SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Eğitimsizliğin kurşunu bütün kalplere isabet eder

Yazının Giriş Tarihi: 22.12.2016 02:12

Bir tarafta bunlar yaşanırken diğer tarafta açılışlar hız kesmeden devam ediyor. Rus Büyükelçi'nin Ankara'dan törenle uğurlandığı saatlerde Cumhurbaşkanı, Başbakan ve diğer devlet erkânları zırhlı araçlarıyla, binlerce korumalarıyla geldikleri Avrasya Tüneli'nin gösterişli açılış törenini yaptılar.

Başbakan Binali Yıldırım Kayseri'de 14 askerin şehit olduğu gün programını iptal etmeye gerek duymuyor. Bunu da 'İptal edelim de teröristleri mi sevindirelim' sözleriyle vicdanını rahatlatmaya çalışıyor. Geçtiğimiz aylarda olası herhangi bir saldırıya yönelik iptal edilen milli bayram kutlamalarını hatırlamadan rahatlıkla konuşuyor.

Trabzon'da Katar Emirine peşkeş çekilecek yaylalar gösterilerek havai fişek kutlamalarıyla yeni stat açılışı yapılıyor. Neden Karadeniz'de derelerin yabancı ülkelere rahatlıkla satıldığını ya da adalara Yunan bayraklarının bu kadar rahat asılmasını bu kutlamalar açıklamıyor mu?

Cumhurbaşkanı açılışta yaptığı konuşmada suikasttan, Türkiye'ye gelen mültecilerden, 15 Temmuz darbe girişiminden aklında ne varsa her konudan bahsediyor. Avrasya Tüneli hakkında neyse ki bilgi vermeyi es geçmiyor. "Muhteşem eserimiz için devletin kasasından bir kuruş para çıkmadı" diyor ve tünelin yaklaşık 25 sene sonra tamamen devletin eline geçeceğini ifade ediyor.

Avrasya Tüneli İşletme İnşaat ve Yatırım (ATAŞ) şirketinin yatırımcısı, Kore'nin en büyük üçüncü şirketler grubu olan SK Engineering & Construction (SK E&C) tarafından yapılan tünelin maliyeti 1,3 milyar dolar.

Devletin bir kuruş para çıkarmadığı bu tüneli kimse bedavaya yapmadı tabi. Yani 25 yıl boyunca her geçişte 4 dolar + KDV'si Kore şirketine gidecek, diğer yapılan köprüler gibi devletin parasına bir kuruş eklenmeyecek gibi görünüyor. Ulaştırma Bakanı Ahmet Arslan'ın tünelden günde 100- 120 bin araç geçişi beklentisi gerçekleşirse eğer o zaman devlet geçiş hasılatının yüzde 30'unu alabilecek.

Osmangazi Köprüsü ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nden geçen araç sayısı ise verilen günlük araç garantisinin çok daha altında olması devleti zarara uğratıyor.

Haberlere de konu olan vatandaş isyan ediyor. "Bu zihniyeti anlamıyorum. Avrasya Tüneli'nden para vererek geçiyoruz. Hizmet dediğiniz şeylerin parasını ödeyip de kullanıyorum."

Devletin hizmeti para karşılığında olmaması gerekir. Olması gereken; devlet, vatandaşların verdiği vergilerle oluşan hazineden vereceği hizmetler için bütçe ayırır, kendi mühendisleriyle projeleri hazırlar ve hizmete sunar. Aslında devletin şu an bize sunduğu tek hizmet park ve bahçeler. Çünkü bir tek parklarda bedava gezebiliyoruz.

Hangi devlet kurumuna gidersek gidelim resmi evrak bedeli adı altında para ödemeden oradan çıkamıyoruz. Hastanelerde ücretsiz muayene adı altında katılım payı, okullarda okul kayıt ücreti ve sonrasında yapılan etkinliklerde istenen paralar gibi.

Asıl mesele bunu sıradanlaştıran ve devlet hizmetinin para karşılığı olarak algılanmasını sağlayan, kabul ettiren zihniyet.

Suikast

Ankara'da Rusya Büyükelçisi'ne düzenlenen saldırı Beşiktaş ve Kayseri'de yapılan saldırılar gibi bir intihar saldırısıdır. Saldırıdan sonra saldırganın kimliği ayrıntılarıyla anında tespit edildi.

Bizim daha çok polis olmasıyla ilgilendiğimiz saldırganın; geçmişi, kişilik yapısı, ruhsal durumu, ilişkileri, nerelerde kaldığı, nerelere gittiği, okuduğu kitapları, hatta rapor aldığı doktorun eniştesinin emniyetten ihraç edilen bir komiser olması dâhil bütün yaşantısı en ince ayrıntılarına kadar inceleniyor olayın aydınlatılması için. Çünkü önemli olan Türkiye- Rusya ilişkilerinin bozulmaması.

Asıl önemli olan yaşamı değil de geçici ilişkileri daha değerli bulan zihniyetimiz. Genel bakış açısı Rus Büyükelçinin suikasta kurban gittiğinin aksine iki insanın öldüğü temel alınsa, 22 yaşındaki gencecik birinin 'beni sağ ele geçiremeyeceksiniz' diyerek kendisini neden ölüme teslim ettiğinin asıl nedenleri sorgulansa geçici ilişkilerin bu şekilde bozulup bozulmayacağını gündeme getirecek bir olay yaşanmazdı.

Büyükelçi cinayetini konu alan Türkiye'nin değerli köşe yazarları olayın aydınlatılması, Türkiye-Rusya ilişkilerinde ne gibi değişiklik olacağı, olayda FETÖ ile nasıl bağlantı kurulduğunu ve devletin bu olaydaki güvenlik zafiyeti üzerine yazılarını yazdılar.

Soner Yalçın, 'FETÖ kılıfı' yazısında olayın kin/nefret cinayeti olduğu üzerinde duruyor. Asıl sorulması gereken sorulardan birini soruyor "Kim/ kimler bu genç polisi bu kadar mermi sıkacak ruh haline getirdi?" Ya da hangi yaşantılar?

İlker Başbuğ "Biz yapı olarak o tehdidi yaşamadan anlamıyoruz gibi geliyor. Bundan sonra Türkiye'de suikastlar olabilir dendi. Peki, biz bunu ciddiye aldık mı? Biz bir olayı yaşamadan ciddiye almıyoruz" diyor.

Biz ne yaşarsak yaşayalım önlem almayı değil, yas tutmayı bilen toplum zihniyetinde yetiştiriliyoruz.

Zihniyetimizi değiştirmek aklımıza hiç gelmiyor, sadece olayların akış yönünü değiştiriyoruz.

Habertürk'de yer alan Ajanda programının sunucusu Benan Kepsutlu Şanlıurfa'da yaptığı programda aşiretlere canlı bomba profilini soruyor. Bucak aşireti mensuplarından Fatih Bucak canlı bombaların radikal İslamcı gruplardan olduğunu, arkalarında maddi çok büyük güçlerin olduğunu anlatıyor.

"Küresel örgütlerin maddi gücü çoktur. Kandırılmış, eğitimsiz, biçare olmaları lazım, din sömürülmesi lazım. Ortadoğu'da İslam kullanılarak elde edilen canlı bombaları, en çok elinde tutan İslami Örgütlerdir. Bu İslami örgütlerde parasını kim verirse nerede isterse orada patlatır. Canlı bomba kökeninde radikal İslamcıdır. Kürtlükle ilgisi yoktur.

Canlı bombanın çoğunluğu bayandır. Çünkü 14 yaşındaki bir kız çocuğu 80 yaşındaki bir adamla evlendirilmiştir. Aile baskısı vardır. Evlenmek istemediği için dağa kaçmak zorundadır. Sudan sebepten bir bahanedir. Dağa gidince şartlar zordur, dönerse devlet ve ailesi kabul etmeyecek, ailesi töre cinayetinden öldürecek. Örgütten ayrılırsa örgüt öldürecek. Kurtuluş yolu canlı bomba olmaktır. Canlı bomba bayan profilini incelersek. 1- Eğitimsizdir. Üniversite mezunu canlı bomba bulamazsınız. 2- Çok güzel bir kızın canlı bomba olduğunu göremezsiniz. 3-Herşeyini kaybetmiş ve bitmiştir. Psikolojik dayatmalar ve ilaçlar da kullanılıyor."

Önemli olan saldırılar olduktan sonra kol kola gidip karanfil bırakmak değil. Küresel örgütlerin engellenemeyeceği güce sahip olması ortada ise intihar saldırılarında kendini fedai olarak adayan insanlara ulaşmak gerekliliğidir. Hangi örgüt olursa olsun temelinde dinin sömürüldüğü intihar saldırılarının önüne geçilebilecek önemli unsurlar önce eğitim, yaşam şartlarının iyileştirilmesi, toplum zihniyetinin kendini yenilemesidir.

Bu ülkede asıl önemli olan eğitim zafiyetinin olması. Özel okulları devlet okullarından daha iyi diye övünen bir insana Milli Eğitim Bakanlığı bırakılırsa, eğitim; vakıflarında, yurtlarında çocuk istismarlarının gün geçtikçe ortaya çıktığı cemaatlerin ellerine devlet tarafından verilirse, buna da çok az bir kesim ses çıkarsa bile göz yumulursa daha çok intihar saldırılarını, kötüye giden ekonomiyi, kandırılmışlığı, değişen anayasasının iyi-kötü getirilerini, hırsların kişiselleşmiş gizli savaşını hep beraber yaşayacağız. Ya da öleceğiz.

@pelinak08