Erkekler de kadınlar gibi...

Pelin AKDEMİR 23 Mart 2021 Salı, 10:21

8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nün üzerinden iki hafta geçmişti ki Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bir kararnameyle İstanbul Sözleşmesi'ni tek taraflı feshetti. Bittiyse diye söze başlamak isterdim ama bitmedi, bitmiyor. Ne kadın ve kadının yaşantısı üzerinden tartışmalar ne de kadın cinayetleri. Yine genel geçer durumları sıralamak için bittiyse diyelim;

Çiçekli kutlamalar, şirketlerin kadınlar üzerinden yaptığı reklamlarla imaj düzeltme çabaları, siyasetçilerin yasalarla değil de yılın sadece bir günü kadını ve yaşantısını önemsediğini gösteren söylemleri, sosyal medyada ya da basında 'farkındalık' adı altında kadının nasıl işkenceye uğradığını gösteren video paylaşımları, kadınların yaşadığı sorunlarla ilgili hiçbir sonuca varmayan ve çözüm üretilmeyen tartışmalar, kadının ve kararlarının popülizme ortak edilmesi.

Bittiyse, değişime önce kendi algımızı sorgulayarak başlayabiliriz.

Bu ülkede her gün en az bir kadın erkek tarafından katlediliyor. İktidarın tavrı, yargıdan çıkan kararlar, siyasetçilerin söylemleri, basında yer alma biçimi kadın cinayetlerini 'normalleştiriyor' ve artmasına sebep oluyor.

Kadın, önce anne değil, insandır, bir bireydir. Çocuğa sahip olan kadın anne, erkek ise babadır. Babalık da annelik kadar kutsaldır. Bir baba annenin yerini, bir anne de babanın yerini dolduramaz.

Dini nikah bir nikah değildir. 'Çocuk gelin' yoktur. Evliliğe zorlanan çocuk vardır. Bu durumun hangi koşulda olursa olsun istismar olduğunu kabul etmeyen bir düşünce, önce kendini sorgulamalıdır. Çünkü istismarda 'çocuğun rızası' aranmaz.

'Namus cinayeti' yoktur. 'Namus' adı altında katledilen kadınlar ve tam uygulanmayan yasalar nedeniyle çoğalan katiller vardır.

Feminizm kadının üstünlüğünü savunmak demek değil, kadının kendi hakkını savunmasıdır.

'Kız kurusu' ya da 'evde kalmış' kadın yoktur. Evliliği tercih etmeyen ya da bir erkeği hayatına ortak edecek değerde görmeyen kadın vardır.

Ev işi sadece kadının görev ve sorumluluğunda değildir. Evde sadece kadın yaşamıyor. Sorumluluk ortaktır.

Kadının var olma, varlığını ispat etme mücadelesi verdiği şu dönemde, kadın ya da erkek fark etmez, önce kendi algımızı sorgulayıp eril dilden uzaklaşmamız gerekir.

'Erkek gibi' ya da 'Adam gibi' değil...

Erkekler de kadınlar gibi; birinin canına kast etmek yerine sevmeyi, sevilmeyi öğrenebilir, sevdiğini söyleyebilir.

Erkekler de kadınlar gibi; çocuğuyla ilgilenebilir, yemek yedirebilir, çocuğunun ödevlerini yaptırabilir.

Erkekler de kadınlar gibi; sadece kadınlara biçilen iş kollarında kendilerine çalışma imkanları yaratabilir.

Erkekler de kadınlar gibi; yemeğini yapabilir, evini temizleyebilir, çamaşırını yıkayıp ütüleyebilir.

Erkekler de kadınlar gibi; çiçeklerini sulayabilir, bahçesini ekip biçebilir.

Erkekler de kadınlar gibi; bunların hepsini gönülden ve gülerek yapabilirler.

Erkekler de kadınlar gibi; bunların hepsini annelerinden öğrenebilirler.

Kadın, kadının yaşantısı, kadının kararları üzerine konuşmak yerine erkekler de kadınlar gibi; yaşantılarını kendi başlarına idame ettirebilecek güce sahip olabilirler.