Yeni Akit’in dünkü manşetlerinden biri, Türkiye’de eğitim tartışmasının nereye doğru sürüklendiğini göstermesi açısından başlı başına önemli.
Gazetenin “Asrın yanlışından dönülsün! Karma eğitim sona ersin” başlıklı özel haberinde, karma eğitim “yüzyılın pedagojik yanlışı” olarak nitelendiriliyor. Haberde eğitimcilere atfedilen görüşlerle ailelere eğitim modeli konusunda tercih hakkı verilmesi isteniyor.
Haberin dili ise bundan çok daha ileri gidiyor.
Karma eğitimin gençleri “ahlaki uçuruma” sürüklediği, erkek öğrencilerde disiplin ve odaklanma sorunlarına, kız öğrencilerde ise mahremiyet ihlali, erken yaşta duygusal travma ve kimlik karmaşasına yol açtığı ileri sürülüyor.
Bunların bilimsel karşılığı ne?
Çünkü eğitim politikası, çocukların hayatını doğrudan etkileyen bir alan. Dolayısıyla “karma eğitim kötüdür” demek kadar, “tek cinsiyetli eğitim kesinlikle daha iyidir” demek de bilimsel kanıt gerektiriyor.
AKADEMİK BAŞARI DA FARKLILIK VAR MI?
2021 yılında Teaching and Teacher Education dergisinde yayımlanan 20 yıllık literatür taraması, tek cinsiyetli eğitim üzerine 70 araştırmayı değerlendirdi.
Tek cinsiyetli eğitimin öğrencilerin akademik başarısını tek başına artırdığı iddiasının sorgulanması gerektiği belirtildi. Araştırmacılar, bu yönde bazı çalışmalar bulunsa da bunların bütün literatür tarafından desteklenmediğini ortaya koydu.
Daha önce yayımlanan ve 21 ülkeden yaklaşık 1,6 milyon öğrenciyi kapsayan 184 çalışmanın meta-analizi de benzer bir sonuca ulaştı.
Araştırmaların seçim etkileri kontrol edildiğinde, kız ve erkek öğrenciler açısından tek cinsiyetli eğitim ile karma eğitim arasındaki akademik başarı farklarının çoğunlukla çok küçük olduğu görüldü.
Daha da önemlisi, 2023 yılında PISA verileri kullanılarak yapılan bir araştırmada 15 yaşındaki öğrenciler karşılaştırıldı.
Okuma, matematik ve fen performansı açısından, bireysel, ailevi ve okul düzeyindeki faktörler kontrol edildiğinde tek cinsiyetli okullarla karma okullar arasında anlamlı bir fark bulunmadı.
2026 yılında yayımlanan daha yeni bir çalışma ise bazı farklılıklar buluyor. Güney Kore'deki okul tercih sistemi üzerinden yapılan araştırmada tek cinsiyetli eğitimin kız öğrencilerin akademik performansını artırabildiği, ancak erkeklerde aynı etkinin görülmediği; ayrıca kız öğrencilerin STEM alanlarına ilgisinin azalabildiği sonucuna ulaşıldı.
PEKİ “CİNSEL YÖNELİM” MESELESİ?
İşte burada daha da dikkatli olmak gerekiyor.
Çünkü çocukları kız ve erkek diye ayırmanın, onların cinsel yönelimlerini “düzenlediği”, “koruduğu” veya belirlediği yönündeki iddialar bilimsel olarak son derece hassas.
2018 yılında Hong Kong'da 456 üniversite öğrencisi üzerinde yapılan bir araştırmada, tek cinsiyetli okullardan mezun olan öğrencilerle karma eğitimden gelen öğrencilerin arkadaşlık, flört ve cinsellik deneyimlerinde bazı farklılıklar bulundu.
Ancak öğrencilerin mevcut veya ideal olarak ifade ettikleri cinsel yönelimleri bakımından anlamlı bir fark bulunmadı.
Başka bir araştırma tek cinsiyetli okul öğrencilerinin karşı cinsle etkileşimlerde daha fazla kaygı yaşayabildiğini ve toplumsal cinsiyetin onlar açısından daha görünür hale gelebildiğini ortaya koydu. Araştırmacılar, farklı cinsiyetlerle sağlıklı ilişkiler kurmanın gelişimin önemli bir parçası olduğunu vurguluyor.
Çocukları birbirinden uzaklaştırarak onları koruduğumuzu mu düşünüyoruz, yoksa hayatın gerçekliğine hazırlamak için birlikte yaşamayı mı öğretmeliyiz?
TÜRKİYE'DE MESELE SADECE PEDAGOJİK DEĞİL, HUKUKİ DE
Türkiye'de karma eğitim tartışmasını bir de hukuki zemine oturtmak gerekiyor.
1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu'nun 15. maddesi açıkca “Okullarda kız ve erkek karma eğitim yapılması esastır” diyor. Aynı madde, eğitimin türü, imkân ve zorunluluklar dikkate alınarak bazı okulların yalnızca kız veya yalnızca erkek öğrencilere ayrılabileceğini de söylüyor.
Dolayısıyla bugün Türkiye'de karma eğitim, yalnızca bir okul yöneticisinin veya kurum sahibinin “ben böyle uygun görüyorum” diyerek değiştirebileceği sıradan bir okul tercihi değil.
VE BURSA...
Tam da bu noktada Bursa'da faaliyet gösteren bir özel okula bakmak gerekiyor.
Çünkü mesele artık soyut bir “karma eğitim tartışması” olmaktan çıkıp, çocukların hangi eğitim anlayışı içerisinde yetiştirildiği sorusuna dönüşüyor.
Bursa'da kurum adını geçirdiğimiz zaman rahatsız olan kurum sahibinin uyarılarını! dikkate alarak kurum adı belirtmeyeceğim.
Okulun kendi internet sitesinde “FeMaSos”, “fıtrAT-sanAT”, “Vücûd'un Sırrı”, “HayyAT Okulu”, “Muallim Mektebi” ve “Ruh Mühendisliği” gibi ifadeler yer alıyor.
2026 yaz programının tanıtımında ise okul, eğitim yöntemini “Anadolu-İslam normları ile yeniçağ akademik öğretilerini harmanlayan” bir yapı olarak tanımlıyor; program içerisinde Kur'an-ı Kerim ve temel dini bilgiler de yer alıyor. Aynı program anaokulundan ortaokula kadar kız ve erkek öğrencileri kapsıyor.
Atatürk ve Türk Bayrağı yönetmeliğe göre sınıflarda asılı olması gerekirken bu okulda dolaplarda muhafaza edildiği iddiası var.
Tek bir velinin isteği üzerine 5. sınıf kademesinde kız ve erkek öğrencilerin ayrı sınıflarda eğitim aldığı iddiası bulunuyor. Okulun sosyal medya hesaplarında da 'kız-erkek ayrı sınıflarda eğitim imkanı' tanıtımı yapılıyor.
Ancak özel okulların da Türkiye Cumhuriyeti'nin eğitim mevzuatına tabi olduğu unutulmamalı.
Üstelik 1739 sayılı Kanun'un 13. maddesi eğitimde verimlilik ve gelişmenin bilimsel araştırma ve değerlendirmelere dayalı yapılmasını öngörüyor.
Eğitim biliminde mesele “bize göre doğru” demekle bitmiyor.
ÖĞRETMEN MAAŞINI ÖDEMEYEN KURUM, ÇOCUĞA AHLAK DERSİ VEREBİLİR Mİ?
Burada Bursa'daki tartışmayı daha da büyüten başka bir mesele var.
Okul hakkında öğretmenlerin üç aydır maaşlarını alamadıkları, SGK primlerinin yatırılmadığı, elektrik kesintisi ve ısınma sorunları yaşandığı yönünde ciddi iddialar kamuoyuna yansımıştı. Öğretmenler, Mayıs, Haziran ve Temmuz ayı ücretlerinin ödenmediğini ve hukuki süreç başlatacaklarını açıklamışlardı.
Kurum sahibi iddialara yanıt vermek yerine mesajlarla 'dava edeceğine' yönelik tehditvari ifadeler kullandı.
Bir eğitim kurumu çocuklara “ahlak”, “değer”, “karakter” ve “hayat” eğitimi verdiğini söylüyorsa, o eğitimin ilk sınavı okulun kendi çalışanlarına karşı tutumunda başlamaz mı?
Öğretmeninin emeğinin karşılığını zamanında ödeyemeyen bir kurumun çocuklara karakter eğitiminden söz etmesi, kamuoyunun doğal olarak sorgulayacağı bir çelişkidir.
Çünkü eğitim yalnızca sınıfta anlatılan dersten ibaret değildir.
“AHLAK” DİYORSANIZ, ÖNCE EMEK
İşte benim asıl itirazım burada.
Karma eğitime karşı bir uygulamanız varsa, öğretmenleri 'normal öğretmen' ve 'cemaat öğretmeni' diye ayırıyorsanız, 'Atatürk ve Türk Bayrağı' resimlerinin kullanılmasına karşıysanız, her paylaşımınızda ahlaktan dem vuruyorsanız önce kendi eğitim kurumunuzda ahlakın ne anlama geldiğini açıklamak zorundasınız.
Ahlak yalnızca kız çocuklarının hangi sırada oturduğu, daha çocuk yaşta saç tellerinin görünüp görünmediği meselesi değildir. Ahlak; öğretmenin maaşını zamanında ödemektir. Çalışanın SGK primini yatırmaktır. Çocuğun güvenli ve sağlıklı ortamda eğitim görmesini sağlamaktır. Çocuğun düşünmesine izin vermektir.
Ve en önemlisi, eğitim adına çocukların zihnine kendi ideolojinizi sorgulanamaz bir doğru olarak yerleştirmemektir.
Bu okul örneği üzerinden Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğü'ne de bazı sorular soralım:
Kız ve erkek öğrencilerin aynı okul içerisindeki sınıflarda ayrıştırılması hangi mevzuat çerçevesinde yapılmaktadır?
Bu uygulama okul öncesinde, ilkokulda ve ortaokulda hangi sınıflarda uygulanmaktadır?
Uygulama okulun eğitim programında yer almakta mıdır?
Velinin talebiyle sınıf oluşturulmasına ilişkin yazılı bir prosedür var mıdır?
Bu konuda İl veya İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü'nün bilgisi ve onayı bulunmakta mıdır?
Uygulamanın öğrencilerin akademik ve sosyal gelişimine ilişkin ölçülmüş bir sonucu var mıdır?
Karma eğitim tartışması Türkiye'de yeniden yükselirken, özel okullar bu tartışmayı kendi ideolojik eğitim modellerini genişletmek için kullanmaya mı başlıyor?
Çocuklar bizim ideolojik deney alanımız değil.
Ne seküler dünyanın laboratuvarı…
Ne de muhafazakâr dünyanın laboratuvarı.
Çocukların ihtiyacı olan şey;
İyi öğretmen, bilimsel eğitim, güvenli okul, özgür düşünce, sosyal beceri, eşitlik ve gerçekten uygulanan bir ahlak.
Kız çocuğuna da erkek çocuğuna da verilecek en değerli eğitim budur.
Kurum sahibine de buradan cevap verelim; bizim güvencemiz haklılığımız, Meclisimiz emekçinin vicdanıdır. Buyrun Meclisimize...