SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Düşündük, düşünüyoruz, düşüneceğiz

Yazının Giriş Tarihi: 09.03.2016 00:15

Bu cümleyi Can Dündar'ın bir köşe yazısında okumuştum. Bir psikoloji kitabından okuduğu yazıyı ve bu yazıyı okurken hissettiklerini, yazının kendisine düşündürdüklerini anlatmıştı Can Dündar da yazısında.

"Diyordu ki; bunları düşündüğünüzde dünyadaki yerinizi, dünyayı terk ettiğiniz de oluşacak boşluğu, sevdikleriniz ve sizi sevenler için öneminizi anlayacaksınız."

Can Dündar yazısının devamında hemen kitabı bırakıp kendi cenaze törenini düşündüğünü anlatıyor. Böyle bir yazı okuduktan sonra kim düşünmez ki? Daha köşe yazısının sonuna varamadan beynimde canlanmaya başlamıştı kendi cenaze törenim.

Düşüncelerim sona erince makaleyi okumaya devam ettim.

"Ben o gün kurduğum o hayalle, canımın tüm yansımasına rağmen YENİDEN DOĞDUM." diyordu Can Dündar. Nasıl canlı bir hayaldi? Nasıl başkalarının duyguları bu kadar yakından hissedilebilir?

"Bence bu yazıyı sadece okuyarak bırakmayın... LÜTFEN ARADA BİR BURADAN ALDIKLARINIZI TARTIN, DÜŞÜNÜN VE HAYATINIZI GÖZDEN GEÇİRİN..."

Düşündüm, hayal kurdum. Can Dündar'ın bu yazısını okuduktan sonra ne zaman hayatın değersiz olduğunu hissetmeye başlasam kendi cenaze törenimi düşündüm farkında olmadan. Onlarca psikoloji kitabı okumadan tek bir yazıyla düşüncelerimin, hayatımın değişmeye başladığını fark ettim.

Can Dündar'ın bu yazısı bana bir farkındalık daha kattı. Bir gazetecinin, bir yazarın yazdığı yazı sadece gazetenin bir köşesini veya sayfalarını süslememeliymiş. Aynı zamanda insanların düşüncelerini de süslemeliymiş. Düşünmeye, araştırmaya sevk etmeli, hayatlarda bir iz bırakmalı, geleceği beslemeliymiş.

Sanırım Can Dündar bunu bütün yazılarında başarıyor. MİT tırlarının Hatay'da durdurulması ve görüntülenmesi üzerine yazdığı köşe yazılarıyla düşündürmüştü yine bizleri. Sahi dedik, nereye gidiyordu bu tırlar? Biraz zaman aldı söyleyecek cevapları bulmak. "O yardımlar Suriye Bayırbucak Türkmenlerine gidiyordu." deyip son karara varıldı.

Belki gerçekten özgürlüklerini savunmak adına gönderiliyordu bahsi geçen yardımlar.

Amacı ne olursa olsun, silahla yardım demek, savaşa destek verildiğinin göstergesidir.
Hadi bunu kabul ettik. Görüntüler neden sansürlenmişti? Neden bu yardımlar gizli tutulmuştu?

Sadece Can Dündar değil Erdem Gül de milleti düşündürmenin bedelini fazlasıyla ödedi. BBC Türkçe'ye olayı anlatan gazeteci Fatih Yağmur "Dokunanın yandığı bir konu oldu MİT tırları" sözüyle olayın derinliğini anlatmıştı.

Onlar ödedikleri bedelin izlerini silmeye çalışırken arkalarından söylenen ithamlarla bizlere yeni düşünceler armağan ettiler.

Vatan hainliği nedir? Casusluk nasıl yapılır? Kimler casustur? Terörist kimdir? Medyanın özgürlüğü nereye kadar sınırlandırılmalıdır? Devletin ve hükümetin başı kimdir? Anayasa Mahkemesi'ne kimler saygı duymalıdır? Hangi devlet adamları ve siyasetçileri kendi ülkesinin yargı organının verdiği kararları eleştirip kabul etmez?

Daha da önemlisi olay, gazetecilerin gizli tutulması gereken! Bir haberi ifşa etmesiyle ilgiliyken Anayasa Mahkemesi'nin başı nasıl yanar? Bundan sonra Anayasa Mahkemesi'nde ne gibi değişiklikler beklenmektedir? Anayasa Mahkemesi'nde yapılacak değişiklikler bizi nasıl etkileyecek?

Biz bunları düşünedururken hakkaniyetli gazetecilerimiz bize gerçekleri göstermeye, yazılarıyla düşüncelerimize düşünce, fikirlerimize aydınlık katmaya devam edeceklerdir.

Özgürlükleriniz baki kalsın!

@pelinak08