SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Marmara Yaşasın Kervanı ve Marmara’nın katilleri

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 14.06.2022 23:52

Haber Güncellenme Tarihi: Yazının Güncellenme Tarihi: 15.06.2022 12:01

Müsilaj, geçen yıl Nisan ayında Marmara Denizi kıyılarında görülmeye başlandı. Resmî kurumlardan yapılan ilk açıklamalarda ‘doğa olayı’ olarak söylenilen müsilajın, yapılan incelemeler sonucu yazılan raporlarda da tamamen kirlilik kaynaklı oluştuğu kabul edildi. Hidrobiyolog Levent Artüz, yıllardır Marmara Denizi’ne bırakılan kirliliğe ek olarak Ergene Nehri’nin temizlenmesi için uygulamaya konulan Ergene Derin Deniz Deşarj sistemine de dikkat çekerek, Marmara Denizi’nin alıcı ortam olarak görülmesinden vazgeçilmesi gerektiğini defalarca vurguladı. Marmara Denizi, arıtılmadan denize verilen evsel ve endüstriyel kimyasal atık sular yüzünden yoğun kirlilik baskısı altında. Yasadışı olmasına karşın trol ve gırgırlarla sürdürülen vahşi endüstriyel balıkçılık da eklendiğinde, Marmara Denizi ekosistemi bugün oksijen oranının çok azalması ve tür çeşitliliğinde ciddi kayıplar nedeniyle can çekişiyor. Ekolojik yıkımın sosyal hayattaki bedelini yerel halk yüksek orandaki kanser ve solunum yolu hastalıkları ile ödüyor.

Nehirlerden Marmara Denizi’ne akan kirliliğin boyutlarını ise Marmara Yaşasın Kervanı gözler önüne serdi. Yolculuğuna 26 mayısta İstanbul’dan başlayan kervan, Marmara çevresindeki ekokırım suç mahallerini inceledi. Kirleticiler her yerde aynıydı; Evsel atıklar ve sanayi tesislerinin atık suları.

Kervanın ilk durağı Marmara Ereğlisi’ydi. Kınıklı deresinin Sultanköy Plajı’nda denize döküldüğü yer görüntülendi. Kınıklı deresinin, plajda önemli kirliliğe neden olduğu gözlendi. Ardından Kervan, Çorlu’ya doğru yoluna devam etti. Sayıları bugün 2000’in üzerinde olan ve 10’dan fazla Organize Sanayi Bölgesi’nde bir araya getirilen endüstriyel tesislerin atık sularıyla artık bir nehir olma özelliğini yitiren ve yoğun kokusu nedeniyle civarında solumakta güçlük çekilen Çorlu çayının kirliliği görüntülendi.

Kervan, ertesi gün incelemelerine Karabiga’da devam etti. Karabiga bölgesinde termik santraller, günde 3,8 milyon m3’e yakın soğutma suyunu Marmara Denizi’nden alıyor ve sıcak, kirli suyu tekrar denize deşarj ediyor. Bu uygulama, deniz suyunun ısınmasına ve denizin kirletilmesine sebep oluyor. Ardından Aksaz’da bir diğer deniz kirliliği unsuru olan İÇDAŞ Çelik Enerji Tersanesi görüntülendi.

Marmara Denizi’ne dökülen Gönen çayında incelemelerde bulunan Kervan, başta deri sanayisi olmak üzere endüstriyel atık sularla “çok kirli su” olarak nitelenen Gönen Çayı’nın halen tarımsal sulamada kullanıldığını gözlemledi.

Ardından Beyköy’de, köylülerin elinden alınan birinci sınıf tarım arazilerinde yapımına başlanan Metal İhtisas Organize Sanayi Bölgesi inşaatı görüntülendi. Kapıdağ yarımadasında Marmara Denizi’nin bir diğer kirletici unsuru olan Bağfaş Gübre Fabrikası görüntülendi. Bandırma Meydanı’nda düzenlenen Marmara Denizi kirliliğiyle mücadele konulu forumdan sonra Kervan, Bursa’ya doğru rotasına devam etti.

Kervan, Bursa Nilüfer Çayı’nda ve Nilüfer’in bir kolu olan Deliçay’da farklı noktalarda incelemelerde bulundu. Uygun şekilde arıtılmayan evsel ve endüstriyel atık sular yüzünden 4.seviye olan “çok kirli su” tanımına giren Nilüfer çayına, önce şehrin doğusundaki OSB’lerin, ardından batı tarafındaki OSB’lerin kirli atık suları boşaltılıyor, ayrıca arıtma sonrası oluşan çamurlar da Nilüfer çayına veriliyor! Şeftali bahçeleriyle ünlü, verimli Bursa ovasında, halen Nilüfer çayından tarımsal sulamadan yararlanılıyor ve bu durum ciddi sağlık risklerini beraberinde getiriyor. Arıtma yapan Yeşilçevre Atık su Arıtma Tesisi’nin deşarj noktasındaki kirlilik de kervan tarafından görüntülendi.

Kervan, Bursa’dan İzmit Körfezi’ne doğru yoluna devam etti. Yalova’da tersaneler bölgesi görüntülendi. Çok sayıda ve yan yana dizili tersaneler, giderek içeriye doğru ve kıyı boyunca genişleyerek, tarım alanları ve kıyılarda tahribata neden oluyor, çok miktarda su tüketiyor ve kimyasal atıklarıyla deniz suyunda kirliliğine yol açıyor. Kervan, Kocaeli’ni geçerek Körfez’de panoramik tepe üzerinde sanayi tesisleriyle kuşatılmış İzmit Körfezi’ni görüntüledi. 16 Organize Sanayi Bölgesi ve 34 adet limanla Türkiye’nin kimya sanayi üretiminin yüzde 26’sını karşılayan Kocaeli’nin hava ve su varlıkları, sanayiye ek olarak limanlardan kaynaklanan çok ağır bir ekolojik yıkımla karşı karşıya.

Körfez rotası Dilovası’nda bulunan Dilderesi’nde yapılan incelemelerle tamamlandı. Sanayi yoğun olan Dilovası’ndaki endüstriyel tesislerin kimyasal atık suları arıtılmadan nehre veriliyor. Yoğun kirlilik ve kokunun hâkim olduğu dere, bir fosseptik çukuru muamelesi yapılan Marmara Denizi’nde son buluyor.

Kervan, yolculuğunu 29 mayısta Marmara Denizi kirliliğinden büyük oranda sorumlu olan mega kent İstanbul’da tamamladı. İstanbul Kanalı’nın deniz ekosistemine vurulacak son darbe olduğu vurgulandı. 1989 yılında Yenikapı’dan başlatılan Derin Deniz Deşarjıyla birlikte Marmara’daki kirliliğin önemli boyutlara ulaştığı ve uygulamanın bugün de İstanbul’daki evsel atık suların yüzde 60’ını kapsadığı dile getirildi.

Marmara ekosistemini korumak için ileriye dönük eylem planları Kervan tarafından şöyle belirlendi:

-Termik santral soğutma sularının Marmara’ya deşarjı acilen yasaklanmalı,

-Dördüncü seviye olan “çok kirli su” tanımına giren Nilüfer Çayı, tarımsal sulamada kullanılmamalı,

-Evsel atık suları ileri biyolojik arıtma sonrası, endüstriyel atık suları da tesis bazında kimyasal arıtma sonrası geri kazanılarak kullanılmalı,

-Marmara Denizi, arıtılsa dahi atık sular için alıcı ortam olmaya uygun değil,

-Su fakiri olan Türkiye’de suyun hoyratça tüketimi durdurulmalı,

-Gerek proje gerekse işletme aşamalarında, kanun ve yönetmelikler sermayenin değil toplumun çıkarlarını savunacak şekilde uygulanmalı,

-Marmara Denizi’nin yaşatılması için verilecek mücadele dayanışmayla yol almalı, bir bölgede yaşanan ekolojik yıkıma, yereller bir araya gelerek karşı koymalı.

Marmara Yaşasın Kervanı’nın ulaştığı sonuçlar geçmişte elde edilen verilerden farklı değil: Sermayenin güdümündeki neoliberal düzen; verimli tarım alanlarını, temiz yeraltı ve yerüstü su varlıklarını tüketmekte, kirletmekte, temiz hava, temiz su, sağlıklı gıda haklarımızı elimizden alıyor.