SON DAKİKA
Hava Durumu

İmar kirliliği suçsa, Doğanbey dosyası nerede?

Yazının Giriş Tarihi: 31.07.2026 00:56
Yazının Güncellenme Tarihi: 31.07.2026 01:25

Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Doç. Dr. Mustafa Berkay Aydın, Kayapa'ya çöplük istenmediğini anlatırken hep bir örneği gösteriyor.

Kimsenin savunamadığı Doğanbey TOKİ'leri.

TOKİ, AKP'li Bursa Büyükşehir Belediyesi ve AKP'li Osmangazi Belediyesi arasında imzalanan Doğanbey Kentsel Yenileme Projesi Protokolü ile 2006-2012 yılları arasında yapılmıştı.

Oysa kentin kalbinde yükselen Doğanbey TOKİ blokları, yıllardır kent suçlarının ve plansız şehirleşmenin sembolü olarak gösteriliyor.

Bugün Bursa denildiğinde, tarihi silueti bozan yapılaşmanın sembolü olarak ilk akla gelen örneklerden biri Doğanbey oluyor.

Öyle ki, dönemin TOKİ Başkanı Ergün Turan bile TBMM'de yaptığı açıklamada, "Doğanbey konutları uygulama açısından Bursa'ya kötü bir uygulamadır. Bursa'ya da gerçekten yakışmamıştır." sözleriyle projeyi eleştirmişti.

Bugüne gelirsek...

Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada, iddianamede yer alan çok sayıda konut ve imar uygulaması yargının konusu.

Açıklanan ara kararda 37 tutukludan 21 sanığın tutukluluğuna, 16 sanığın tahliyesine karar verildi. (BURSAPORT) Mustafa Bozbey ve çok sayıda sanığın yargılandığı dava, yalnızca kişilerin değil, yıllardır kenti yöneten anlayışların da sorgulanmasına neden oluyor.

Peki, Bursa'nın kent kimliğine en büyük zarar verdiği konusunda neredeyse ortak bir kanaat oluşan Doğanbey TOKİ projesi neden hiçbir zaman yargının konusu olmadı?

Yıllar boyunca hak sahiplerinin açtığı davalar, mağduriyet iddiaları ve şehircilik tartışmaları gündemden düşmedi. Fakat bütün eleştirilere rağmen Doğanbey hiçbir zaman bir mahkeme salonunda hesap veren bir şehircilik uygulaması olmadı.

Sadece Doğanbey TOKİ değil; Nilüfer Çayı'nın yıllarca sanayi atıklarıyla kirletilmesi, Bursa Ovası'nın en verimli tarım arazilerinin sanayi ve yapılaşma baskısıyla her geçen gün daralması, tarihi yapıların restorasyon adı altında özgün dokusundan uzaklaştırılması da etkili bir yargısal hesaplaşmaya konu olmadı. Kentin ulaşım yükünü artıracağı yönündeki eleştirilere rağmen stadyum ile hastanenin yan yana planlanması ki yıllardır açılışı beklenen hastanenin bir türlü açılamayacağı... Uludağ'ın plansız yapılaşma baskısı, kaçak sanayi yapılarının yıllarca görmezden gelinmesi, dere yataklarının ve doğal alanların imara açılması, zeytinlikler ile tarım alanlarının farklı kullanım kararlarıyla el değiştirmesi de Bursa'da uzun yıllardır kamuoyunun tartıştığı başlıklar arasında yer aldı. Buna rağmen bu projelerin çok azı ceza yargısının konusu olurken, kentin geleceğini değiştiren kararların büyük bölümü hukuki değil, yalnızca siyasi tartışmaların konusu olarak kaldı.

Eğer bir kentte şehircilik adına yapılan her yanlış gerçekten kamu vicdanını ilgilendiriyorsa, o zaman kamu vicdanı şu soruyu sormakta haklıdır:
Neden bazı projeler yıllarca "Bursa'ya ihanet" diye anılırken hiçbir hukuki sorgulamayla karşılaşmıyor da, bazı projeler iddianamelerin konusu oluyor?

Bu soru, hukuk devletinin herkese aynı mesafede durup durmadığını tartışmak içindir.

'İmar kirliliğine neden olmak' suçtur. Yargılama olmalıdır.

Ama bu yargılama nereden başlamalı?

Bursa'nın ihtiyacı seçici adalet değil, tutarlı adalettir.

Çünkü şehirlerin hafızası vardır. O hafıza, Doğanbey'i de unutmaz, bugün mahkeme salonlarında tartışılan projeleri de...

Gerçek adalet ise ancak geçmişte kente zarar verdiği düşünülen bütün uygulamalar, kim tarafından yapılmış olursa olsun aynı hukuk terazisinde değerlendirildiğinde anlam kazanır.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.