SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

İtiraz dilekçesi!

Yazının Giriş Tarihi: 30.09.2016 09:03

Yapılan haksızlığın adresi bu sefer öğretmen atamaları. Sanki daha önce haksızlık yapılmadı mı? Ooo... Neler duymadık ki! 15 bin karşılığında atananlar, sınavdan önce gelseydiniz bir şeyler yapabilirdik safsataları, konsolosluktan direkt gelen iş teklifleri, belediyede atamalarla ilgilenen ismi sır gibi saklayan adamlar...

Şimdiki haksızlık MEB onaylı ama. Nasıl artık elektrik kaçakçılığı Enerji Bakanlığınca yasalaştıysa, atamalardaki haksızlıklar da Milli Eğitim Bakanlığına gelen emirlerle yasalaştı. Bunlar bize gösterilen yasalaşmış haksızlıklar... Daha neler vardır kim bilir.

Ben bir öğretmenim demiştim önceki yazılarımda. Devlet kabul etmese de öğretmenim. Bir sene hazırlık, dört yıllık eğitim fakültesi bitirdim. "Ne öğretiliyor ki?" deniyor ya, cevap vereyim. Öğretmenlerin topluma model olması gerektiği öğretiliyor. Bir insanın nasıl eğitilmesi gerektiği öğretiliyor. İnsanlığa dair gözden kaçan küçük cevherler öğretiliyor.

Mezun olduğu gibi mesleğine başlayabilen insanlar vardır. Fakat çoğu insan bunu başaramıyor. Aslında başarıp başaramamaktan ziyade hangi bölüm olduğu, bölümün kaç kontenjana sahip olduğu daha önemli. Verilen kontenjan sayısı kısıtlıysa ancak beşinci sınava girişinden sonra atanabileceği insanların kafasına yerleştirilmiş. Anne olarak bu sürece hazırlanmaksa iki kat daha zor. Kimi de benim gibi dershaneyle süreci hızlandırmak istiyor.

Bu senenin KPSS süreci bitti. Herkes elinden geldiği kadar emek gösterdi, çalıştı. Sınavlar geçti, alan sınavı ertelendi. Onun stresi daha uzun sürdü. Alan sınavı geçti. Geçen senelerde pat diye açıklanan puanlar açıklanmak bilmedi. Puanlar açıklandı, mülakat getirildi, bunun telaşı başladı. Mülakat yerlerinin açıklanması için belirtilen tarih beklenmeye başlandı.

Gece 01.00'de mülakat yerlerine bakılabildi. Kafalarda konuşma ve kuşku baloncuklarıyla mülakata girildi. Her komisyonun tavrı farklı olmuş. Yine neler duymadık ki! Bakandan gelen selamlar, kıyafeti beğenilerek "Hayırlı olsun" safsataları, siyasi sorgulamalar, sosyal medya taramaları...

KPSS Alan Sınavından 80,16 puan alarak ben de mülakata girmeye hak kazandım. İçerde 3 mülakat görevlisi beni bekliyordu. Hemen hemen herkese söylenilen basit bir cümle "Kendini tanıt" bana söylenmedi.

Önümde bulunan zarflardan bir tane çekmemi ve zarfta bulunan belgeyi doldurmamı istediler, doldurdum. 1. Sorum: Ödev vermenin öğrencinin akademik başarısına katkısı nedir? Düşünmek için süre istedim. Fakat heyecandan cevap veremedim. Sadece "Sorumluluk kazandırmak" dedim. Kamera olup olmadığı o an aklıma bile gelmedi. Kamera yoktu sanıyorum. Bir kişi bilgisayarla ilgilendi. Bir kişi kafasını ellerinin arasına alarak eğdi. Sadece biri nasıl cevap verdiğimi dinledi. Üç adama da baktım. Ama bana baktıklarını göremedim.

2. Sorum: Öğretmenlik mesleği neden kutsaldır? Daha çok kendimden örnekler vererek anlattım. Burada olmamın sebebidir, dedim. Öyle değil mi, birçoğumuzun meslek seçiminde parmağı olan öğretmenlerimiz. Öğretmen olmamın sebebidir öğretmenlerim. Matematik adına hiçbir şey öğrenemediğim ama bir sözünü asla unutmadığım varlıktır öğretmen. "Ben sizden çok şey öğrendim." Emekli bir öğretmenin bu sözünü anlattım. Ne demek istediğini sordular. Yaşına rağmen öğrencilerinden çok şey öğrenebileceğini söylemek istiyor. Dil öğretiminin ülkemizde neden kötü olduğunu ve sebeplerinin nereden kaynaklandığını sormaya çalıştılar. Belki konuşmaya zahmet etselerdi düzgün bir cümle onların da ağzından çıkabilecekti. İçlerinde daha yaşlıca olanı birkaç saat dil kursunda derse katıldığını, basit düzeydeki yapıları bile ezberletmeye çalıştıkları için bıraktığını söyledi.

Dil birkaç saatle öğrenilmez, dil öğrenmek için çaba harcamanız gerekir diyemedim. Örnek vererek öğretme stratejileri olduğunu ve bazı yapıların ezber gerektirdiğini söyledim. Beyin sızan kovadır, siz yenisini eklersiniz; o işine lazım olmayanı atar. Mülakat bitmiş, çıkabilirsiniz dediler.

Sonuç: 49. Tercih yapma hakkım yok. Ne olduğu, ne olacağı konusunda en ufak bir fikrim yok. Şimdi ben bu 10 dakika içinde mi bu puana layık görüldüm? Sadece üç kişinin kararıyla mı? Benim emek verip hazırlandığım, hakkımla kazandığım puanım nerede? KPSS puanı mülakata girebilmek için ön şartmış sadece. Mülakatta hangi ölçütler temel alınarak puan verildi? Her şehir, her komisyon kendi mi belirliyor bu ölçütleri? Yükselen puanlar neye göre yükseldi, düşen puanlar neye göre düştü?

Okuyanların aklına takılan soruyu da cevaplayayım. Bugüne kadar hiçbir cemaatle bağlantım olmadı ya da hiçbir siyasi partide üyeliğim yok. Belki atanamayacağım çünkü bütün umutlarımı yok ettiler ama sebebini bilmek istiyorum. Bu yapılanlar haksızlık değil mi? Haksızlıkların bu kadar önünün açılmasına kim izin veriyor?

İtiraz dilekçemi İl Milli Eğitime teslim ettim. Bakan tarafından görevlendirilen komisyon üyelerinin hangi ölçütlere göre puan verdiklerini öğrenemedim. Sınavımın inceleneceğini (hangi belgeyle!) fakat sonucun değişmeyeceğini söylediler. Sanıyorum ki itiraz hakkı insanları yapılan haksızlıklar karşısında dize getirmenin bir yolu.

İtiraz dilekçem: UMUT TACİRLERİNE

Hiçbir nesnellik barındırmayan bu sınav yönteminiz öncelikle kendi öğretmenlerimizin yıpranmasına, dolayısıyla ülkemizin geleceğinin bundan kötü etkilenmesine sebep olmaktadır. Ülkenin birçok kurumunda durumun aynı olmasına rağmen eğitimde de at izi it izi hesabı yapılması ülkenin darbeyle 10 yıl geriye gideceği süreci en az 50 yıla çıkarmak demektir. Siyasetiniz sizin olsun, bana geleceğimi verin. Lüks arabalarınız sizin olsun, bana okula çıkan köy yollarını bırakın. Evleriniz sizin olsun, bana kitap kokulu kütüphaneleri verin. Lüks telefonlarınız sizin olsun, bana nesillerle muhabbet etmeyi bırakın. Paralarınız sizin olsun, ben bir dilim sıcak ekmek içine doldurulmuş köy peyniriyle doyarım. Medyanız, markalarınız, imajınız sizin olsun, ben kendi imkânlarımla sağladığım projeksiyon makinesinden beyaz perdeye yansıtılmış "Gülen Gözler" filmini öğrencilerimle birlikte izlemek isterim.

Umutlarımın ve gelecek inançlarımın geri verilmesini arz ederim.

@pelinak08