiyoruz! Özel bankaların da desteklerini bekliyoruz.

Üç ay işten çıkarmaları yasaklıyor, ücretsiz izne çıkartılan işçiye devlet işsizlik fonundan günlük 39 lira 24 kuruş ödeme yapılmasına karar veriyoruz. Birilerinin çay-simit hesabının işçinin ekmek parası olmasına aldırış etmiyoruz.

'Çarklar dönsün' diye hastalığın kol gezdiği ortamda işçilerin fabrikalarda çalışmasına devam etmesini, hayatlarının patronların insafına bırakılmasını, hayatını kaybeden işçileri haberlerden okuyoruz.

23 Nisan'da TBMM'nin 100'üncü kuruluş yıl dönümünde konuşma yapan TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Meclis'in duvarındaki 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' yazısını göstererek, "Saray rejiminde egemenlik sayısı 70 milyonu bulan yoksulluk sınırındaki emekçi halkın değil, halkın sırtından trilyon dolarlık servete ulaşan asalakların, bir avuç parazit patronundur hakimiyet" diyor.

1991'de kurulan DYP-SHP koalisyon hükümetinde Bursa Milletvekili, iş insanı Cavit Çağlar, dönemin Başbakanı Süleyman Demirel tarafından Hazine ve kamu bankalarından sorumlu Devlet Bakanı yapılmış. Demirel, Bakanlar Kurulu toplantısında koalisyon ortağı Erdal İnönü'yü soluna, Cavit Çağlar'ı da sağına oturturmuş. Çağlar'ın Ziraat Bankası'na olan 399 milyon liralık borcunu 176 milyon liraya indirdiği iddiaları gündeme getirilince ANAP'lı Adnan Kahveci, "Kamu bankalarının Cavit Çağlar'a teslim edilmesi, ciğerin kediye emanetinin belgesidir" demiş.

Kahveci'nin bu sözünü koronavirüs salgını ile mücadele edilen bugünlere uyarlarsak: "Türkiye'nin ekonomisinin Berat Albayrak'a teslim edilmesi, ciğerlerimizin buzlanmasının belgesidir"

Peki, bu ülkede yoksul halkın sırtından zenginleşme, bu sömürü düzeni ne zaman sona erer? Yanıtı olan var mı?