Türkiye’de en fazla manastır ve kilisenin bulunduğu Kapadokya’dan sonra 312 rakamıyla Mardin 2. sırada yer alıyor. Süryanilerin manastırı Deyrulzafaran Manastırı’ndayız. Her kilisenin isminin başında ‘mor’ var. Süryanice ‘aziz’ anlamına geliyor. Süryaniler, Hristiyanlığı ilk kabul eden kavim. Dünyanın aksine Türkiye’deki Hristiyanların çoğu Ortodoks, yüzde 98. Gabriel Sidar, manastırı gezdirerek tarihçesini anlatıyor.

Küçük bir yeraltı tapınağı olarak inşa edilen yapı zamanla Hristiyanlık Ortodoks Süryani tapınağına dönüşmüş. Ayinlerin düzenlendiği kilisede, bir tarafta 400 yıllık ceviz ağacından yapılma Lübnan’dan, diğer tarafta ise 100 yıldan daha fazla tarihi sahip fildişinden yapılarak Hindistan’dan gelen iki adet makam kürsüsü bulunuyor.

Deyrulzafaran’da mezarlığın altında Pagan inanışından kalma bir ayin bölümü bulunuyor. Orijinal ayin bölümü ise 2,5 metre yerin altındaymış. Pagan inancına sahip Süryaniler, İsa Mesih’in ölümünden sonra M.S. 37 yılında Hristiyanlığı Şanlıurfa’da kabul eden ilk millet oluyor. Hristiyanlığı kabul etmeleriyle birlikte yer altında bulunan bu ayin bölümleri de etkisiz hale gelmiş.

Deyrulzafaran’dan ayrıldıktan sonra birinci günümüzü Çelbira Üzüm İşliği’nde sonlandırıyoruz. Tarihi M.S. 4. Yüzyıla dayanan, etrafı tarihi kalıntılarla dolu, belki de Dünyanın ilk şarap işliğinde Deyrulzafaran’dan aldığımız Süryani şarabını yudumluyoruz.
…
İkinci günde ilk durağımız Midyat’ın Estel Bölümü. Estel’de yeryüzünde bir kent varsa, bir de yerin altında. Karınca yuvası gibi. Koca bir kent yeraltında birbirine bağlı. Burası büyüleyici Matiate Yeraltı kenti.

Midyat’a ismini veren yaklaşık 5 bin yıllık bir geçmişe sahip Matiate Yeraltı Kenti, henüz ziyarete açılmamış olsa da kısıtlı bir alanı gezme şansımız oldu. Estel Konukevi’nin yeraltına inen merdivenleri konaktaki ev yaşamından daha büyüleyici.

Estel Hanı Halkevi manzarası
Estel Kent Müzesi ve Estel Hanı Halk Evi’nde de binlerce yıl öncesine uzanan yolculuğumuz devam etti. Halk Evi’nin mağarasında sesin yankılandığı yerde, türkülerimiz ve halaylarımız devreye girdi.
Anıtlı Köyü’ndeyiz. İşte burası Dünya’nın benzersiz yerlerinden, Midyat’ın incisi Meryem Ana Kilisesi. Hz. İsa’nın ruhunu simgeleyen güvercin figürlü haç, bu kiliseyi benzersiz kılan. İsa Mesih’in doğduğu yıllar. 12 yıldız gözlemci, İran toprakları üzerindeki Medler’de 12 krallık… 12 kral bir yıldızı takip ediyorlar. Yıldız, kralları bu bölgeye getiriyor. Aralarından kura ile 3 kral seçerler ve İsa Mesih’in doğduğu Beytlehem'e giderek Meryem Ana’ya altın ve yağ hediyelerini sunarlar. Bugün vaftizlerde kullanılan Miron yağı, çok sayıda bitki kullanılarak, patriklik merkezinde üretiliyor. Meryem Ana, krallara İsa Mesih’in kundağını veriyor. Krallar, geri dönerler ama kundağı yırtmaya kıyamadıklarından yakarlar. Yaktıkları anda bez 12 kralın suretinin bulunduğu 12 altın madalyona dönüşür. Krallar, her bir sıra dizecek şekilde Meryem Ana’nın anısına bir anıt inşa ederler. Kilise, Meryem Ana adına inşa edilmiş ilk anıt olarak tarihe geçer. Kilise, Roma İmparatoru I. Anastasius’un katkısıyla manastıra dönüştürülüyor.
İkinci günün sonunda ünlü haşlamanın tadını doya doya alarak Midyat’ın eski sokaklarında kayboluyoruz.